BÖLÜM 11: Saha İletişimi ve İnsan Faktörü
Saha çalışması, kampanyanın “kılcal damarlarıdır”. Merkezin (Kalbin) pompaladığı kanı (mesajı), vücudun en uç noktasına kadar taşımazsanız, organizma ölür.
Sahada amaç sadece broşür dağıtmak değildir. Amaç; adayın “Kanlı canlı bir insan” olduğunu kanıtlamak ve seçmene “Benim ayağıma kadar geldi, bana değer verdi” hissini yaşatmaktır.
11.1. Kapı Çalışması, Esnaf, Mahalle, Öğrenci, Sendika
Her saha temasının ritmi farklıdır. Bir esnafla konuşma sürenizle, bir ev ziyaretindeki süreniz aynı olamaz.
1. Kapıdan Kapıya (Door-to-Door): Sahanın Altın Standardı
Dünyadaki en etkili ikna yöntemidir. Ancak en zorudur.
- Kadın Kolları Gücü: Türkiye sosyolojisinde evlerin kapısını erkekler değil, kadınlar açtırır. Kadın gönüllülerin olmadığı bir kapı çalışması, “yarım” kalmış demektir.
- Senaryo: Kapı açıldığında “Oy verin” denmez. “Bir derdiniz var mı?” diye sorulur.
- Veri Toplama: Gönüllü, kapıdan ayrıldığında not alır: “Bu evde bir engelli var”, “Bu evde işsiz genç var”. Bu veri, mikro hedefleme için altındır.
2. Esnaf Gezisi: Kanaat Önderlerini Tavlamak
Esnaf (Berber, Bakkal, Taksici), mahallenin “gayri resmi haber ajansıdır”.
- Bir berberi ikna ederseniz, o berber koltuğuna oturan günde 20 kişiyi sizin adınıza ikna eder (veya tam tersi).
- Hata: Adayın kalabalık bir koruma ve heyet ordusuyla dükkana dalması, müşteriyi rahatsız etmesi ve esnafla sadece el sıkışıp çıkması.
- Doğru: Adayın (mümkünse az kişiyle) girip, “İşler nasıl?” diye sorması ve bir çay içecek kadar (3-5 dakika) oturması. O “çay içme fotoğrafı”, samimiyetin belgesidir.
3. Hedefli Ziyaretler (STK, Sendika, Hemşehri Dernekleri)
Burası “Toptan Pazarlama” yeridir.
- Hemşehri dernekleri Türkiye siyasetinin gizli koalisyonlarıdır. Orada ideoloji değil, “toprakçılık” konuşulur.
- Taktik: Oraya giderken yanınızda o yörenin insanı olan bir meclis üyesi adayını götürmek zorundasınız. “Bakın bizden biri de masada” mesajı.
11.2. Etkinlik Tasarımı: Fotoğrafı ve Hikâyeyi Üreten Saha
Saha çalışması sadece oradaki 100 kişi için yapılmaz; o çalışmadan çıkacak fotoğraf ve video ile sosyal medyadaki 1 milyon kişi için yapılır. Saha, dijitalin “içerik setidir”.
1. Optik İllüzyon ve Kalabalık Algısı
Siyaset, “kazanıyor gibi görünme” sanatıdır (Bandwagon Effect).
- Kural: Asla dolduramayacağınız bir salonu tutmayın.
- 500 kişilik bir salonu 300 kişiyle doldurursanız “boş koltuklar” konuşulur ve “Kaybediyor” algısı oluşur.
- Ama 200 kişilik bir odaya 300 kişi sığdırmaya çalışırsanız, insanlar dışarı taşar ve “İzdiham! Sığmadılar! Geliyorlar!” algısı oluşur.
- Ders: Dar alan, coşkuyu ve kalabalık algısını artırır.
2. Fotoğraf Karesini Kurgulamak
Aday sahaya çıktığında, fotoğrafçının açısı önceden bellidir.
- Hata: Adayın arkasında sadece takım elbiseli, asık suratlı 20 tane erkeğin (İlçe yönetimi) durduğu kareler. Bu, “halktan kopukluk” ve “maskülen siyaset” algısı yaratır.
- Doğru: Adayın çevresinde kadınların, gençlerin ve çocukların olduğu, renkli ve dinamik kareler. Takım elbiseli yöneticiler fotoğraf karesinden (kadrajdan) çıkarılmalıdır.
3. Miting mi, Butik Buluşma mı?
Dev mitingler artık “gövde gösterisi” içindir, ikna için değil. Mitinge gelen zaten size oy verecektir.
- Kararsız seçmen mitinge gelmez. Kararsız seçmen için “Town Hall” (Halk Meclisi) formatı, yani adayın ortada durduğu, halkın soru sorduğu interaktif formatlar daha etkilidir.
11.3. Aday/Ekip Davranış Protokolü: Küçük Hataların Büyük Bedeli
Aday sahaya çıktığı an, bir “akvaryumdadır”. Her hareketi izlenir. Telefon kameraları her yerdedir. En ufak bir mimik, bir bıkkınlık ifadesi, viral olur.
1. Beden Dili ve “Yorgunluk Yönetimi”
- Saat Kontrolü: Adayın bir vatandaş konuşurken saatine bakması, “Sıkıldım, işim var” demektir (George H.W. Bush’un 1992 hatası). Bu yasaktır.
- Esnemek ve Düşük Omuz: Seçmen, enerjisi düşük adaya oy vermez. Lider, yorgun olsa bile “zımba gibi” durmak zorundadır. Enerji bulaşıcıdır.
2. Koruma Duvarı ve Dokunulabilirlik
Aday ile halk arasına etten duvar ören korumalar, adayı “ulaşılmaz” ve “korkak” gösterir.
- Denge: Güvenlik sağlanmalı ama aday “halkın içinde” gibi görünmelidir. Korumalar “sivil” giyinmeli ve itici güç uygulamamalıdır.
3. Ekip Davranışı: “Kraldan Çok Kralcılar”
Halk bazen adaya değil, yanındaki danışmanına, şoförüne veya korumasına kızar ve oy vermez.
- Adayın yanında vatandaşa tepeden bakan, azarlayan, “Çekilin” diye bağıran ekip üyeleri, adayın en büyük düşmanıdır.
- Protokol: Ekip üyeleri, adayın gölgesi gibi sessiz ve nazik olmalıdır. Vatandaşla polemiğe girmek yasaktır.
4. Gaf Yönetimi
Sahada pot kırılabilir.
- Bir çocuk ağlayabilir, bir vatandaş küfür edebilir, aday ayağı takılıp düşebilir.
- Taktik: Doğallık. Aday düştüğünde kendiyle dalga geçebiliyorsa sempati toplar. Vatandaş kızdığında onu sakince dinleyebiliyorsa “devlet adamı” olur.
- Asla vatandaşa “Al ananı da git” gibi tersleyici cevaplar verilmemelidir.
Danışman İçin Saha Notu: “Dalkavuk Çemberini Kırmak”
Aday sahaya çıktığında, teşkilat genellikle onu “kendi partililerinin” yoğun olduğu güvenli sokaklara götürür. Herkes alkışlar, herkes “Başkanım büyüksün” der.
Bu bir tuzaktır. Aday, sokağın gerçek nabzını (pahalılığı, öfkeyi) hissetmez. Kendini kazanıyor sanar (Yankı Odası).
Danışman olarak göreviniz bu tiyatroyu bozmaktır.
- Adayı (güvenliği riske atmadan) plansız bir şekilde, partinin zayıf olduğu bir mahalleye veya bir taksi durağına sokun.
- Gerçek eleştiriyi duymasını sağlayın.
- Siyasetçi “gerçekle” yüzleşirse, konuşma metinleri ve vaatleri düzelir, sahicileşir. Alkış, siyasetçinin uyuşturucusudur; onu dozunda verin.
GERÇEK HAYATTAN VAKALAR
- Meral Akşener ve “Esnaf Gezileri” (2021-2023): Kürsüden inip 2 yıl boyunca il il esnaf gezdi. Sadece dinledi, “Derdin ne?” dedi. Bu “Saha Presi”, İYİ Parti’yi o dönem anketlerde %15-17 bandına kadar taşıyan en büyük motordu.
- Bülent Ecevit ve “Mavi Gömlek” (Sembolik Dil): Takım elbiseli Ankara bürokrasisine karşı, kasketi ve mavi gömleğiyle sahaya indi. “Halkçı Ecevit” sloganı, bu kıyafetle (beden diliyle) bütünleşti. O kıyafet, onun ideolojisiydi.
- Tansu Çiller ve “Pırasa” Gafı (Sahayı Tanımamak): Bir mitingde “Pırasanın fiyatı ne kadar?” diyeceğine “Pırasa ne kadar?” gibi halktan kopuk, mutfak masrafını bilmediğini ele veren gaflar yaptı. Sahaya inmek yetmez, sahanın dilini (jargonunu) bilmek gerekir.
- Merkel Süpermarkette (Sıradanlık PR’ı): Almanya Şansölyesi Merkel, korumasız şekilde markette alışveriş yaparken, kasada sıra beklerken fotoğraflandı. Kurgu veya değil; mesaj şuydu: “Dünyayı yönetiyorum ama akşam yemeğimi kendim yapıyorum.” (Güven).
- Ekrem İmamoğlu ve Pazarcı Tartışması (Yönetme Becerisi): Kendisine “Sana oy vermem” diyen, bağıran vatandaşla kavga etmedi. Sarıldı, dinledi, “Olsun, ben seni seviyorum” dedi. Negatif enerjiyi, pozitif bir “sabır” şovuna dönüştürdü.
VAKA İNCELEMESİ 11: Sokağın Dili – “Konvoyla Gezmek” mi, “Tezgahın Arkasına Geçmek” mi?
Senaryo: Seçime 2 hafta kala, ekonomik krizin en sert hissedildiği bir semt pazarında, iki farklı aday (farklı günlerde) saha çalışması yapar. Halk gergindir, fiyatlar yüksektir. Tepki riski vardır.
YAKLAŞIM A: Protokol Duvarı ve Koruma Ordusu (“Turist Aday”)
- 11.3 Protokol Hatası: Aday, pazar girişine 5 tane siyah makam aracıyla gelir. Etrafında 10 tane koruma, 20 tane de takım elbiseli ilçe yöneticisi vardır. Etten bir duvar örülür.
- İletişim: Aday, güneş gözlüklerini çıkarmaz. Vatandaşa dokunmaz, sadece uzaktan el sallar veya broşür uzatır.
- Kriz Anı: Bir teyze “Domates 50 lira oldu, utanın!” diye bağırır.
- Tepki: Adayın yanındaki ilçe başkanı araya girer: “Teyze abartma, telefonunu çıkar bakayım” diyerek vatandaşı azarlar. Aday ise o sırada oradan uzaklaştırılır.
- 11.2 Fotoğraf: Basına yansıyan kare: Takım elbiseli, asık suratlı adamların arasında kaybolmuş, halktan kopuk bir aday.
🛑 SONUÇ (Nefret Objelesi):
- Pazar esnafı arkasından konuşur: “Bunlar buraya hava atmaya gelmiş.”
- Teyzeye yapılan saygısızlık videosu viral olur. Aday “Kibirli” damgası yer.
YAKLAŞIM B: Temas ve Empati (“Halktan Biri”)
- 11.3 Protokol: Aday, pazara sivil plakalı bir araçla, yanında sadece bir asistan ve bir kameramanla gelir. Ceketi yoktur, gömlek kolları sıvalıdır. Korumalar 50 metre uzaktan, sivil takip eder.
- İletişim: Aday, tezgahlara dokunur. Bir esnafın önlüğünü takıp “Gel usta ben satayım biraz” der. (Eylem).
- Kriz Anı: Aynı teyze “Domates 50 lira oldu, açız!” diye bağırır.
- Tepki: Aday durur. Teyzenin yanına gider, elini iki avucunun içine alır (Güven Teması). Gözünün içine bakar.
- “Haklısın anacığım. Ben de gördüm fiyatları, içim yandı. Yüzüne bakmaya utanıyorum ama söz veriyorum, bunu biz düzelteceğiz.” (Duyguyu onayla ve paylaş).
- 11.2 Fotoğraf: Basına yansıyan kare: Aday, yaşlı teyzenin elini tutmuş, endişeli bir yüzle onu dinliyor. Arkada koruma yok, sadece halk var.
✅ SONUÇ (Gönül Bağı):
- Teyze yumuşar: “Sana inanıyorum oğlum, sen dürüst bakıyorsun” der.
- O fotoğraf, “Halkın derdini dinleyen lider” imajını perçinler.
- Pazar esnafı: “Helal olsun, korumasız geldi, derdimizi dinledi” der.
Bölüm 11’den Çıkarılacak Dersler (Analiz)
Bu vaka, saha çalışmasındaki “İnsan Faktörü”nü şöyle özetler:
- Takım Elbise Duvarı (11.2): Yaklaşım A’daki en büyük hata, “Takım Elbiseli Adamlar Ordusu”dur. Siyasetçi sahaya indiğinde, yanındaki yöneticileri (kadrajı bozanları) geri plana itmelidir. Fotoğrafta sadece Aday ve Halk olmalıdır.
- Öfkeyle Kavga Edilmez (11.3): Vatandaş bağırıyorsa, canı yandığı içindir. Ona “Sus/Yalan söylüyorsun” demek (Yaklaşım A), benzine ateşle gitmektir. “Haklısın” demek (Yaklaşım B), yangını söndürür.
- Dokunmanın Büyüsü: Türk siyasetinde “iki elle tokalaşmak” veya “omza dokunmak”, bin kelimeden daha etkilidir. Fiziksel temas, nörolojik olarak “düşmanlık” hissini azaltır.
Danışman Notu: Adayınıza şu kuralı koyun: “Pazara girdiğimizde güneş gözlüğü takmak yasak. Kollar sıvanacak. Ve bir vatandaş size bağırırsa, korumalar değil, SİZ devreye gireceksiniz. Korumaların vatandaşı itmesi, sizin oy kaybetmeniz demektir.”














