Mark Twain’in meşhur sözüyle, “Tarih tekerrür etmez, ama kafiye yapar.” Bugün dünya, trilyon dolarlık bir yapay zeka (YZ) harcama çılgınlığının ortasında. Teknoloji devleri, veri merkezleri inşa etmek ve daha güçlü çipler üretmek için birbiriyle yarışırken, ekonomistler ve tarihçiler şu soruyu soruyor: Daha önce bu filmi görmüş olabilir miyiz?
Washington Post, Daily Kos ve diğer analizlerden derlenen veriler; bugünkü YZ patlamasının, 19. yüzyıl demiryolu inşası ve 1900’lerin başındaki sanayi devrimi ile ürkütücü benzerlikler taşıdığını gösteriyor.
1. Dizginlenemez Harcama Yarışı ve “Balon” Riski
Washington Post ve diğer kaynakların dikkat çektiği ilk nokta, mevcut sermaye harcamalarının (Capex) devasa boyutudur. Büyük teknoloji şirketleri, YZ altyapısını kurmak için milyarlarca dolar akıtıyor. Bu durum, yatırımcılarda hem büyük bir heyecan hem de derin bir endişe yaratıyor: Bu harcamaların geri dönüşü olacak mı, yoksa devasa bir balonun içinde miyiz?
Geçmişteki teknoloji patlamaları (internet, fiber optik, demiryolları) her zaman aşırı kapasite inşasıyla sonuçlanmıştır. Yatırımcılar, yeni teknolojinin dünyayı değiştireceğine o kadar inanırlar ki, kârlılık rasyolarını göz ardı ederler. Roger Montgomery’nin analizine göre, teknoloji gerçekten dünyayı değiştirse bile, bu durum o teknolojiye yatırım yapan herkesin zengin olacağı anlamına gelmez.
2. Demiryolu Sendromu: İflaslar Üzerine Kurulan Gelecek
Post-Gazette’in vurguladığı en çarpıcı benzetme, 19. yüzyıldaki Demiryolu Çılgınlığı (Railway Mania) ile yapılan karşılaştırmadır. O dönemde demiryollarının ulaşımı devrim niteliğinde değiştireceği açıktı. Bu heyecanla her yere raylar döşendi, sayısız demiryolu şirketi kuruldu ve borsada hisseleri tavan yaptı.
Sonuç ne oldu? Çoğu battı. Spekülatif balon patladı ve yatırımcılar servetlerini kaybetti.
Ancak ortada ilginç bir paradoks var: Yatırımcılar kaybetse de toplum kazandı. İflas eden şirketlerin geride bıraktığı raylar yok olmadı. Bu altyapı, nakliye maliyetlerini düşürdü, ticareti hızlandırdı ve modern ekonominin temelini oluşturdu.
Bugün YZ için de benzer bir senaryo muhtemel. Şimdiki YZ şirketlerinin çoğu aşırı harcama yüzünden gelecekte batabilir veya konsolide olabilir. Ancak inşa ettikleri devasa veri merkezleri, fiber ağlar ve geliştirdikleri modeller kalıcı olacak. Tıpkı ucuz demiryolu taşımacılığı gibi, YZ de “bilişsel maliyetleri” sıfıra indirerek toplumun kullanımına sunulacak.
3. 1899-1929 Dersleri: Sosyal Kırılma ve Yeniden Yapılanma
Daily Kos’taki analiz, bizi 19. yüzyılın sonundan 1929 Büyük Buhranı’na kadar olan döneme götürüyor. Bu dönem; elektriğin yaygınlaşması, içten yanmalı motorun (otomobil) icadı ve seri üretimin yükselişiyle tanımlanır.
Tıpkı bugün YZ’nin yaptığı gibi, o dönemdeki teknolojiler de işin doğasını değiştirdi. At arabası sürücüleri işsiz kaldı ama mekanik ve şoförlük gibi yeni meslekler doğdu. Ancak bu geçiş sancısız olmadı. Hızlı teknolojik değişim; servet eşitsizliğini artırdı, sosyal dokuyu zorladı ve nihayetinde 1929’daki ekonomik çöküşe giden spekülatif bir ortam (Kükreyen 20’ler) yarattı.
YZ’nin getireceği “kesinti” (disruption), 1900’lerin başındaki bu dönüşümden çok daha hızlı ve kapsamlı olabilir. O dönemde fiziksel güç makineleşmişti; şimdi ise zihinsel güç makineleşiyor. Tarih bize, bu tür büyük dönüşümlerin sonunda refah getirse de, geçiş sürecinin kaotik, politik olarak çalkantılı ve ekonomik açıdan “balon-çöküş” döngülerine gebe olduğunu öğretiyor.
4. Yatırımcı ve Toplum İçin Çıkarılacak Dersler
Tüm bu yazıların ortak sonucu şudur:
- Teknolojinin başarısı ile şirketin başarısını karıştırmayın: YZ dünyayı değiştirecek, bu kesin. Ancak bugünün en parlak YZ şirketi, yarının iflas eden demiryolu şirketi olabilir. (Örn: 2000’lerin başındaki Dot-com balonunda internetin kalıcı olacağını bilenler haklıydı, ama Pets.com’a yatırım yapanlar yanılmıştı).
- Aşırı kapasite iyidir (Toplum için): Şirketlerin şu an yaptığı “aşırı harcama”, gelecekte YZ teknolojisinin herkes için ucuz ve erişilebilir olmasını sağlayacak altyapıyı oluşturuyor.
- Türbülansa hazırlıklı olun: 1899-1929 dönemi, büyük teknolojik sıçramaların sosyal sancılarla geldiğini gösterir. İş gücü piyasasındaki değişimlere ve olası ekonomik dalgalanmalara karşı hazırlıklı olmak gerekiyor.
Özetle, şu anda bir “Altına Hücum” dönemindeyiz. Tarih bize, bu hücum sırasında en çok kazananların altın arayanlar değil, onlara “kürek ve kazma satanlar” (bugün için çip üreticileri ve altyapı sağlayıcıları) olduğunu, ancak sonunda onların da doygunluğa ulaşacağını fısıldıyor.














