“Çocuklarımızı dijital dünyanın kötülüklerinden korumalıyız.”
Bu cümleye itiraz edecek tek bir ebeveyn, eğitimci veya vicdan sahibi insan bulamazsınız. Ancak tarih bize şunu defalarca göstermiştir: En sert sansür mekanizmaları ve özgürlük kısıtlamaları, her zaman en masum niyetlerin; “çocukların güvenliğinin” arkasına saklanarak gelir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın geçtiğimiz günlerde tanıttığı “Dijital Dünyada Çocukları Güçlendirmek Eylem Planı”, kağıt üzerinde siber zorbalık ve istismarla mücadele gibi hayati hedefler taşıyor. Ancak satır aralarını okuduğumuzda, bu planın Türkiye’deki internet ekosistemi için geri dönüşü olmayan bir “denetim çağı”nı başlatma potansiyeli taşıdığını görüyoruz.
Gelin, vitrindeki vaatlerin ötesine geçelim ve madalyonun karanlık yüzüne bakalım.
Vitrindeki Vaat: 4 Maddelik Koruma Kalkanı
Bakanlığın açıkladığı plan temelde dört sütun üzerine kurulu:
- Farkındalık: Aile ve çocukların dijital okuryazarlığının artırılması.
- Önleme: Zararlı içeriklerin çocuklara ulaşmadan engellenmesi.
- Müdahale: Mağdur çocuklara psikososyal destek sağlanması.
- Yasal Düzenleme: Mevzuatın güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliği.
Yanında sunulan “Çocuklar Güvende” uygulaması ve internet sitesi de ebeveynlere rehberlik etmeyi amaçlıyor. Buraya kadar her şey makul görünüyor. Ancak sorun, 4. maddede, yani “Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler” başlığında gizli.
Risk 1: Oyun Dünyasına “Devlet Filtresi” Geliyor
Bakan Göktaş’ın konuşmasındaki en kritik cümle şuydu: “Dijital medya ve oyun platformlarına dair düzenleyici ve denetleyici bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi gerekliliği…”
Bu, oyun dünyasına doğrudan müdahalenin kapıda olduğunun habercisi. Peki bu ne anlama geliyor?
- İçerik Kısıtlaması: “Zararlı içerik” tanımı subjektiftir. Şiddet içeren rekabetçi oyunlar, farklı kültürel ögeler barındıran yapımlar veya sadece “aile yapısına uygun bulunmayan” senaryolar erişime kapatılabilir.
- Platform Yasakları: Roblox veya Discord örneklerinde gördüğümüz toptancı yaklaşım, Steam veya Epic Games gibi dev platformların “bölgesel filtreleme” yapmaya zorlanmasına, yapmazlarsa da tamamen engellenmesine yol açabilir.
Risk 2: Anonimliğin Sonu ve “Dijital Kimlik” Zorunluluğu
Bir kullanıcının çocuk olup olmadığını anlamanın teknik olarak tek bir kesin yolu vardır: Kimliğini doğrulamak.
Eğer devlet, platformlardan “çocukları ayırt etmesini” yasal zorunluluk haline getirirse, bu sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de anonimliğin sonu demektir. Bir siteye veya oyuna girerken T.C. Kimlik Numaranızı veya telefon onayınızı vermek zorunda kaldığınız bir internet düşünün.
- Yaş Doğrulama Paradoksu: İngiltere’de denenen bu yöntem, veri güvenliği endişeleri nedeniyle büyük tepki çekti. Yetişkin olduğunuzu kanıtlamak için kimliğinizi verdiğiniz an, internetteki tüm hareketleriniz isminizle eşleşmiş olur.
Risk 3: Şifrelemenin Kırılması ve Gözetim
Eylem planındaki “müdahale mekanizmaları”, internet trafiğinin daha sıkı izlenmesini gerektiriyor. Siber zorbalığı tespit etmek adına, WhatsApp veya Telegram gibi uçtan uca şifreli mesajlaşma uygulamalarındaki gizliliğin kaldırılması talep edilebilir. Bu, “çocuğu koruma” adı altında tüm toplumun özel iletişiminin denetlenebilir hale gelmesi demektir.
Dünya Bu Sorunu Nasıl Çözüyor? (Ve Çözemiyor)
Türkiye bu yolda yalnız değil, ancak önümüzde ibret alınması gereken örnekler var:
- Güney Kore’nin Başarısızlığı: 2011’de çocukların gece oyun oynamasını yasaklayan “Külkedisi Yasası”nı çıkardılar. Sonuç? Çocuklar ebeveynlerinin kimlikleriyle oyunlara girdi, kimlik hırsızlığı patladı ve yasa 2021’de “işe yaramadığı” gerekçesiyle kaldırıldı.
- İngiltere’nin Savaşı: “Online Safety Act” ile şifrelemeyi delmeye çalışıyorlar, ancak teknoloji devleri “ülkeden çekiliriz” tehdidiyle karşılık veriyor.
- Çin Modeli: Oyun oynamak için yüz tarama zorunluluğu ve haftalık saat kısıtlaması. Tam kontrol, sıfır gizlilik.
Sonuç: Koruma mı, fanus mu?
Çocuklarımızı dijital dünyanın vahşi ortamından korumalıyız, evet. Ancak bunu yapmanın yolu, interneti herkes için devasa bir “çocuk parkına” çevirmekten veya Çin benzeri bir gözetim toplumu yaratmaktan geçmemeli.
Güney Kore örneği bize “yasaklamanın” değil, “bilinçlendirmenin” çözüm olduğunu gösterdi. Bakanlığın eylem planı, eğer Avrupa Birliği (GDPR) normlarında kalıp platformları veriyi kötü kullanmamaları için denetlerse faydalı olabilir. Ancak rota “erişim engelleri”, “kimlik zorunluluğu” ve “oyun yasakları”na kırılırsa; kaybeden sadece oyun sektörü değil, Türkiye’nin dijital özgürlükleri olacaktır.
İnternetin fişini çekmek kolaydır; zor olan, o fiş takılıyken güvenli kalmayı öğretmektir. Umalım ki tercihimiz zor olandan yana olsun.
Dipnot:
Bu ülke çocukları koruma bahanesiyle yetişkin içerikleri ülkenin tamamından yasaklayan, dünyanın en geri kalmış ülkeleriyle aynı hizaya getiren bir yapıya sahip. Çocukları koruma bahanesiyle interneti sadece çocukların görebileceği içeriklerle bezeyen bu zihniyet, yeni çıkarılan çocukları koruma kanununu ve onun getirdiği araçlarla neler yapabilir bilinmez. Mevcut durum ve şimdiye kadar yapılanlara bakarak bunun bize yarardan çok zarar getireceğini söylemek için kötümsel bir falcı olmaya gerek yok












