
Bu kadroyu eleştirmenin doğru ya da yanlış olmasını bir kenara bırakıyorum. Ancak Türk Telekom’un yönetim kurulunda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşarı’nın olması çok acayip: Çünkü Müsteşar bakanlığın atanmışlarının içinde en yüksek rütbede ulunan kişi. 4 aktörlü telekomünikasyon sektörünün içinde bu kadar yoğun bir rekabet yaşanırken bu sektörün bağlı olduğu bakanlığın tepe noktasındaki kişinin yönetim kurulu başkan yardımcısı olmasını ben vatandaş olarak içime sindiremiyorum.
Düşünün bir şirket olduğunuzu ve her zaman bakana çıkamayacağınız için müsteşara derdinizi anlatıyorsunuz. Müsteşar sizi dinliyor. Ardından masadan kalkıyor ve Türk Telekom’un haklarını savunmak için maaş aldığı yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini yerine getirmeye gidiyor.
Düşünün bir kez Merkez Hakem Komitesi başkanının dört büyük futbol kulübünden birinin futbol şubesi sorumlusu olduğunu. Üstünde o takımın renklerini bile çağrıştıran bir tişört giydiğinde ortalığı birbirine katan taraftar grupları acaba bunu büyük bir olgunlukla karşılar mıydı?
Şirketlere atanan yönetim kurulu üyeleri seçimlerinde biraz daha dikkatli olunması gerekiyor. Bu kişiler asli devlet görevlerini bir kenara bırakarak o şirketin çıkarlarını koruyacaklar demek doğru olmayabilir. Ama 2000’li yılların başından bu yana rekabet koşullarının tam olarak sağlanamamasından yakınılan bu telekomünikasyon sektöründe biraz kendine çeki düzen vermeli devlet…