ABD Hükümeti SOPA’yı nasıl yedi? Türkiye’de niye kimse SOPA yemez?

Stop Online Piracy Act cümlesinin kısaltması SOPA yapıyor. ABD uzunca bir süredir SOPA kelimesiyle çalkalanıyor. ABD meclisi başta Microsoft gibi BSA kurucusu şirketler olmak üzere birçok kurumun yakın temas ve taarruzunun ardından inanılmaz bir kanun çıkarmaya yeltendi: Korsanlığa yakın giden içerik sahibi internet siteleri servis sağlayıcıları tarafından kapatılacak, hatta öldürülecekti. Devlet inanılmaz tedbirlerle bu tarzda sitelerin reklam almasını engelleyecek, onlara yapılan bağışlara el koyacak, bunların yapılabilmesi için de PayPal gibi kuruluşları sorumlu tutacaktı.

Biraz daha devletçi olanlarımızda “şerefsiz korsanları asmayalım da besleyelim mi” şeklinde Kenan Evren tarzı yaklaşımların yanıp söndüğünü görür gibi oluyorum. Ah bunu ABD’de de anlatamıyorlar, biz Türkiye’de de anlatamadık. Bu adamlar kanunu muğlak yapıyor. Bunu bilgisizlik yüzünden mi yapıyor yoksa yalandan eşek mi oluyorlar bilinmez. Kanun maddesi “herşeyi ve hiçbirşeyi” yasaklıyor. Baktığınızda Bill Gates’in çoluğunun çocuğunun rızkını beleş olarak insanlara dağıtıyor, Adobe’nin ocağına incir ağacı dikiyor… Kötü ve pis adamlar hatta teröristler (Bir ara korsan CD’ye verilen her para PKK’ya gider reklamları vardı). Ama bu kadar mı muğlak kanun yapılır…

Adam korsan film dağıtmış, yuvasını yıkın. Tüm dünyada önlem alın, maddi kaynaklarını kesin, hatta evine özel tim gönderin. Peki siz toplum olarak bunun sadece korsan yazılım dağıtanlara yapılacağına yüzde 100 emin olabilir misiniz? Aranızdan hiçbirinde ya bunu devletlerin ari çıkarları için kullanabilecek kötülükte politikacı veya türevi insanlar olabilir korkusu yok mu?

Bizim olmayabilir, ama ABD’dekilerin var. Oradakiler korsan, pornocu filan demeden özgürlüğün özünü anlayıp topluca hareket edebiliyor. Sadece gelen bağışlarla beslenen ve hep küçümsenen internet ansiklopedisi Wikipedia(dan dünya devi Google’a kadar birçok internet tutkunu şirket bir gün karartma kararı aldı. Bunu yaparken acaba korsan programlar giderse gelirimizden oluruz diye mi düşündüler? Bir daha porno bulamayız mı dediler? Hayır. Onlar salt özgürlük için bu yola çıktılar.

Sonra birden ABD başkanı Obama yumuşadı. Yok ben öyle demek istememiştim zaten dedi ve geri adım attı. ABD bu anlamda verdiği SOPA’yı geri çekti ve kendi sopasını yedi.

Peki gelelim bize… Biz derken ülkemize. Sene 2000’lerin başı. Burada bazı kanun maddeleri çıktı. Aman dedik yanlış olmasın bunlar ya kötüye kullanılırsa? Ya iyi niyetle başlayan şeyler sarpa sararsa… Ama kimse bizi dinlemedi. Sonradan tarihin karanlık sayfalarında gerçek yerini bulup kaybolup gidecek bazı başbakan yardımcısı milletvekilleri ve bakanlar bu tasarının arkasında durdu. O zamanlar interneti öyle görüyorlardı çünkü. Sonra ikinci dalga geldi. porno bahane edilerek onbinlerce site kapandı. Hangi sitelerin kapandığını söylemek şöyle dursun, kapanan site sayısını bile vermekten imtina etti ülkemiz. Beyaz ve kara listelerin kötüye kullanılma olasılığını dile getirdikçe bunlar zaten bilmiyor, bunlar zaten pornocu yakıştırmalarına muhattap kaldık.

Biz o zaman yanımıza bırakın bir Wikipedia veya Google’ı, gazetecileri bile alamadık. Kendi küçük tivit dünyasından büyük interneti görmeye çalışan her ibiş ikna oldu. Ne gazeteler, ne internet siteleri, ne sivil toplum kuruluşları… STKlar demişken, hepsinin birer internet işi vardı, ve aptal pornocu özgürlüğü için işlerini tehlikeye atacak durumları yoktu. Sustular. Susturulduk dediler ama bayağı sustular. Birkaç akademisyen, birkaç sivil toplum örgütü, onbinlerce kişi.

Şimdi ABD’de olanlar bize gelir mi? Orada olanlar bize ulaşır mı? Buradaki internet siteleri buna destek verir mi? Yoksa hala bu çirkin cahillik ve yandaşlık sürer mi… Beraberce görelim.

Bugün ABD’nin sopa yemesinin birinci günü. Bugün vatandaşlarımızın SOPA’dan haberdar olmamasının onuncu yılı.