Reuters’ın aktardığı kurum içi yazışmaya göre ABD Adalet Bakanlığı, çalışanlarından yapay zekâ sistemlerini anarken mümkün olduğunca “super intelligence” terimini kullanmalarını istedi. Talimat, Trump yönetiminin federal yazışmalarda yeni adlandırmaya geçilmesi yönündeki kararının bürokrasiye yansıması. Böylece teknoloji sektöründe zaten tartışmalı olan bir kavram, kamu görevlilerinin resmî belgelerde kullandığı dilin parçası haline geliyor.
Başkanlık kararnamesi yalnızca yeni belgeler ve resmî iletişim için öngörülen bir terminoloji değişikliği getiriyor; geçmişte çıkarılmış düzenlemelerin topluca yeniden yazılmasını istemiyor. Ayrıca mevcut federal hukukta yapay zekâ için kullanılan tanımın, yeni sözcük altında geçici olarak korunması öngörülüyor.
Bu ayrıntı kritik: mahkemede veya kamu ihalesinde yeni kelimenin görünmesi, kullanılan modelin güvenilirliğinin veya teknik kapasitesinin arttığı anlamına gelmeyecek. Hukuki yükümlülüklerin belirlenmesinde adın yanı sıra sistemin gerçekte ne yaptığına ve hangi kararlara müdahale ettiğine bakılması gerekiyor.
Bu gelişmenin önemi yalnızca kelime değişimi değil: devletin hukuk birimlerinde yerleşen terminoloji, zamanla düzenleyici metinlerde ve kamuoyu algısında da etkili olabilir. Fakat idari yazışmalarda kullanılan bir etiket, teknolojinin teknik niteliğini veya mevzuattaki mevcut tanımlarını kendiliğinden değiştirmiyor. “Süper zekâ” bilimsel tartışmada genel olarak insanı hemen her entelektüel alanda geride bırakabilecek sistemler için kullanılıyor. Bugünün araçlarına aynı adın verilmesi, imkânlar kadar sınırlara ilişkin yanlış beklentilere de yol açabilir.
Terim zamanla kanun önerilerine de girebilir. Kararname, ayrı bir federal tanım için öneri hazırlanmasını istiyor; bu önerinin yasaya dönüşüp dönüşmeyeceği ise başka bir siyasi ve hukuki süreç olacak.