Şimdi söyleyeceklerime sinirlenmeyin ama, bilgisayar oyunları bizim kuşağımızın sporudur. Bildiğimiz anlamda rekabeti hayatımıza katan şey PvP (player versus player) oyunlardır. Sadece bu da değil, birikim yapmayı, beklemeyi, bir şeyleri üretip bunun sonuçlarını almayı bilgisayar oyunlarından öğrendik. Mahalle arasında futbol / basketbol oynamak da güzel bir kardiyo oldu kabul ediyorum, ancak yine de bizleri gerçek hayata hazırlayan şeylerin büyük bir kısmı (belki okuldan öğrendiklerimizden daha fazlası) bilgisayar oyunları sayesinde zihnimize yerleşti.

Biz gelişirken bilgisayar oyunları da gelişti. İlk bilgisayar oyunlarını yaratan kişiler hala hayatta. Ancak başladıkları yerle şu anda geldiğimiz nokta çok farklı. Yeni oyunlar önümüze yeni dünyalar açıyor ve bunu bilindik “ejderhalar ve şovalyeler” anlamında söylemiyorum. Şu andaki paradigma bizlere bir dünya veriyor ve oyuncular bu dünyayı onlara verilen kurallar doğrultusunda şekillendiriyor. Bunun en büyük örneği adından yakın zamanda sıklıkla söz ettiren Eve Online. Bütün ekonomiyi oluşturan oyuncular kendi ürettikleri pazarları yok edeceklerini açıkladılar. Bunun dedikoduları bile oyundaki ekonominin etkilenmesine neden oldu. Oyunun yapımcıları ise durumdan çok memnun. Onlara göre böyle bir şeyi oyuncuların deneyip, uğraşıp yapabiliyor olmaları gurur verici bir olgu. Oyuncular sistem kurmayı oyunlarda öğrendi, şimdi de yıkmayı öğreniyor. Ekonomiyi yaratan gücün kendileri olduğunu fark ediyorlar.

Oyun ekonomisi de bambaşka bir noktaya geldi. Yeni çıkan oyunlara müzik yapan bir besteci, filmlerden aldığı paradan daha fazla kazanabiliyor. Sadece bu da değil. Oyun içi parayı gerçek paraya satmak gibi olgular hala geçerliliğini korurken başka paradigmalar ortaya çıktı. Diablo 3 bu işin diğer boyutuna dikkat çekmek için iyi bir örnek. Oyunun çıkış tarihi 15 Mayıs olarak belirlendi. Ve o zamandan beri insanlar oyunun çıkış tarihinde ne yapacaklarını düşünüyor. 15 Mayıs Çarşamba gününe geliyor. O gün ve ertesi günler oyunu oynamak için işten izin alan, rapor alan insanların sayısının 2 milyonun üzerinde olduğu düşünülüyor. Okullarını kıracak olan gençler bu rakamın içine elbette dahil edilmemiş.

Özetlemek gerekirse oyunlarda sistemler kuruyor, yıkıyor, müsabaka yeteneğimizi geliştiriyor, dinleniyor, eğleniyoruz. Oyunların yapım aşaması yıllar alıyor ve milyonlarca dolar harcanıyor, yüzlerce kişi çalışıyor. Oyunlar kimden hoşlandığımızı, iş hayatımızı belirliyor. İngiliz ordusu çocuklara halka açık alanlarda Call of Duty benzeri savaş oyunları oynatarak onları askerliğe teşvik ediyor.

Buna da sinirlenmeyin;

“Bilgisayar yeter oynadın, dışarı çık da arkadaşlarınla zaman geçir” noktasını çoktan geçtik. Üzgünüm.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.