Washington’da yapay zekâ tartışmasının merkezine artık yalnızca “hangi kurallar konmalı?” sorusu değil, bu kuralları kimin ve ne kadar hızlı yazabileceği de yerleşmiş durumda. Temsilciler Meclisi 2024’te iki partili bir yapay zekâ görev gücü kurmuş, yaklaşık iki düzine oturumun ardından 273 sayfalık ve 90’a yakın tavsiye içeren bir çerçeve hazırlamıştı. Bu tavsiyelerin bir kısmı daha sonra yasa tekliflerine dönüştü. Bunlar arasında ileri düzey modeller için ulusal güvenlik kuralları oluşturmayı amaçlayan Frontier Act ve yapay zekâ sistemlerinde insan tarafından devreye sokulabilecek durdurma mekanizmalarını gündeme getiren teklifler de bulunuyor.
Fakat Kongre’nin olağan çalışma temposu ile yapay zekâ sektöründeki değişim hızı arasında ciddi bir uyumsuzluk var. Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis, meslektaşlarının teknoloji konusundaki bilgisini alaya alarak “Birçoğu adını bile heceleyemez” derken, Demokrat Senatör Ruben Gallego da bazı üyelerin internet kullanımında dahi zorlandığını söyledi. Eleştirilerin hedefi yalnızca yaş ya da teknik bilgi değil; Kongre’nin karmaşık ve hızla değişen bir alan için gerekli uzmanlığı ne kadar hızlı kurabileceği.
Bu görüşe karşı çıkanlar da var. Demokrat Temsilci Don Beyer, yapay zekâyı anlamak için her milletvekilinin bilgisayar bilimci olması gerekmediğini savunuyor. 76 yaşındaki Beyer’ın kendisi makine öğrenmesi alanında yüksek lisans yapıyor. Cumhuriyetçi Temsilci Jay Obernolte ise yapay zekâ alanında yüksek lisans derecesine sahip ve iki partili görev gücünün çalışmalarının yasa taslaklarına dönüştüğünü hatırlatıyor. Ona göre süreç yavaş olsa da sıfırdan başlamıyor.
Asıl siyasi ayrım düzenlemenin gerekip gerekmediğinden çok, düzenlemenin biçiminde ortaya çıkıyor. Bazı milletvekilleri şirketlere doğrudan teknik yükümlülükler getirilmesini savunurken, bazıları zarar ortaya çıktığında şirketlerin hukuki sorumluluğunu artırmanın daha uygulanabilir olduğunu düşünüyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ise aşırı kuralların Amerikan inovasyonunu yavaşlatabileceği görüşünde. Başkan Donald Trump da yapay zekânın felaket risklerine ilişkin uyarıları küçümseyerek büyümeyi sınırlayacak adımlara mesafeli duruyor.
Bu nedenle ABD’deki yapay zekâ düzenlemesi tartışması artık teknoloji hukukundan daha geniş bir devlet kapasitesi tartışmasına dönüşmüş durumda. Yapay zekâ sistemleri aylar içinde yeni yetenekler kazanırken federal yasa yapımının yıllar sürebilmesi, Kongre’nin yalnızca doğru kuralları değil, değişime dayanabilecek kuralları nasıl yazacağı sorusunu öne çıkarıyor.
KUTU
Kongre’nin önündeki üç temel yol
Birinci seçenek, ileri modeller için test ve güvenlik şartlarını doğrudan federal yasayla belirlemek. İkincisi, eyaletlerin farklı kurallar koymasını sınırlandırıp tek ulusal çerçeve oluşturmak. Üçüncüsü ise teknik ayrıntıları tek tek düzenlemek yerine, yapay zekâ şirketlerinin sistemlerinin yol açtığı zararlardan hukuken daha açık biçimde sorumlu tutulmasını sağlamak.
n





















































































