BÖLÜM 7: Medya İlişkileri ve Gündem Yönetimi
Siyasetçi için mikrofon, hem en büyük fırsat hem de en ölümcül silahtır. Bir röportajda söylenen yanlış bir cümle, 10 yıllık kariyeri 10 saniyede bitirebilir.
Bu bölümde, gazetecilerle nasıl dans edileceğini, zor soruların nasıl savuşturulacağını ve canlı yayında nasıl hayatta kalınacağını konuşacağız.
7.1. Röportaj Stratejisi: Köprüleme ve Çerçeveleme
Bir siyasetçinin röportaja girerken düştüğü en büyük hata şudur: “Gazeteci soracak, ben de cevaplayacağım.” Hayır. Röportaj bir sohbet değil, bir mesaj iletme fırsatıdır. Gazetecinin ne sorduğu önemli değildir, sizin ne söylediğiniz önemlidir.
1. Köprüleme Tekniği (The Bridging)
Zor veya istenmeyen bir sorudan, kendi güvenli mesajınıza geçiş yapma sanatıdır. Buna “Direksiyonu Kırmak” da denir.
Formül:
- Soruyu kabul et (Kısa bir onay veya ret).
- Köprü cümlesini kullan.
- Kendi mesajını (Talking Point) anlat.
- Soru: “Anketlerde oyunuzun düştüğü görülüyor, kaybediyor musunuz?”
- Yanlış Cevap: “Hayır, aslında düşmüyor, geçen hafta X şirketi şöyle dedi…” (Savunma).
- Köprüleme: “Anketler çeşitli sonuçlar verebilir (Kabul), ancak sahada gördüğümüz asıl gerçek şudur ki (Köprü), halkımız pahalılıktan bıkmış ve değişim istiyor (Mesaj).”
Sık Kullanılan Köprü Cümleleri:
- “Bu önemli bir nokta, ancak asıl mesele…”
- “Olayın bir de şu boyutuna bakmak lazım…”
- “Bunu şu bağlama oturtursak…”
2. Çerçeveleme (Framing)
Tartışmanın sınırlarını çizmektir. Kelimeleri seçen, savaşı kazanır.
- Eğer bir harcamaya “İsraf” derseniz savunma yapmak zorundasınızdır.
- Eğer aynı harcamaya “Geleceğe Yatırım” derseniz alkış alırsınız. Röportajda gazetecinin kullandığı negatif çerçeveyi (kelimeleri) asla tekrar etmeyin.
- Soru: “Neden bu kadar başarısız oldunuz?”
- Cevap: “Burada bir başarısızlık değil, öğrenme süreci ve tecrübe görüyorum.” (Çerçeve reddedildi ve yeniden tanımlandı).
3. Soru Setleri: Çanak Sorular ve Tuzak Sorular
Hazırlık aşamasında danışman, adayı üç tür soruya hazırlar:
- Yeşil Sorular (Çanak): Projeleri anlatmak için pas atılan sorular. (Topu 90’a takın).
- Sarı Sorular (Teknik): Bilgi ve veri gerektiren sorular. (Dersinize çalışın).
- Kırmızı Sorular (Tuzak): Adayı sinirlendirmek, gaf yaptırmak veya diğer partiyle kavga ettirmek için sorulanlar. (Asla sinirlenmeyin, köprüleme yapın).
7.2. TV Tartışması: Hazırlık, Prova, “Tek Cümlelik Kazık”
Televizyon tartışmaları (Debates), modern siyasetin gladyatör arenasıdır. Milyonlarca insan kimin daha bilgili olduğuna değil, kimin daha güçlü ve özgüvenli durduğuna bakar.
1. Görsel Üstünlük ve Bölünmüş Ekran (Split-Screen)
TV’de ses kapatıldığında bile kimin kazandığı anlaşılmalıdır. En büyük tehlike, siz konuşurken değil, rakip konuşurken kameranın sizi çektiği andır (Split-Screen).
- Rakip konuşurken göz devirmek, saate bakmak, terlemek, sinirli görünmek; “Kaybetti” algısı yaratır.
- Taktik: Rakip konuşurken hafif bir tebessümle, “Seni ciddiye almıyorum ama dinliyorum” ifadesi takınılmalıdır.
2. Prova ve “Murder Board”
Tartışma hazırlığı kütüphanede yapılmaz, stüdyoda yapılır. Adayın ekibinden biri “Rakip Aday” rolüne girer ve adaya en acımasız, en bel altı sorularla saldırır. Buna “Murder Board” (Cinayet Masası) denir. Amaç, adayın sinir uçlarını köreltmek ve canlı yayında şok olmasını engellemektir. Aday provada terlerse, yayında kanamaz.
3. Tek Cümlelik Kazık (The Zinger)
Tartışmadan günler sonra akılda kalacak olan, 2 saatlik ekonomi analizi değil, rakibi mat eden o tek cümledir. Bu cümleler doğaçlama değildir; önceden yazılır, ezberlenir ve doğru an beklener.
- Tarihi Örnek (ABD 1988): Genç aday Dan Quayle, kendini Kennedy’ye benzetince, tecrübeli rakibi Bentsen o meşhur Zinger’ı attı: “Senatör, ben Jack Kennedy’yi tanırdım. Sen Jack Kennedy değilsin.” (Tartışma o an bitti).
- Türkiye Örneği (Demirel): “Meseleleri mesele etmezseniz, ortada mesele kalmaz.”
Uyarı: Zinger hazırlanırken “kibirli” görünmemeye dikkat edilmelidir. Halk, zeki cevabı sever ama ukalalığı cezalandırır.
7.3. Yerel Medya ve Saha Basını: Görünmez Güç
Ulusal medya egodur, yerel medya oydur. Büyük kanallardaki tartışmaları “elitler” ve “fanatikler” izler. Ancak kasabanın yerel gazetesini veya yerel internet sitesini, o mahallede yaşayan “gerçek seçmen” okur.
1. Yerel Medyanın Psikolojisi
Yerel gazeteciler genellikle ulusal medya tarafından küçümsenir. Onlara göstereceğiniz saygı, size manşet olarak döner.
- Taktik: Ulusal kanala çıkmadan önce, gittiğiniz şehrin yerel gazetecilerine özel, 10 dakikalık bir kahvaltı verin. Onlara “özel” bir demeç verin.
- Kendi şehrinde “Kral” muamelesi gören yerel gazeteci, sizin en büyük gönüllü reklamcınız olur.
2. Saha Basını ile İlişki
Adayın peşinden koşan kameramanlar, muhabirler ve sesçiler… Onlar “emekçilerdir”. Adayın onlara ismiyle hitap etmesi, “Yoruldunuz çocuklar, bir çay için” demesi; o akşam haber kurgusunda adayın en güzel görüntülerinin seçilmesini sağlar. Medyayı patronlar yönetir ama görüntüyü emekçiler seçer.
Danışman İçin Saha Notu: “Açık Mikrofon” (Hot Mic) Sendromu
Medya eğitiminin 1 numaralı kuralı şudur: “Silah her zaman doludur, mikrofon her zaman açıktır.”
Röportaj bitti sanıp, kravatını gevşetirken edilen bir küfür veya “Nasıl geçirdik ama” gibi bir laubalilik, kariyer bitirir.
- Kamera ışığı sönse bile, yaka mikrofonu çıkarılana kadar “yayındasınız”.
- Hatta tuvalete giderken bile mikrofonu çıkarın. (Siyaset tarihi, tuvaletteki seslerin yayına gitmesiyle rezil olan liderlerle doludur).
Tavsiye: Adaya şunu aşılayın; “Odada tanımadığın biri (gazeteci/teknik ekip) varsa, eşinle konuşuyormuş gibi rahat konuşma.”
GERÇEK HAYATTAN VAKALAR
- Erdoğan vs. Deniz Baykal (2002 Seçim Tartışması): Erdoğan, Baykal’ın teknik ve üstten bakan üslubuna karşı, sakin ve halk diliyle konuştu. Baykal “tecrübeli hoca” gibi görünürken, Erdoğan “yeni dönemin lideri” olarak konumlandı. O program seçimin kırılma anıydı.
- Kennedy vs. Nixon (1960 – Görsel Algı): Radyodan dinleyenler “Nixon kazandı” dedi (Cevapları iyiydi). TV’den izleyenler “Kennedy kazandı” dedi (Nixon terliyordu, tıraşı kötüydü; Kennedy bronz ve rahattı). Siyasette görüntü, içerikten üstündür.
- Ekrem İmamoğlu vs. Binali Yıldırım (2019 – Moderasyon Krizi): Binali Yıldırım gergindi, sürekli saate bakıyordu. İmamoğlu ise rakibine su ikram etti, gülümsedi. Moderatör İsmail Küçükkaya ne sorarsa sorsun, İmamoğlu konuyu “Sevgi kazanacak” mesajına bağladı (Bridging).
- Süleyman Soylu ve “Ohh Ohh” (Gündem Belirleme): Meclis kürsüsünde yaptığı sert “Ohh ohh paralar PKK’ya gitmiyor” çıkışı. Muhalefetin tüm eleştirilerini (ekonomi vb.) bir kenara itti, ertesi gün herkes sadece bu hareketi konuştu. Gündemi kilitledi.
- Trump ve CNN (Düşman Yaratma): Trump, CNN muhabirine “Sen yalan habersin (You are fake news)” diyerek soruyu cevaplamadı, muhabiri “düşman” ilan etti. Tabanına şu mesajı verdi: “Bakın medya bana saldırıyor, çünkü ben sizin hakkınızı savunuyorum.”
VAKA İNCELEMESİ 7: Ekran Savaşı – “Sanık Sandalyesi” mi, “Kürsü Hakimiyeti” mi?
Senaryo: Seçime 1 hafta kala, başa baş giden iki aday, ülkenin en çok izlenen TV kanalında canlı yayına çıkar. Moderatör, Aday A (Kemal Bey)‘e çok sert, tuzak bir soru (Kırmızı Soru) yöneltir: “Kemal Bey, 10 yıl önce partinizin bir üyesi yolsuzluktan yargılanmıştı. Siz de o dönem yönetimdeydiniz. Halk size neden güvensin?”
Bu soruya verilen iki farklı cevap, seçimin kaderini belirler:
YAKLAŞIM A: Savunma Refleksi ve Çerçevenin Kabulü (“Sanık Modu”)
- 7.1 Hata: Kemal Bey, soruyu dürüstçe cevaplaması gerektiğini düşünür. Soru “yolsuzluk” üzerinedir ve o da bu konuya girer.
- Cevap: “Bakın o olay çok yanlış anlaşıldı. Yargı süreci beraatle sonuçlandı. Ben o zaman yönetimdeydim ama imza yetkim yoktu. Dosyaları incelerseniz göreceksiniz ki…” (Dakikalarca teknik detay anlatır).
- 7.2 Sonuç:
- Ekranın alt yazısı (KJ) şöyle olur: “Kemal Bey: İmza yetkim yoktu.”
- İzleyici ne duyar?: “Yolsuzluk”, “Yargı”, “Savunma”.
- Çerçeve: Kemal Bey, moderatörün çizdiği “Yolsuzluk Çerçevesi”nin içine hapsolmuştur. Suçsuzluğunu kanıtlasa bile, “suçlanan kişi” pozisyonunda kalmıştır.
YAKLAŞIM B: Köprüleme ve Gündem Değiştirme (“Lider Modu”)
- 7.1 Strateji (Köprüleme): Aday B (aynı soru ona sorulsaydı), soruyu duymazdan gelmez ama cevaplamaz da. Soruyu bir “basamak” olarak kullanır.
- Cevap:
- Adım 1 (Kabul/Ret): “O konu yargının karara bağladığı, 10 yıllık eski bir meseledir.” (Kısa kesip atar).
- Adım 2 (Köprü): “Ancak bugün halkın asıl merak ettiği güven meselesi, buzdolabının neden boş olduğudur.” (Direksiyonu kırar).
- Adım 3 (Mesaj): “Bizim güven inşamız, şeffaf ihale kanunu ve yoksullukla mücadele planımızla olacaktır. Bakın planımız şudur…” (Kendi gündemini anlatır).
- 7.2 Sonuç:
- Ekranın alt yazısı (KJ) şöyle olur: “Aday B: Yoksulluğu bitirecek şeffaflık planını açıklıyor.”
- İzleyici ne duyar?: “Çözüm”, “Gelecek”, “Plan”.
- Çerçeve: Aday, “Geçmişin Sanığı” olmaktan çıkıp, “Geleceğin Mimarı” konumuna yükselmiştir.
Bölüm 7’den Çıkarılacak Dersler (Analiz)
Bu vaka, medya ilişkilerindeki şu altın kuralı kanıtlar:
- Açıklıyorsan Kaybediyorsun (7.1): Yaklaşım A’da aday kendini aklamaya çalıştı. Ama siyasette “Ben suçsuzum” cümlesi, “Ben suçluyum” cümlesine en yakın cümledir. Negatifi tekrar ederseniz, negatifi büyütürsünüz.
- Köprüleme Hayat Kurtarır (7.1): Yaklaşım B’de aday, gazetecinin sorusunu (Yolsuzluk) aldı, bir köprü kurdu (Asıl mesele ekonomi) ve kendi güvenli adasına (Projeler) geçti.
- Kavgayı Kendi Sahana Çek: Gazeteci sizi çamurlu sahada güreşmeye çağırabilir. Gitmeyin. Onu kendi temiz sahanıza çekin.
Danışman Notu: Adayınıza şu eğitimi verin: “Sayın Başkan, gazetecinin sorusu bir emir değil, bir tekliftir. O size ‘Gel geçmişi konuşalım’ teklifinde bulunur. Siz bu teklifi reddedip, ‘Hayır, gel geleceği konuşalım’ deme hakkına sahipsiniz. Mikrofon kimdeyse, güç ondadır.”














