Palantir CEO’su Alex Karp, yapay zekânın masa başı işleri dönüştürürken iki gruba özel avantaj sağlayabileceğini savundu: uygulamalı meslek becerileri olanlar ve alışılmadık düşünme biçimlerine sahip kişiler. Karp’ın verdiği örnekler arasında tesisatçılık ve elektrikçilik gibi fiziksel beceri isteyen işler bulunuyor. Ayrıca kendi disleksi deneyiminden hareketle nöroçeşitliliğin bazı durumlarda özgün problem çözme becerileri sağlayabileceğini ileri sürüyor.

Bir elektrik arızasını yerinde bulmak veya bina tesisatını onarmak, yalnızca metin üretmekten çok farklı beceriler gerektirir. Fiziksel çevrenin sürekli değişmesi ve işin sorumluluğunun sahada üstlenilmesi, bu mesleklerin yazılım otomasyonuna karşı bazı avantajlara sahip olabileceğini düşündürüyor.

Karp’ın nöroçeşitlilik vurgusu da dikkat çekiyor. İşyerlerinde yıllardır uyum sağlaması istenen farklı bilişsel özelliklerin yaratıcı problem çözme açısından değer taşıyabileceğini ileri sürüyor. Ancak farklı düşünen bütün bireylerin otomatik olarak avantajlı olacağı sonucu çıkarılamaz.

Bu değerlendirmeyi ilginç kılan, uzun yıllar eğitim düzeyiyle özdeşleştirilen iş güvencesi anlayışını tersyüz etmesi. Bir yazılım sistemi rapor yazabilir, ancak kötü döşenmiş bir boruyu gerçek ortamda onarmak için fiziksel beceri, sorumluluk ve beklenmeyen koşullara uyum gerekir. Öte yandan “nöroçeşitli kişiler yapay zekâdan etkilenmez” şeklinde kesin bir sonuç çıkarmak doğru olmaz. Karp’ın sözleri bir CEO’nun gelecek öngörüsü; tüm meslek grupları için yapılmış kapsamlı bir istihdam araştırması yerine geçmiyor.

Bu açıklamalar kesinleşmiş işgücü verilerinden çok yöneticinin değerlendirmelerini yansıtıyor. Mesleklerin geleceği yalnızca yapay zekânın becerisine değil ücretlere, eğitime, ekonomik yatırımlara ve teknolojinin farklı sektörlerde benimsenme hızına da bağlı.