Netflix HBO ve WB’yi rekorlarla satın alıyor

5 Aralık 2025’te açıklanan anlaşmayla Netflix, Warner Bros. Discovery’nin sinema stüdyolarını ve HBO/HBO Max’i de kapsayan çekirdek eğlence işini, borç dâhil 82,7 milyar dolarlık bir şirket değeri üzerinden satın almayı kabul etti. Bu rakam, Disney–Fox birleşmesindeki 71,3 milyar doları da geçerek şimdiye kadarki en büyük medya–eğlence devralması anlamına geliyor.(Financial Times)

İşin mimarisi düz bir “şirketi alıyorum” hikâyesi değil, iki aşamalı bir yeniden yapılanma. Şu anki Warner Bros. Discovery (WBD) önce ikiye bölünecek: “Discovery Global” adıyla CNN, Discovery kanalları, TNT, TBS gibi kablolu ve haber–spor ağırlıklı lineer televizyon varlıkları ayrı, borsada işlem gören yeni bir şirkete devredilecek. Netflix’in satın aldığı kısım ise Warner Bros. film stüdyosu, televizyon yapım birimi, HBO kanalı ve HBO Max/Max adlı streaming platformu ile DC Entertainment, Harry Potter, Game of Thrones, Friends, The Big Bang Theory gibi büyük fikri mülkiyetlerin yer aldığı asıl “stüdyo+streaming” kolu olacak.(Vikipedi)

Finansal olarak anlaşmanın omurgası şu şekilde kurulmuş durumda: WBD’nin eğlence koluna atfedilen özsermaye değeri 72 milyar dolar; bunun üzerine devralınan borç da eklenince toplam şirket değeri 82,7 milyar dolara ulaşıyor. Her WBD hissedarı, hisse başına 27,75 dolar alacak; bunun 23,25 doları nakit, yaklaşık 4,50 doları da Netflix hissesi olarak ödenecek. Netflix hissesinin fiyatı oynak olduğu için bu hisse kısmına, Netflix’in kapanış öncesi 15 günlük ortalama fiyatını baz alan bir “fiyat bandı” (collar) mekanizması konmuş. Reuters verilerine göre teklif, WBD hisselerinin satın alma dedikodularından önceki seviyesine göre yüzde 100’ün epey üzerinde bir prim anlamına geliyor; bu da Netflix’in masaya ciddi para koyduğunu ve WBD yönetiminin de “şirketi parçalayıp ayrı ayrı satma” yerine tek seferde çıkış yapmayı tercih ettiğini gösteriyor.(ET Now)

Taraflar, anlaşmanın 12–18 ay içinde, yani Discovery Global ayrışmasını takiben yaklaşık 2026’nın üçüncü çeyreğinde tamamlanmasını beklediklerini söylüyor. Bu süre zarfında WBD hissedarlarının onayı, ABD Adalet Bakanlığı ve Federal Ticaret Komisyonu başta olmak üzere ABD, Avrupa ve diğer pazarlardaki rekabet otoritelerinin onayı gerekiyor. Anlaşma, alışılmışın üzerinde güvence maddeleri içeriyor: Eğer düzenleyici kurumlar birleşmeyi engellerse Netflix yaklaşık 5,8 milyar dolar cezai fesih (break-up fee) ödemeyi, tersine WBD geri adım atarsa 2,8 milyar dolar tazminat ödemeyi kabul etmiş durumda.(TechStock²)

Netflix tarafının anlatısı, “yüzyıllık içerik kasası” ile “küresel dağıtım makinesi”nin birleşmesi üzerine kurulu. Şirketin eş CEO’su Ted Sarandos, resmî açıklamalarda Netflix’in “dünyayı eğlendirme” misyonundan bahsediyor ve Warner Bros.–HBO cephesindeki Harry Potter, DC süper kahramanları, Game of Thrones, The Sopranos, Friends, The Big Bang Theory gibi serileri Netflix’in Stranger Things, Squid Game ve başka orijinal içerikleriyle aynı çatı altında birleştirerek “önümüzdeki yüzyılın hikâye anlatımını tanımlamak” istediklerini söylüyor. Diğer eş CEO Greg Peters, bu adımı hem Netflix’in ABD’deki stüdyo kapasitesini büyüten, hem de abonelere daha fazla paket ve fiyat çeşidi sunmaya imkân verecek bir dikey entegrasyon hamlesi olarak çerçeveliyor.(ET Now)

Warner Bros. Discovery cephesinde ise bu satış, yıllardır biriken borç yükü ve inişli çıkışlı hisse performansından çıkış yolu gibi okunuyor. AT&T dönemindeki borçlanma ve sonrasındaki Discovery birleşmesiyle ağırlaşan bilanço, WBD’nin hem içerik yatırımlarını kısmak zorunda kalmasına, hem de piyasada “satılır mı, bölünür mü?” dedikodularının bitmemesine yol açmıştı. Yönetim, zaten bir süredir şirketi “streaming+stüdyo” ve “lineer televizyon” diye ikiye bölmeyi planlıyordu; Ekim ayında birkaç alıcıdan ciddi teklifler gelince, bu plan “Discovery Global’i ayır, geri kalanı Netflix’e sat” formülüne evrildi. CEO David Zaslav, yapılan açıklamalarda bu hamleyi “dünyanın en büyük iki hikâye anlatıcılık şirketinin ortaklığı” olarak sunuyor ve hem Warner markasının mirasının korunacağını, hem de Netflix’in ölçeği sayesinde bu içeriklerin daha geniş kitlelere ulaşacağını vadediyor.(Vikipedi)

Pratiğe döktüğünüzde Netflix’in aldığı şey, “HBO Max’i de içeren dev bir Warner paketinden” daha fazlası. Anlaşmanın kapsamına Warner Bros. film stüdyosu (Harry Potter, DC evreni, birçok klasik film), televizyon tarafı, HBO kanalı ve HBO Max/Max streaming platformu, animasyon ve çocuk içeriklerini üreten birimler (Looney Tunes vb.), bir dizi oyun stüdyosu ve geniş bir uluslararası içerik kütüphanesi giriyor. CNN, ABD’deki TNT ve TBS gibi haber ve spor ağırlıklı kablolu kanallar ise Discovery Global’de kalacak; Guardian ve Financial Times, TNT Sports’un Britanya ve İrlanda’daki haklarının Netflix tarafına geçeceğini, ABD’deki spor portföyünün ise yeni Discovery şirketinde kalacağını aktarıyor.(The Guardian)

Netflix’in planına göre HBO markası yok edilmiyor, tam tersine ekosisteme ek bir “üst kalite” katmanı olarak entegre ediliyor. Entertainment Weekly ve başka popüler kültür odaklı kaynaklar, Netflix’in Warner’ın sinema operasyonlarını olduğu gibi sürdürme ve büyük filmler için geniş sinema vizyonu penceresini koruma sözü verdiğini, HBO ve HBO Max içeriklerinin ise ya ayrı bir “HBO” bölümü, ya da Netflix–HBO ortak markalı paketler halinde sunulabileceğini aktarıyor. Sarandos’un demeçlerinde “Netflix ve HBO Max’i birlikte içeren daha ucuz bir ortak paket” fikrine açık kapı bırakılıyor; ama kesin model şimdilik açıklanmış değil.(EW.com)

Rakamlara bakınca işin neden bu kadar tartışma yarattığı daha net görülüyor. 80 milyar doların üzerindeki etiket, Netflix gibi zaten büyük bir içerik bütçesi ve ciddi borcu olan bir platform için devasa bir kaldıraç etkisi demek. Şirket, birleşmenin üçüncü yılı itibarıyla yıllık 2–3 milyar dolar maliyet tasarrufu sağlayacağını, ikinci yıldan itibaren de kârlılığa katkısının “artı yönde” olacağını söylüyor. Bu tasarrufların önemli kısmı, çakışan içerik harcamalarının azaltılması, teknoloji platformlarının birleştirilmesi ve yönetim–merkez ofis giderlerinin kısılmasından gelecek. Ama Disney-Fox birleşmesinde gördüğümüz gibi, bu tür “sinerji” hedefleri genellikle binlerce kişinin işini kaybetmesi anlamına da geliyor; daha şimdiden analist raporlarında Burbank’tan Avrupa’daki ofislere kadar ciddi bir yeniden yapılanma beklentisi dillendiriliyor.(ET Now)

Piyasanın ilk tepkisi de karışık. Anlaşma resmen açıklandıktan sonra WBD hisseleri yükseliyor ama teklif edilen 27,75 doların anlamlı şekilde altında kalmaya devam ederek yatırımcıların “bu iş kesin kapanır mı?” sorusuna henüz tam inanmadığını gösteriyor. Netflix hissesi ise gün içinde yüzde 3–4 civarında değer kaybederek aylardır süren yükselişini frenliyor; yatırımcılar bir yandan Harry Potter, Game of Thrones, DC ve HBO kütüphanesinin cazibesini teslim ediyor, öte yandan da “bu kadar pahalı ve regülasyonu ağır bir anlaşmanın şirketi fazla zorlayıp zorlamayacağını” sorguluyor. Bazı analizler, hisse çarpanlarına bakıldığında Netflix’in hâlâ “uzun vadede değerli” olduğunu söylese de, kısa vadede piyasanın odak noktasının finansal riskler ve entegrasyon zorluğu olduğunu vurguluyor.(TechStock²)

Regülasyon cephesi, bu hikâyenin belki de en kritik ve en belirsiz alanı. Netflix bugün zaten dünyanın en büyük streaming platformu; şimdi HBO Max’i de içine alan bir stüdyo+platform paketiyle pazardaki payını daha da büyütmeye çalışıyor. Hem Avrupa’da hem ABD’de rekabet otoritelerinin bu kadar büyük bir dikey–yatay konsolidasyona kayıtsız kalması beklenmiyor. Bluewin’in aktardığı gibi, İsviçre kaynaklı ajans haberlerinde bile “sıkı antitröst incelemesi” vurgusu var; bazı Reuters analizlerinde ise Washington’da hem politik düzeyde, hem de kongre–Hollywood ekseninde bu birleşmeye şimdiden şüpheyle bakan gruplardan söz ediliyor. Netflix’in yüksek cezai fesih bedelini kabul etmiş olması, şirketin bu regülasyon riskinin farkında olduğunu ve masaya ciddi bir “biz bu işi sonuna kadar zorlayacağız” kararlılığı koyduğunu gösteriyor.(blue News)

Yaratıcı tarafın tepkisi daha duygusal ama az değil. Blue News’ün haberine göre James Cameron, The Town podcast’inde Warner Bros.’un Netflix tarafından alınmasını “felaket olur” diye nitelendirdi; endişe, Netflix’in sinema salonlarını azaltıp her şeyi algoritmaların yönettiği bir streaming mantığına daha da fazla kilitlemesi.(blue News) Benzer şekilde, Reuters kaynaklı haberlerde bir grup yapımcı ve sektör temsilcisinin Kongre’ye mektup yazarak bu ölçekteki bir birleşmenin Hollywood’daki “iktidar dengelerini altüst edeceği” uyarısında bulunduğu, özellikle bağımsız yapımcıların giderek daha az alıcıya mahkûm kalmasından korkulduğu aktarılıyor.(TechStock²)

Öte yanda izleyici tarafı daha hızlı tepki veriyor ve bu tepki, Times of India’nın derlediği gibi tam anlamıyla internet mizahına dönmüş durumda. Sosyal medyada DC ile Stranger Things’in, Looney Tunes ile HBO dramalarının karıştığı yüzlerce meme dolaşıyor; Batman’in Upside Down’a indiği, Eleven’ın Batcave’de eğitim gördüğü, Demogorgon’un Aquaman’le kapıştığı hayali sahneler paylaşılıyor. Aynı zamanda Netflix’in çok konuşulan algoritması da dalga konusu: Kullanıcılar, HBO’nun prestij dizilerinin etrafının ucuz reality şov küçük resimleriyle çevrildiği, her sahnenin sonunda “Hâlâ izliyor musun?” uyarılarının çıktığı, Bugs Bunny’nin otomatik oynatma cehennemine sıkıştığı senaryolar üzerinden şirketle alay ediyor. Fiyat artışı korkusu ve “sinema bu gece öldü” türü karamsar espriler, bu dev birleşmenin hayranlarda yarattığı hem heyecanı hem tedirginliği yansıtıyor.(The Times of India)

Sektörel bağlamda bakınca bu anlaşma, streaming savaşlarının ilk dönemindeki “herkes kendi platformunu kursun, aboneler ucuz ucuz hepsine üye olsun” evresinden yeni bir konsolidasyon çağına geçiş sinyali veriyor. Red94 gibi finans ve medya analizleri, bu hamlenin Disney+, Amazon Prime Video, Apple TV+, Paramount+ gibi oyuncular üzerinde stratejilerini yeniden gözden geçirme baskısı yaratacağını, ölçekten yoksun daha küçük platformların birleşmeye zorlanabileceğini söylüyor.(Red94) Disney–Fox birleşmesi, kabaca “Netflix’e rakip olabilecek kadar büyük bir içerik kasası” yaratmak için yapılmıştı; ironik olan şu ki, birkaç yıl sonra Netflix bu kez eski rakiplerinden birini tamamen yutacak büyüklüğe ulaşmış durumda.

Tüketici açısından kısa vadede ne değişecek sorusunun yanıtı, şu an için sınırlı ve ihtiyatlı. Resmî açıklamalara göre anlaşma kapanana kadar hem Netflix hem HBO Max, mevcut hâliyle ayrı uygulamalar olarak çalışmaya devam edecek. Haklar ve lisanslar ülke ülke farklı olduğu için, Türkiye gibi pazarlarda Warner içeriklerinin Netflix’e ne hızla ve hangi kapsamda taşınacağı henüz net değil; hâlihazırda başka platformlara lisanslanmış bazı diziler ve filmler, sözleşmeler bitene kadar yerinde kalmaya devam edecek. Orta vadede ise daha büyük ve güçlü bir içerik kütüphanesinin tek çatı altında toplanması, abonelere hem daha geniş bir katalog, hem de muhtemelen daha “paketli” ve daha pahalı bir fiyatlandırma yapısı getirecek. Red94 ve benzeri analizler, “ucuz ve çok seçenekli streaming altın çağının” zaten yavaş yavaş bittiğini, bu tür mega birleşmelerin bunu hızlandıracağını vurguluyor.(Red94)

Son tahlilde ortada, bir yanda Netflix için “yüzyıllık Hollywood mirasını satın alarak zaman kazanma” fırsatı, diğer yanda da devasa bir fiyat etiketi, karmaşık bir regülasyon süreci ve sinema–televizyon ekosistemini daha da yoğunlaştırma riski var. Anlaşma bugün itibarıyla imzalanmış, ama henüz kapanmamış bir taahhüt; WBD hisselerinin hâlâ teklif fiyatının altında seyretmesi de piyasaların “bu iş yüzde yüz olur” demediğini hatırlatıyor. O yüzden bu noktada yapılabilecek en dürüst özet şu: Netflix ile Warner Bros./HBO Max evliliği, kağıt üzerinde streaming çağının en büyük güç konsolidasyonu; ama bu evlilik gerçekten gerçekleşecek mi, gerçekleşirse kim için ne kadar iyi olacak, bunu ancak önümüzdeki birkaç yılın regülasyon kararları, entegrasyon performansı ve izleyici tepkisi belirleyecek.(TechStock²)