Turkcell Nasıl Türk Kalır?

Turkcell Nasıl Türk Kalır?

Turkcell’in yabancı ortaklarının Türk ortakları ve bağımsız üyeleri eleştirmesi tek taraflı değil elbette. Çukurova Grubu, özellikle de bizzat Mehmet Emin Karamehmet, yabancı ortaklarını eleştiriyor. Bazı konularda adil davranmamakla suçlarken özelikle Turkcell’in Türk kimliğini elinden alacaklarını söylüyor ve ekliyor: Turkcell Türk kalmalı!..

Turkcell’in Türk kalması konusunun ne anlama geldiği çok fazla konuşulmadı. Yani herkes Türk kalmasını söylüyor ama kimse bunun tam olarak ne demek olduğunun çerçevesini çizemedi. Altimo’dan Mustafa Kıral’a Turkcell’in Türk kalmasının ne anlama geldiğini sorduk.

Kıral, konuyla ilgili söylenenlerin yanlış yönlendirici olduğunu belirtiyor: “Turkcell elbette Türk kalmalı. Ama bunun için sahiplerinin Türk olması gerekmiyor. Zaten fiiliyatta mevcut sahiplerinin yüzde 80’i yabancı. İsminin içinde Türk geçiyor. İstanbul’da borsaya kote. Türkiye’ye iş gücü sağlıyor. Türkiye toprakları içinde devlete düzenli olarak vergisini veriyor. Türk kanunlarına tabi ve BTK ve SPK gibi kurumların koyduğu şartlarla yönetiliyor. Ve son olarak tabii ki yöneticileri Türk. Bunların hepsi yerine getirildikten sonra sahibinin adının ne olduğu farketmez, o şirket Türktür.”

Altimo her fırsatta hiçbir şirketin yüzde 50’den fazla hissesinin peşinden koşmadığını söylüyor. Turkcell için de böyle bir amaçlarının olmadığını üstüne basarak tekrarlıyor.

Bu noktada cevabı en çok merak edilen en kritik soruyu soruyoruz: Altimo Turkcell’den memnun mu? Altimo genel hatlarıyla Turkcell’den memnun. Örneğin Türkiye içindeki imajı, markayı muhafaza etmesi, en çok çalışılmak istenen şirketlerden biri olmasını Turkcell yöneticilerinin başarısı olarak görüyorlar. Ancak dışarıdan baktıklarında EBIDTA marjının daha yüksek olabileceğini, olması gerektiğini diye getiriyorlar.
Altimo’nun Turkcell’den en büyük memnuniyetsizliği dış pazarlara gerektiği gibi açılamamasında yatıyor. Kıral, Turkcell’in hemen doğusundaki ülkeler, Mısır, Libya ve Orta Afrika ülkelerinde çok başarılı satın almalar yapabilecek potansiyele sahip olduğunu ancak bunu yapamadığını söylüyor.

Kıral Türkiye’deki telekomünikasyon bilgisinin çok iyi olduğunu vurgularken konum itibarıyla çok iyi bir yerde olduğunu da söylüyor: “Son yıllarda yaşanan politik gelişmeler Türkiye’yi dünyada ve en çok da çevre ülkeler arasında çok önemli bir konuma getirdi. Bunu kullanabilirsek gelişmekte olan ülkelerde büyümesini tamamlamamış şirketler satın alınarak karlı hale getirilebilir.”

Kıral son iki senesini Afrika’da geçirdiğini buralardaki fırsatların gerçekten çok önemli olduğunu söylüyor: “Fırsatlar beklemez. Bir an önce harekete geçilmezse bu fırsatlar kaçabilir.”

Kıral son iki senesini Afrika’da fırsatlar arayarak geçirmiş. Bu bölgedeki özellikle birçok ülkede önemli ilişkiler kurmuş. Konga ve Nijerya gibi ülkelerdeki fırsatları yakından takip etmiş ve bunların Turkcell’in yapısına çok uyduğunu söylüyor. Gerektiğinde bu bilgi birikimini Turkcell’e aktarmaya hazır ancak Turkcell genel kurulunda Colin Williams’ın bu anlamda yapılan konuşmalarda şirketin önünü tıkadığını, yeterince hızlı adımlar atamadığını söylüyor.

Tüm dünyada şirketler, bu tip satın almaları borçlanma yoluyla yapıyor. Kıral, Turkcell’in bu konuda da şanslı olduğunu zira kasasında 3 milyar dolara yakın nakdi bulunduğunu belirtiyor. Bu kadar nakitle birşey yapmadan oturmanın yanlış olduğunu söyleyen Kıral, bunun ya böylesi karlı satın almalar için kullanılmasını ya da hissedarlara dağıtılmasının gerekliliğini dile getiriyor.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş