Girişimciliğe alternatif bir bakış

Girişimciliğe alternatif bir bakış

girisimBen girişim uzmanı değilim. Mentor bile değilim. Hatta girişimim yok ve öyle bir işe giresim de yok. Ama iki gözüm ve birkaç ek duyu organım var. Girişimcilik konusunda gördüğüm birkaç sorunu sizlerle paylaşmak istedim. Öyle spor olsun diye… Bunları okuyup girişmekten vazgeçerseniz, yatırımcı olarak değişime girmek isterseniz sizin bileceğiniz iş.

TKNLJ fomatında yürüyelim:

  • Girişimci arayan meleklerin ve onları meleklere yönlendiren aracı kurumların neden hep genç aradığını düşündünüz mü? Kafaları daha iyi çalışıyor diye mi? Yoksa daha hızlı kandırılabiliyorlar diye mi? Ben işin içinden çıkamadım…
  • Girişimciler genellikle hep yazılımcılardan çıkıyor farkettiyseniz… İnsanlar kendi yazılımlarını geliştiriyor çünkü. Bu yüzden de eğer bir şeye girişmek istiyorsanız öncelikle bir yazılım lisansına sahip olmanız gerekiyor gibi tuhaf bir durum var ortada.
  • Yazılımcı düz düşünen bir insandır. Düpedüz ve mühendis kafasında. O yüzden de girişimci eğitiyoruz deyince bütün aracı kurumlar oturmayı kalkmayı, iletişimi ve sunum yapmayı öğretmeye çalışıyor girişimcilere. Bir yazılımcının sahip olmadığı bir çok şeyi yani. Önümüze konan başarı öykülerine bakın, bir tanesi bu tanımın dışında mı diye…
  • Meleklerin hepsinde profesör enry iggins kompleksi var (Genel kültürü çok olmayan girişimciler için yazayım: enry iggins, My Fair Lady filminde bir sokak çiçekçisinden hiç olmayacak bir Lady yaratabileceğini düşünen Rex Harrison’ın canlandırdığı karakter) (Biliyorum Google’da bulamadınız, aslında Henry Higgins ama Audrey Hepburn, filmdeki adıyla Eliza Doolittle, “H”leri söyleyemiyor). Bu kompleks onları insanları olmadığı bir şeye doğru itmek zorunda bırakıyor. Sanıyorlar ki Doolittle birden “H”leri söyleyebilmeye başlayacak ve herkes gece boyu “i could have dance all night” şarkısını söyleyecek. Yok annem öyle bir dünya. Bazen bir girişimciden bir sunumcu bile çıkaramıyorsunuz işte
  • Bu arada yatırımcı dediğimiz garabet, üç kuruş para verecek ve yatırdığının 100 katı para kazanacak. Yok ben öyle anlamam, yok ilk beş dakikada her şeyi öğrenmek isterim çok kolay anlaşılacak hale dönüştür… Bebeğim senin işin ne? Dikkatli dinle?.. Üç dakikanı değil üç saatini ver anlamak için… Hem eşek yüküyle para kazanacaksın hem de sana bu parayı kazandırmak ve sömürülmek için, ama vatini de çok fazla almamak adına haftalarca sunum teknikleri eğitiminden geçiyor çocuklar…
  • Acaba neden bir avukat girişimden para kazanamıyor? Çünkü para yatırmak için birilerinin bir şey yapmış olmasını bekliyor melek yüzlü şeytan yatırımcılar. Ortaya bir şey, yazılım ya da donanım çıkmadan fikirler çalınıyor ve bunu herkes biliyor. O yüzden de fikir sahipleri öyle yazılım filan geliştirmeden ortaya çıkamıyor. Bu da insanlığın gelişmesine sekte vuruyor, yeni girişimlerin birçoğunun önünü kesiyor.
  • Fikir sahibi olan ama yazılım becerisi olmayanlar gidip bir yazılımcının önüne yatıyor, ya aylar boyu tek satır gelmeyen yere dünya kadar para veriyor ya da bir adam aylık iş için fikrinin yarısının zekatını bırakıyor yazılımcının önüne…
  • Büyük şirketler hep destekliyor melek yatırımcıları. Niye acaba… Asıl amaç ne? Mesela bir büyük operatörün desteklediği bir girişimci bir büyük operatörü haritadan silecek bir bedava konuşma yazılımı bulsa ne olur? Öyle bir sorayım dedim fikir jimnastiği olsun diye…
  • Bir de girişimcileri anlamıyorum: Hepsinin bir (bunu tükürür gibi söylediğimi hayal edin) ‘exit strategy’si var. Yapayım sonra çakıp çıkayım diye. Ulan alan adam ne yapacak? O daha çok para kazanacak ki senden alıyor bunu di mi? E peki sen büyük ol? Neden satıp kurtuluyor ve üretimden çıkıyorsun? Bakın hele şu Türkiye’de girişim yapmış ve onu sağa sola çakmış üç beş kazanmış adamların afra tafralarına… Hemen melek yatırımcı oluyorlar onlar da sağa sola para dağıtıyorlar filan… Bilmesem yurt dışından Türkiye’ye ilk kaçak fikirleri sizin getirdiğinizi, tanımasam sizi… Gören de dünya çapında fikir geliştirdiklerini sanacak. Neyse…

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş