Üniversite dört yıllık bir eğitim programını tasarladığında, öğrencinin mezun olacağı mesleğin temel becerilerinin büyük ölçüde aynı kalacağını varsayar. Üretken yapay zekâ bu varsayımı sarsıyor. HuffPost France’ın 29 Eylül tarihli dosyası, öğrencileri “bir devrimin kobayları” olarak tanımlarken tam da bu hız farkına dikkat çekiyor: teknoloji birkaç ayda değişiyor, ders programları ve sınav sistemleri ise yıllarla ölçülen süreçlerde yenileniyor.
Öğrenciler bu dönüşümün iki tarafını aynı anda yaşıyor. Bir yandan metin özetleme, kod yazma, çeviri, araştırma ve fikir geliştirmede yeni araçlara erişiyorlar. Diğer yandan hangi kullanımın öğrenme, hangisinin kopya sayılacağı net değil. Öğretmenler de benzer belirsizlik içinde. Bazı dersler YZ kullanımını açıkça kabul ederken bazıları tamamen yasaklıyor; aynı üniversitede bile bölümden bölüme farklı kurallar görülebiliyor.
Dosyanın daha büyük kaygısı iş piyasası. Öğrencilerin bugün para ve zaman yatırdığı bazı başlangıç seviyesi işler, mezun olduklarında kısmen otomatikleşmiş olabilir. Özellikle yazılım, danışmanlık, grafik tasarım, çeviri ve ofis işleri gibi genç çalışanların genellikle ilk deneyim kazandığı görevler üretken modellerin en hızlı ilerlediği alanlar arasında. Bu, “bütün meslek ortadan kalkacak” anlamına gelmiyor; fakat kariyer merdiveninin ilk basamaklarının biçimi değişebilir.
Fransa’daki mühendislik okullarından gelen örnekler de bu tedirginliği yansıtıyor. Bazı kurumlarda mezunların kısa süre içinde iş bulma oranlarında gerileme gözleniyor. Tek bir yılın verisini doğrudan yapay zekâya bağlamak mümkün değil; ekonomik büyüme, şirketlerin işe alım bütçeleri ve sektör koşulları da etkili. Yine de okullar, şirketlerin yeni mezundan beklediği becerilerin değiştiğini açıkça görüyor.
Buradaki paradoks şu: Üniversite öğrencisine YZ kullanmamayı öğretirse onu iş hayatında kullanılan bir araçtan mahrum bırakabilir. Yalnız YZ kullanmayı öğretirse temel düşünme, yazma ve problem çözme becerilerinin zayıflaması riski doğabilir. Dolayısıyla eğitim kurumunun görevi iki uç arasında yeni bir denge kurmak.
Bu yüzden önümüzdeki yılların sınavı “ChatGPT’yi yakalamak” olmayabilir. Daha zor soru, bir öğrencinin YZ ile çalışırken gerçekten ne bildiğini nasıl ölçeceğimiz. Üniversiteler belki de ilk kez yalnız bir teknolojiyi öğretmeye değil, sürekli değişen bir teknolojiyle birlikte düşünme biçimini öğretmeye çalışıyor.
Bu dönüşüm staj ve ilk iş modelini de yeniden düşündürüyor. Şirketler genç çalışanlara yıllardır araştırma, ilk taslak, basit kod ve sunum hazırlama gibi işleri vererek onları yetiştiriyordu. Aynı görevler YZ tarafından çok hızlı yapılırsa firmalar kısa vadede verim kazanabilir ama uzun vadede kıdemli çalışan yetiştirecek “öğrenme basamaklarını” kaybedebilir. Üniversitelerin kaygısı bu nedenle yalnız mezunun iş bulması değil; mesleklerin usta-çırak zincirinin nasıl devam edeceği. YZ başlangıç görevini devralırken eğitim kurumları ve işverenler insanın deneyim kazanacağı yeni görevleri bilinçli biçimde tasarlamak zorunda kalabilir.
Kaynak bağlantısı: https://www.huffingtonpost.fr/tech-futurs/article/face-a-l-ia-les-etudiants-cobayes-d-une-revolution-qui-pourrait-en-faire-les-premieres-victimes-clx1_332228.html