
Türk Telekom tatil yerlerinde kışın kaç kişilik ekiple çalışırsa yazın da o kadarlık ekiple çalışıyor. Örneğin kışın 20 bin kişilik bir beldede tek ekiple idare edebilen şirket, yaz ayları geldiğinde, nüfus 100 bine çıktığında aynı ekiple durumu kotarmaya çalışıyor ve tabii ki patlıyor.
Burada iki vahim nokta var: Bunlardan birincisi BTK’nın koyduğu kurallara göre 7 gün içinde vatandaşın işi halledilmek zorunda. Birebir konuştuğum arkadaşlar eğer 7 gün içinde halledilmezse şirketin kendilerinden ilk randevu talebini iptal etmelerini, yeniden randevu almalarını istiyorlarmış. Böylece 7 gün kuralına takılmayıp ceza yemekten de kurtuluyorlar.
İkinci ancak en vahim gelişme de diyelim ki bir beldede internet kullanacaksınız ve bunu Türk Telekom dışında bir firmadan satın almak istiyorsunuz. Elbette şirket herkese internet verme kapsamında bu interneti kendi satmasa da bağlamak zorunda. Ama başlıkta da size belirttiğimiz gibi Nasreddin Hoca fıkrası devreye giriyor:
Subaşının eşeği kaybolmuş. Eşeğin bulunması için herkes seferber olmuş. Bu arada nasıl olmuşsa, Hoca da aralarına katılmış. Subaşının adamları Hoca’ya : “Efendi, hepimiz birer yana dağılıp eşeği arayacağız. Sen de şu bağların arasına bakıver.”
Hoca başlamış eşeği aramaya… Türkü söyleyerek bağların içine dalmış. O sırada birkaç adama rastlamış.
Adamlar:
” Efendi, burada ne ararsın böyle?” diye sormuşlar.
Hoca :
” Subaşının eşeğini ararım ” demiş.
Adamlar hayretle :
” Bu nasıl arama !” demişler. ” Türkü söyleyip geziyorsun sen…”
Hoca gülmüş:
” Eee … El elin eşeğini türkü söyleyerek arar…”
Bana gelen şikayetler de bu yönde. Yani bir başka operatörün internetini satın almak istiyorsanız işiniz bir kat daha zorlaşıyor. El elin internetini türkü söyleyerek bağlıyor.
BTK’ya buradan açık bir çağrıda bulunuyorum: Türkiye’de internetin yaygınlaşması için canla başla çaba sarfettiklerini biliyorum. Lütfen bu çabalarını biraz da bu tatil yörelerine yönelik yoğunlaştırın. Evet bu yazı kaybettik ama gelecek yazı kurtaralım en azından.