CNBC’nin incelediği dinamik fiyatlandırma uygulamaları, marketlerin ve perakendecilerin fiyatları stok, talep ve diğer verilere göre daha sık değiştirebildiğini gösteriyor. Elektronik raf etiketleri ile yapay zekâ destekli yazılımlar birleştiğinde ürünlerin fiyatlarını gün içinde yeniden ayarlamak teknik olarak kolaylaşıyor. Tartışma, müşterinin satın alma alışkanlıkları gibi kişisel verilerin fiyat kararlarında kullanılıp kullanılmayacağına kadar uzanıyor. Bazı işletmeler kişiye özel fiyatlandırma uyguladıkları iddialarını reddediyor.
Elektronik etiketlerin geleneksel kâğıt etiketten farkı, fiyatı mağaza çalışanlarının tek tek değiştirmesini gerektirmemesi. Merkezî yazılım stok, saat ve satış hızına göre etiketleri güncelleyebilir. Fakat hızlı fiyat değişimi tek başına kişiye özel fiyatlandırma yapıldığı anlamına gelmez.
Buradaki kritik sınır kişisel veriler. Bir müşterinin alışveriş geçmişi, konumu veya ödeme gücü fiyatı etkiliyorsa tüketicinin neden aynı ürün için farklı tutar ödediğini anlaması zorlaşır. Şirketler bazı uygulamalara ilişkin suçlamaları reddettiği için her örnek kanıtlanmış bir ayrımcılık vakası olarak sunulmamalı.
Bu sistemin dikkat çekici yönü, tüketicinin alışverişte alıştığı şeffaflığı değiştirebilmesi. Bir kişi süt almak üzere markete geldiğinde fiyatın yalnızca etiket maliyeti veya toptan fiyatla değil, eldeki stok ve müşteri davranışıyla hesaplandığı bir ortam mümkün hale geliyor. Böyle bir model indirim ve israf azaltma fırsatı sunarken haksız ayrımcılık ihtimali de doğurabilir. Bu nedenle ABD’de düzenleyiciler, algoritmik fiyatların hangi verilerle belirlendiğini ve müşterilerin aynı koşullarda eşit muamele görüp görmediğini sorguluyor.
Perakendede yapay zekânın israfı azaltma ve stok yönetimini iyileştirme imkânı da bulunuyor. Düzenleme tartışması, bu faydalarla tüketicinin açık ve karşılaştırılabilir fiyat görme hakkı arasında denge arıyor.