Seattle Times için yazan müzisyen ve yayıncı Doug Bright, ChatGPT’yi neden bir tehdit değil profesyonel ekip arkadaşı olarak gördüğünü kişisel deneyimleriyle anlatıyor. Seattle merkezli Heritage Music Review adlı yayını hazırlarken etkinlik takvimlerini araştırmak, internet sitelerini dolaşmak ve eski sayfalardaki bağlantıları güncellemek için yapay zekâdan yararlanıyor. Görme engelli olduğu için ekran okuyucuyla yürüttüğü bazı teknik işleri de ChatGPT’nin yardımıyla daha kolay tamamlayabildiğini belirtiyor.
Bir yayının etkinlik takvimini güncellemek, eski sayfalardaki bağlantıları onarmak ve kurumların internet sitelerindeki bilgileri kontrol etmek tekrar eden ama zaman alan işlerdir. Ekran okuyucu kullanan bir yayıncı için sayfaların karmaşık menüleri bu işlemleri daha da güçleştirebilir.
Bright’ın yaklaşımında önemli ayrım, yazarlığı bırakmaması. Yapay zekâ yardımcı araştırma ve teknik destek görevi üstlenirken yayımlanacak metnin seçimi, değerlendirilmesi ve yaratıcı sorumluluğu kendisinde kalıyor.
Yazının en ilginç bölümü, Bright’ın “makine bütün işi benim yerime yapsın” dememesi. Ona göre asıl fayda, tekrar eden araştırma ve teknik işlemlerden kazanılan zamanı insanın kendi işine ayırabilmesi. Üstelik makineye makalelerini yazdırmadığını özellikle söylüyor; içerik üzerindeki yazarlık kontrolünü korumayı tercih ediyor. Bu örnek, yapay zekâ tartışmasında çoğu zaman gözden kaçan erişilebilirlik boyutunu ortaya koyuyor: aynı araç bir kullanıcı için kolaylık, başka biri için bilgiye ve üretime erişimin ön koşulu olabiliyor.
Bu örnek “yapay zekâ insanın yerini alıyor” cümlesinin her kullanıcı için aynı anlama gelmediğini gösteriyor. Engelli bir kişi açısından otomasyon, kimi zaman zaten başkalarının kolayca yapabildiği işe daha eşit koşullarda erişmek demek.