Site icon T K N L J

TTnet televizyonu asli işi yaptı

Tivibu İçerik Direktörü Volkan Üst ve TTNET Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mert Başar

Tivibu İçerik Direktörü Volkan Üst ve TTNET Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mert Başar

TTnet, Tivibu adında bir televizyon platformu açmıştı. Bu platformda bazı değişikliklere gitti. Ancak bu toplantıyı sadece Tivibu birkaç yeni kanal daha açıyormuş olarak yorumlamak, konuyu çok hafife almak olur. O yüzden de konuyu daha derinlemesine, bizden beklendiği gibi TKNLJ formatında inceleyelim…

Öncelikle hep birlikte bu toplantının neden yapıldığını, gönderilen basın bülteninin girişiyle gözden geçirelim:

TTNET, HD yayınlarıyla birlikte 12 yeni sinema kanalını kullanıcılarının beğenisine sunuyor. Dünyanın önde gelen stüdyoları ve Türkiye’nin önemli yapımcı firmalarıyla yapılan işbirliğiyle; “Sinetivi”, “Sinetivi 2”, “Sinetivi Adrenalin”, “Sinetivi Adrenalin 2”, “Sinetivi Karnaval”, “Sinetivi Karnaval 2”, Türkiye’nin ilk IPTV platformu Tivibu’da izleyicilerle buluşuyor. Toplam 24 sinema kanalı sayısına ulaşan Tivibu, Türkiye’nin en fazla sinema kanalına sahip TV platformu oldu. (…) Sinetivi kanalları 2014 sonuna kadar tüm Tivibu üyelerine açık olarak yayın yapacak. 2015 yılında, Tivibu’daki tüm sinema kanallarında 2500 film yer alacak. Bunlardan 1000 tanesi ise Sinetivi kanallarında yayında olacak.

Biraz Türkiye’deki televizyon ve platform tarihine hızlıca göz gezdirelim…

Türkiye’de adından bahsedebileceğimiz ilk TV platformu 1988 yılında PTT bünyesinde kurulan Kablo TV… O zamanlar sadece 9 şehirde hizmet veren sistem 1995 yılında Türk Telekom’a devredildi ve faturalar Türk Telekom üstünden kesilmeye başlandı. 2008 yılında Türk Telekom’un özelleştirilmesi devreye girince işin içine Rekabet Kurulu girdi. Tüm yumurtaların aynı küfeye konmasını istemeyen kurulun emriyle biraz da polemik çıkarma pahasına Kablo TV sistemini Türksat AŞ’ye devretti. Teledünya markasıyla hizmet veren sistem bugün hala aktif ve 22 ilde hizmet veriyor.

Peki platform böyle de paralı televizyon kanalı nasıl başladı? Elbette bu işin başı Erol Aksoy’un kurduğu Cine5 zamanına denk geliyor. Evlere dekoder satarak 1993 yılında hizmete giren bu platform, o zamana kadar açık kanallarda yayımlanan maçları bünyesine katarak satış yaptı. Bir dönem 700 bin aboneye kadar ulaştı. Sonrasında Erol Aksoy’un ödenemeyen borçları yüzünden devlet tarafından el kondu, paralı olmaktan çıktı. Bugün bir platformdan sade suya bir kanal olmaya kadar geriledi ve hayatını öyle sürdürüyor.

Sonra ülkede kısa da olsa bir Telefon macerası yaşandı: Maç haklarını alan tüm platformların yaşayamayacağını gösteren bir vaka gibiydi adeta… 1998-1999 yılı futbol sezonu bitiminde yapılan ihalede ciddi ücretlerle bu kanal futbol yayınlarıyla hayata geçti. Ancak şifreleme kutularının ülke sathında yaygınlaşamaması, yeterince para toplanamamasının üstüne bir de yönetim zafiyeti eklenince 1999-2000 yılı futbol sezonunun ikinci yarısında platformun sahibi Cem Uzan futbol yayınları için taahütlerini yerine getiremedi ve yayınlar tümüyle Digiturk’e geçti.

Digiturk’ün hikayesi daha da enteresan… 1999 yılında Türkiye’nin yenilikçilikler kralı Karamehmet ile medya kralı Doğan ortaklığında hayata geçirilecekken o zaman ikinci dalga GSM ihalesi kapsamında ortak olmaları yasak olduğundan, Aydın Doğan Karamehmetle ortak olursa GSM ihalesine giremeyeceğinden Karamehmet tarafından tek başına kuruldu. Ben 1999 yılının ortalarında test yayınlarından itibaren izlemeye başladım. 2000 yılının Nisan ayında ciddi hizmet vermeye başladı ve maç yayınlarını bünyesine aldı. Ama bunun yanında Kablo TV üstündeki müzik ve belgesel kanallarında münhasırlık sağladı. İlk sayısal TV platformu olması sebebiyle cidi oranlarda kabul gördü. Arka arkaya maç yayınlarını alması abonelerinin kalıcı olmasını sağlarken önce film kanalları, ardından gelen dizi kanallarıyla her kesimin kabul ettiği ve benimsediği bir yapıya kavuştu. Artık Türkiye’de televizyon yayınlarına para vermek, Cine5 zamanındaki gibi gaip gelmiyordu kimseye… Ama her TV platformu kurucusunun başına gelen şey Karamehmet’in de başına geldi. Borçlar yüzünden Digiturk’e el kondu.

Bu hikayelerin ardından Tivibu gibi, Turkcell TV gibi hizmetler geldi. Bu hizmetlerin detayını TKNLJ sayfalarından bulabilirsiniz…

 Neden bu platform yarışı? Biraz bunun sebeplerini inceleyelim:

Geçtiğimiz günlerde oğlum bana bir kavramın anlamını sordu. Her zaman elinde olan akıllı cihazları işaret ederek internetten aramasını söyledim ona. “Haklısın” dedi ve internete girdi. Ben onun Google’dan arayıp bulmasını beklerken bizim kuşağın anlayamayacağı bir şeyi yaptı ve Youtube’u açarak oradaki arama kutusuna öğrenmek istediği kavramı girdi. “Ben her şeyi buradan bulabiliyorum” dedi bana ve gerçekten aradığını oradan buldu da…

Video bizim için yükselen bir kavram olabilir. Ama yeni gelen kuşak için video neredeyse tek bilgilenme, öğrenme ve bilgiyi yayma kaynağı. Görünen o ki birkaç yıl içinde yazılı kaynaklar bir tek biz romantikler için bir anlam taşıyacak. Gazetelerin eski kafalıların “kağıt gazete asla ölmeyecektir” söylemlerine karşı bağıra bağıra ortadan kalktığı gibi video olmayan her şey de bir şekilde silinip gidecek. Videoyu saatimizden, gözlüğümüzden ya da klozet kapağından izlemeye başlayabiliriz ama sonuçta video hep hayatımızın en değerli parçası olarak kalacak.

Videonun geçmişle kıyasladığımızda çok daha önemli bir yönü daha var: Gülük hayatımızın en önemli parçalarından biri haline gelen veri aktarımını, datayı en değerli kılan unsurlardan biri yine video. Bugünün en değerli ve karlı şirketleri telekomünikasyon sağlayan kurumlarsa video onların temel beslenme maddesini oluşturuyor ve bu bakış açısıyla besin zincirinin de en tepesinde duruyor.

Videoyu kontrol etmek için ya Youtube’un sahibi olacaksınız, ya da kendinize herkesin geleceği ve aylık bazda para ödediği bir platform kuracaksınız. Çünkü yeterince iyi bir platformunuz varsa aile bütçesinin cüzdan payında alınmayı bekleyen aylık 40 ila 75 liranız var.

Tivibu neden gelişmek istiyor?

Türk Telekom, iştiraki TTnet üstünden internet uygulamaları yapmaya başladı son birkaç senedir. En başta TTnet Türk Telekom’un rekabet yüzünden satamadığı internet bağlantısını dağıtan zahiri bir kuruluşken alınan stratejik bir kararla eğlence ve mutluluk dağıtan bir kurum haline geldi: Müzikten oyuna, eğitimden videoya, elektronik ticaretten kitaba kadar birçok hizmeti bünyesinden vermeye başlayan bir kuruluş oldu çıktı.

İsmi zikredilen hizmetlerin en hızlı paraya dönüşen ve cüzdan içinde garantili yeri olanı ise elbette ki TV… Bu yüzden TTnet genel müdür yardımcısı Mert Başar sorduğum soru üstüne “televizyon bizim asli işimiz” dedi ve ekledi: “Bu alanda gelişmek için elimizden geleni yapacağız”.

Gelişmek ne demek? Film ve diziler konusunda alanının tek ismi olmak demek. Ülkenin en premium ve para eden hizmeti maçları yayımlamak demek. Bir diğer bakış açısıyla Digiturk’ü almak demek, Süper Lig ihalesine girerek maç yayınlarını 2017 yılı itibarıyla birkaç seneliğine almak demek. Mert Başar açık ve net bir biçimde söylemese de (ki bulunduğu konum ve borsaya açık ana şirketi yüzünden bunu daha açık söylemesi söz konusu olamaz) hem Digiturk hem de Süper Lig ihalelerinde önde olacaklar, en önde kalmaya gayret edecekler.

Konuyu 10 maddede inceleyelim:

  1. Şimdiye dek kurulan bütün internet tabanlı video platformları tencere kapağını anten olarak kullandığınızda dahi bedavaya görebildiğiniz ulusal kanalları yayımlamanın ötesine geçemedi. Bunlar için para vermek, evinden içeri yepyeni bir kutu sokmak saçmalığın daniskası.
  2. Şimdiye kadar kurulan platformlar film olarak eski püskü, modası geçmiş şeyleri önümüze koyuyorlar. En iyi filmi getirebilmeniz için çok film almanız gerekiyor. “Ben tek filmi göstereceğim o da bu senenin en kral filmi olsun” dediğiniz zaman yabancı film üreticileri gülüyor size. Çünkü onlar ancak B Movies dediğimiz düşük bütçeli yapımları ve aptal aşk filmlerini ve eskileri gösterdiğiniz zaman yeni filmleri satıyorlar. Eğer iyisini göstermek istiyorsanız çok satın alacaksınız bunun başka yolu yok. (O yüzden Digiturk şimdiye kadar film gösteriminin kralıydı)
  3. Eğer film gösterimi yapıp insanların buna para vermesini sağlamak ve onları mutlu etmek istiyorsanız bir film seçim ekibi kuracaksınız. Bunun başka yolu yok. Şimdiye dek başkalarının seçtiği filmleri ve paket sinema kanallarını kullanan TTnet akıllıca bir hareket yapıp bu işin uzmanı bir film seçim ekibi kurmuş. Ekibin başına TV kökenli bir içerik direktörü, Volkan Üst’ü atamış. Bilerek seçiyorlar, çocukluklarında yengelerinin çok hoşlandıkları filmleri değil.
  4. Normalde filmler önce sinemada gösteriliyor. Sonra DVD, sonra da herkese açık TV kanallarında. Ancak sizin Tivibu, Turkcell TV+ ve Digiturk gibi şifreli bir platformunuz varsa ve bunu “herkese seyrettirmeme” garantisi veriyorsanız o zaman DVD öncesinde size veriyorlar gösterim hakkını. Yani şifreli bir yapı kurmuş olmak çok önemli.
  5. Türk Telekom özelleştiğinde 20 milyonun üstünde abonesi vardı. 2008 yılından bugüne abone sayısı neredeyse yarıya indi. Bu düşüş devam edecek gibi duruyor. Eğer acil adım atılmazsa veya bir mucize olmazsa 2023 yılında karasal hatları sadece müzelerde yahut eski Hollywood yapımlarında görebileceğiz. TV, bu abonelerin kaçışını durdurabilir.
  6. Televizyon çapraz sübvansiyonlar için ideal bir ortam oluşturuyor: Maçlar bir yandan çok seyredilmek istenen diğer yandan para verilmemek istenen bir şey. “Eğer benim internetime ayda 100 lira verirsen maçları bedava seyredersin” veya tam tersi “maçlara 100 lira verirsen internet bedava” derseniz ne televizyonda ne de internet ortamında rakibiniz kalmaz.
  7. Spor yayınlarını ve filmleri çok iyi veren bir platform ister istemez ülkenin en garantili A sınıfı kitlesini kucağına alacaktır. Bu kitleyi yakalamak için 50 milyon kişiye reklam göstermeniz gerekecekken burada A sınıfı kitlenin bırakın ev adresini ve kredi kartı numarasını, romantik mi yoksa aksiyonsever mi olduğunu dahi bileceksiniz
  8. Video seyretmek için en çok gereken şey ne? Tabii ki hızlı bağlantı, yani fiber. Peki ADSL dünyasında toplam pazarın yüzde 95’inden fazlasına sahip Türk Telekom grubu en çok rekabeti nerede yaşıyor? Evet yanlış tahmin etmediniz, fiber yarışında. Fiber kullanmak için premium içerik veya sportif bir motivasyonu olan şirket yarışa sizce kaç adım önde başlar?
  9. Keşke demeseler dediğim iki nokta var. Ellerin bu kadar sağlam olduğu bir konuda 24 kanal var demek biraz tuhaf. Çünkü kanalların çoğu birbirinin tekrar kanalı veya aynı kanalın HD sürümü. Yani 24 farklı kanal var izlenimi uyandırılarak paket satılırsa insanlarda yüksek hayal kırıklığı yaratılabilir.
  10. Bültende anlamadığım bir nokta var: Hizmeti 2.8 milyon kişi deneyimlemiş. Ama 1.6 milyon abone var.Deneyen her 2 kişiden biri beğenmiyor anlamı çıkar mı bundan?

Türk Telekom ve iştiraklerinin video olayındaki dezavantajlarına bakalım son olarak:

Fiyatlar:

Exit mobile version