Savcılar basına konuşabilir mi? Neden?

Başsavcı ya da herhangi bir savcı kafasına göre dava anlatamaz. Tamamen susmak zorunda da değil ama konuşabileceği alan çok dar ve sıkı kurallara bağlı.

1. Genel Çerçeve: “Konuşamaz” değil, “Neredeyse hiçbir şeyi konuşamaz”

  • Soruşturma evresinde (dosya savcılıkta, iddianame daha yokken) kural:
    Gizlilik. CMK 157 “soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir” diyor.
  • Bu gizliliği “alenî olarak ihlal eden” herkes gibi savcı da, TCK 285’e göre 1–3 yıl hapisle yargılanabilir.(DergiPark)

Yani başsavcı “şüpheli şu, delilimiz bu, şöyle ifade verdi” diye çıktığı anda, hem ceza hukuku, hem de disiplin ve etik açısından kendini ateşe atmış olur.
Adalet Bakanlığı’nın eski “soruşturmanın gizliliği ve basın sözcülüğü” genelgeleri ve uygulamada bazı başsavcılıkların “basın sözcüsü savcı” sistemi var. Bu çerçevede, çok sınırlı, genellikle “genel bilgilendirici” açıklamalar yapılabiliyor.(Uludağ Üniversitesi Açık Erişim)

Ama bu, “davanın içeriğini anlat, yorum yap, sanıkları peşinen suçlu ilan et” serbestliği demek değil.

2. Hukuki Sebep 1: Soruşturmanın Gizliliği

Gizlilik ilkesinin iki ana nedeni var:

  1. Delilleri korumak:
    Deliller ortaya çıkmadan önce detaylar basına saçılırsa, şüpheli delil karartabilir, tanıklar baskı altına alınabilir, soruşturma bozulur. Bunun için soruşturma evresinde bilgi sızdırmak bizzat suç.
  2. Şüphelinin haklarını korumak:
    Soruşturma gizliliği aynı zamanda masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkını koruyor. Yargılama sonunda beraat etse bile, savcının ağzından çıkan “şu suçla soruşturulan kişi” lafı, insanı toplum nezdinde senelerce taşıyacağı bir lekeye dönüştürebiliyor.(DergiPark)

Bu yüzden doktrin açık konuşuyor:
Soruşturmanın gizliliği savcılar için de geçerli; savcı da basına gizli işlem detaylarını veremez.

3. Hukuki Sebep 2: Masumiyet Karinesi ve Lekelenmeme Hakkı

Türk hukukunda ve AİHM içtihadında temel ilke:
Kesin hüküm yoksa kişi suçlu değil, sadece ‘suç isnat edilen kişi’dir.

  • Savcı, kolluk, hâkim ve mahkemeler, şüphelinin suçsuzluk karinesine saygı göstermek ve kişilerin lekelenmeme hakkını titizlikle korumak zorunda.(cezahukukubilinci.org)
  • Lekelenmeme hakkının özü: Hakkında soruşturma yürütülen kişinin onurunun, itibarının ve sosyal hayatının, gereksiz yere ve geri dönülmez biçimde zedelenmemesi.(Hukuki Haber)

Başsavcı, TV’ye çıkıp “şu örgütün üyesi olduğu değerlendirilen X şahıs…” vs. diye konuştuğunda, daha iddianame bile yokken, kişiyi toplum gözünde mahkûm edebilir. Bu da doğrudan masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı problemidir.

4. Etik Sebep: Tarafsızlık Görünümü ve Yargıya Güven

Hâkim ve savcılar için yayımlanmış Türk Yargı Etiği Bildirgesi ve rehberlerde; bağımsızlık, tarafsızlık, dürüstlük ve “toplumda güven” temel ilkeler olarak sayılıyor.(Hâkimler ve Savcılar Kurulu)

Bu ilkelerin basınla ilişkiler açısından anlamı:

  • Savcı, devam eden bir dosya hakkında taraflardan biri gibi konuşamaz;
  • Sanığı/sanıkları toplum önünde “suçlu” gibi sunamaz;
  • Devam eden davada, kamuoyu baskısı yaratacak ya da yargıcı etkileyebilecek yorumlar yapamaz;
  • Aksi hâlde, hem tarafsızlık algısı hem de yargıya güven ciddi biçimde zedelenir.

Yani etik açıdan mesele şu:
Savcı, kamuoyu önünde “ben bu adamı zaten suçlu görüyorum” havası verdiği anda, mahkeme salonundaki eşitlik görüntüsü çöker. Hakim kâğıt üzerinde bağımsızdır ama toplum “zaten savcı televizyonda infaz etti” duygusuna kapılır.

Bu yüzden uluslararası yargı etiği standartları da, yargı mensuplarının medya önünde çok ölçülü ve nötr kalmasını, davaların esası hakkında tartışmaya girmemesini ister.(etik.gov.tr)

5. Peki Hiç mi Konuşamaz?

Tamamen “ağzını bantlayın” da denmiyor. Uygulamada:

  • Bazı başsavcılıklarda “basın sözcüsü” olarak belirlenmiş savcı,
  • Soruşturmanın gizliliğini ve tarafların haklarını zedelemeyecek genel bilgiler verebiliyor:
    – “Şu olayla ilgili soruşturma başlatılmıştır.”
    – “Gözaltı süresi şu kadar uzatılmıştır.”
    – “Yakalanan kişi/kişiler hakkında tutuklama talep edilmiştir.” gibi.

Ama şunlar hukuken de, etik olarak da kırmızı alan:

  • Delil, ifade tutanağı, gizli tedbir detaylarını anlatmak,
  • Henüz yargılama bitmeden sanığı kesin suçlu gibi sunmak,
  • Kararı etkileyecek şekilde, davanın esası hakkında yorum yapmak.

Özetle:
Başsavcı “davayla ilgili basına konuşamaz” değil; “çok dar, çok steril ve dosyayı zedelemeyecek ölçüde konuşabilir.”
Bu sınırın hukuki nedeni soruşturmanın gizliliği, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı; etik nedeni ise yargının tarafsızlık görüntüsünü ve toplumsal güveni korumak.