7 Ghz için değil, Türkiye’de teknolojinin gelişmesi için yatırım

7 Ghz için değil, Türkiye’de teknolojinin gelişmesi için yatırım

Turkcell TÜBİTAK ve BTK çağrılı bir toplantı biz gazetecileri Swissotel’in minik bir salonuna topladı. Küçük toplantı salonunda biraz geciken BTK başkanı Tayfun Acarer’i beklerken taraflar birbirleriyle oldukça kaynaştı. Kimdi bu taraflar? TÜBİTAK, Turkcell, Simpro ve eser miktarda BTK yetkilisi.

O minik salonda oturup sıcak bir sohbet başlattık. Oraya Türkiye’nin ilk radyolinkini görmek için çağrılmıştık. Gerçekten de sahnede öylesine boy gösteren bir radyolink cihazı vardı. Radyolinkin ne olduğunu bize heyecanla anlatıyordu yetkililer: “Veri aktarımı yapılacak bununla, üstelik öyle böyle değil 50-60 kilometrelere aktarılacak veri. Fiber için toprak kazılamadığında filan… Radyolink taşıyacak bu verileri. Türk de olacak bu. Herşeyiyle hem de.”

Proje fikren 2008 yılında olgunlaşmaya başlamış TÜBİTAK’ın kafasında. Gebze MAM yerleşkesinde TÜBİTAK ile yakın çalışmalar yürüttüğü için daha ilk günden tüm Turkcell kayıtsız şartsız destek sözü vermiş kurumlara. dilye kolay dolu dolu üç  ene projenin üstünde çalışılmış, 2.1 milyon TL gerçekleşip gerçekleşmeme riski sorgulanmadan harcanmış.

Sonuçta ortaya çıkan ürün hemen Simpro isimli bir firmaya ürettirilmiş. Ciddi bir zaman dilimi boyunca konuyu yakından destekleyen BTK’nın da bilgisi dahilinde denemeler yapılmış. Türkiye’nin yağmurunda çamurunda karında kışında bu alet denenmiş ve konunun uzmanları tarafından tam not almış. Bunun üzerine Turkcell, Simpro ile 51 il için 150 cihazlık bir anlaşma imzalamış.

Kafamızı kurcalayan soruların cevaplarını almak için konuşmacılarla derin bir sohbete girdik: Önce ortaya çıkan bu aletin kimin olduğunu öğrenmeye çalıştık. Öyle ya Turkcell 2.1 milyon TL yatırım yaptıysa Türkiye’nin en önemli yatırımcılarından biri haline gelmişti. Ama işin içinde TÜBİTAK vardı ki cihazın tamamının tasarımı ve programlanması onlara aitti. Soruyu TÜBİTAK cevapladı. Cihazın her tür fikri mülkiyet hakkı TÜBİTAK’a aitti. TÜBİTAK bunların üretim hakkını yalnızca Simpro isimli KOBİ şirkete vermişti ki bu şirket de en çok Türk katma değeriyle cihazın nasıl hayata geçirileceğini araştırmıştı.

Peki bu cihazı isteyen herkes alabilecek mi diye sorduğumuzda Turkcell de dahil TÜBİTAK, Simpro ve BTK keşke herkes alsa dedi. Çünkü satılan her ürün, cari açık yaratan döviz harcamalarını azaltacak bir fırsat olacaktı. BTK Başkanı Acarer’e bu ürünlerin satılması için 3G lisanslamasına benzer bir zorunluluk getirdiniz mi diye sorduk. Hatırlarsanız 3G linsanslarının verilmesi sırasında mühendis istihdam etmekten Ar-Ge yaratmaya, cihaz kullanımındaki Türk yüzdesini artırmaya kadar birçok zorunluluk yazılı olarak istenmişti şirketlerden. Acarer konuya şöyle girdi: Zaten günümüzde 3G hizmeti vermek için yüzde 50 oranında Türk malı cihaz kullanım zorunluluğu var. Radyolink de 3G’nin çok önemli bir parçası olduğundan bu alanda firmaların tercih etmesi gereken bir ürün olacak…”

Bu cihazların en önemli yönlerinden birini, en sessiz sedasız olanını, hatta bu yazıya başlığını vereni sonradan anlattılar bize: Cihaz 7 gigahertz üstünden çalışıyordu. Bu frekans, veri aktarımı için çok idealdi. Diğer frekanslara oranla hem daha uzağa veri gönderiyordu hem de yağmur gibi kötü hava koşullarında diğer frekanstan yayın yapan aletlere göre çok daha az etkileniyordu. Mükemmeldi tek kelimeyle.

BTK bu frekansı Mobil iletişim şirketlerine vermemişti. Çok güzel bir buluşla onlara demişti ki “ne zaman bir Türk radyolink cihazı kullanmaya başlarsınız o zaman bu frekansı size veririm…” Bu konuda yapılan çalışmaların bir motivasyonu da buydu. Bir de işi şu yönüyle düşünün: İletişimi daha etkin hale getiren bu frekansı önce gelen kapıyordu. Yani Levent’e bu aletten bir tane koyduğunuzu düşünün. Bir tane de mesela Güneşli’ye koydunuz. Bu cihazlar birbirlerini gözle görerek veri aktarımı yapıyorlar. Araya başka herhangi bir radyolink koyamıyorsunuz. Koyduğunuz anda tüm sistemler aynı anda çalışmaz oluyor. Önce kapan alıyor yani.

Biz tam bunları konuşurken bir elektronik posta geldi Vodafone’dan. “Biz de Türk radyolinki yapıyoruz” diyordu bülten. Yanımızda konuşmakta olan BTK başkanının ağzından alınmış birkaç kelime ve Vodafone Türkiye Teknolojiden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Jorge Fernandes katkılarıyla gelmişti bülten.

Türkiye’de bunun üretimi için kiminle anlaştığını sormak istedik çünkü yaklaşık bir buçuk saat boyunca TÜBİTAK ve BTK yetkilileri bunun sadece Simpro tarafından üretildiğini, başka kimseye bunun üretim hakkının verilmediğini söyleyip durmuşlardı. Vodafone bu sorumuzu yaklaşık 2 saat 3 dakika sonra cevapladı: Bu girişim BTK’nın 3 operatörün de yerli teknolojiye yatırım yapması amacıyla 7 GhZ bandı için izin vermesiyle başlamıştır. Bu proje tek bir operatöre yönelik bir proje değildir.Vodafone Türkiye de zaman kaybetmeden TUBİTAK’a başvuruda bulunmuştur. Yaklaşık 2 yıldır test çalışmalarını sürdürdüğümüz proje kapsamında TÜBİTAK ile satın alma sürecini 16 Ocak tarihinde somutlaştırmıştık, imza süreci de yakında tamamlanacaktır. Proje için gerekli frekans tahsislerimiz de BTK tarafından 25 Ocak tarihinde onaylanmıştır.

Vodafone bizi anlamamıştı. Aslında konuyu da tam olarak anlamamıştı. Bu bir frekans tahsisi olayı değildi. Bu, Türkiye’de teknoloji üretilmesini giderek artırmak çin atılmış bir adımdı. “Biz de 7 gigahertz kullanmaya hak kazandık işte” değildi mesaj. 7 gigahertz gibi frekanslar her zaman veriler, alınır, benzerleri bir yerleren kıt kaynak da olsa bulunur. Ama bu ülkeye 4 senelik çalışmaya verilen omuz her zaman bulunmaz gibi geliyor.

Hakettiğimiz frekans aralıklarını değil de Türkiye’de Türk teknolojisinin çıkması için verilen çabaları öğrenmek için dört gözle bekliyoruz…

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş