ABD’nin ırkçılıkla imtihanı: ICE

Amerika’nın en tartışmalı, en “kırık” sistemlerinden biri olan ICE (Immigration and Customs Enforcement) mevzusunu 2026 yılı konjonktürüne göre inceleyelim: ICE, Amerika’nın şu anki siyasi kutuplaşmasının tam merkezindeki fay hattıdır.

ICE Nedir ve Nasıl Ortaya Çıktı?

ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza), Amerika’nın İç Güvenlik Bakanlığı’na (DHS) bağlı devasa bir polis gücüdür. Ancak bu kurum hep var değildi; 11 Eylül saldırılarının doğrudan bir sonucudur.

  • Travmatik Doğuş: 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD “Bizi kim, nasıl içeri sızıp vurdu?” paniğiyle tüm güvenlik bürokrasisini değiştirdi. 2003 yılında eski Göçmenlik Bürosu (INS) lağvedildi ve ICE kuruldu.
  • Orijinal Amaç: İlk kurulduğunda ana hedef “ulusal güvenlik” ve “terörle mücadele” idi. Sınırdan girenleri kontrol etmek ve terör bağlantılı kişileri, çeteleri (MS-13 gibi) ve insan kaçakçılarını durdurmak için tasarlandı.

Sistem Nasıl “Bozuldu”?

Kurumun “bozulduğu” veya eleştirilerin odağı haline geldiği nokta, görev tanımının kaymasıdır (Mission Creep).

Başlangıçta “teröristleri ve ağır suçluları” yakalaması beklenen kurum, zamanla “belgesi olmayan herkesi” avlayan bir yapıya dönüştü. Özellikle şu an içinde bulunduğumuz son bir yılda (2025-2026) bu durum zirve yaptı:

  • Suçlu vs. Masum Dengesi Şaştı: Eskiden ICE’ın tutukladığı kişilerin çoğu sabıkalı suçlular olurdu. Ancak son verilere göre, Eylül 2025 itibarıyla ICE tarafından tutuklananların %35’inin hiçbir sabıka kaydı yok (Bu oran Ekim 2024’te sadece %6’ydı). Yani sistem artık “suçluları” değil, sadece “orada bulunan” göçmenleri topluyor.
  • Yasal Zırh: Temmuz 2025’te geçen ve ironik bir isme sahip olan “One Big Beautiful Bill Act” (OBBBA) ile kuruma devasa bir bütçe (45 milyar dolar gözaltı merkezleri için, 30 milyar dolar operasyonlar için) verildi. Bu yasa, ICE’ın operasyonel gücünü artırırken denetim mekanizmalarını azalttı.

Halkın Bir Kısmı Neden Eleştiriyor?

Eleştirenler (genellikle Demokratlar, liberaller ve insan hakları örgütleri) için ICE, “Amerikan Gestapo’su” haline gelmiş durumda.

  • Aileleri Parçalama: ICE, sadece suçluları değil, yıllardır Amerika’da yaşayan, vergisini ödeyen, çocukları Amerikan vatandaşı olan aile babalarını/annelerini evlerinden alıp sınır dışı ediyor. 2025 sonlarında tutukluların %90’ı doğrudan sınır dışı edildi, serbest bırakılma veya kefalet neredeyse imkansız hale geldi.
  • İnsani Kriz: Yeni yasalarla (OBBBA), göçmenlerin sağlık hizmetlerine ve gıda yardımlarına erişimi kesildi, üstüne vergileri artırıldı. “Abolish ICE” (ICE’ı Kapatın) hareketi, kurumun reform edilemeyecek kadar ırkçı ve zalim bir yapıya dönüştüğünü savunuyor.
  • Korku İmparatorluğu: Göçmenler sınır dışı edilme korkusuyla suç bildirimi yapamıyor, hastaneye gidemiyor.

Birileri Neden Çok Seviyor?

Destekleyenler (genellikle Cumhuriyetçiler, Trump tabanı ve “Law & Order” savunucuları) için ICE, “Egemenliğin Koruyucusu”dur.

  • Ulusal Güvenlik: Onlara göre ICE, uyuşturucu kartellerinin, fentanil kaçakçılarının ve teröristlerin önündeki tek engel. DHS Sekreteri Kristi Noem, 2025’i “tarihi bir yıl” olarak nitelendirerek sınırların güvenceye alındığını savunuyor.
  • “Önce Amerika”: Destekçiler, ülkenin sınırlarının “yol geçen hanı” olmaması gerektiğini, yasaların uygulanması gerektiğini savunuyor. 2025’te işe alınan 10.000 yeni memur ve “Homeland Defenders” (Vatan Savunucuları) birimleri, onlara göre Amerika’yı tekrar güvenli kılan hamleler.
  • Ekonomik Argüman: Göçmenlerin ucuz işgücü olarak Amerikalıların maaşlarını düşürdüğüne inanan kitle, ICE’ın sert operasyonlarını ekonomik bir koruma kalkanı olarak görüyor.

Mevzu aslında bir “kurum” tartışması değil, Amerika’nın kimlik krizi.

Bir taraf (Sevenler) diyor ki: “Kurallar kuraldır, izinsiz giren atılır, burası bizim evimiz.”

Diğer taraf (Eleştirenler) diyor ki: “Burası göçmenler ülkesi, insanları avlamak ve aileleri parçalamak Amerikan değerlerine ihanettir.”