Türkiye’de yapay zekâ kullanımı bir yıl içinde belirgin biçimde hızlandı. TÜİK’in “Yapay Zekâ İstatistikleri 2026” bülteninden derlenen verilere göre üretken yapay zekâ kullandığını söyleyen bireylerin oranı 2025’te yüzde 19,2 iken 2026’da yüzde 37,6’ya yükseldi. İşletmelerde de benzer bir sıçrama var: yapay zekâ kullanan girişimlerin oranı yüzde 7,5’ten yüzde 14’e çıktı. Yani hem bireysel hem kurumsal kullanım yaklaşık iki katına yaklaştı.

Fakat ortalama, sektörler arasındaki büyük farkı gizliyor. Telekomünikasyon, programlama ve bilişim alanında faaliyet gösteren girişimlerin yüzde 63,7’si yapay zekâ kullandığını bildiriyor. İkinci sırada yüzde 57,1 ile yayıncılık, radyo-televizyon ve içerik sektörü bulunuyor. Bilgisayar ve iletişim araçlarının onarımı alanında oran yüzde 32,4, finans ve sigortada yüzde 30,2, gayrimenkulde ise yüzde 25,8.

Ekonominin fiziksel dünyaya daha sıkı bağlı bazı alanlarında tablo tamamen değişiyor. Toptan ve perakende ticarette oran yüzde 12,7, ulaştırma ve depolamada yüzde 9,7. Listenin sonunda ise yüzde 6,9 ile inşaat sektörü var. Bu fark, yapay zekânın bütün ekonomiye aynı hızda yayılmadığını gösteriyor. Metin, görüntü, yazılım ve veriyle çalışan sektörlerde teknoloji hızla gündelik iş akışının parçasına dönüşürken sahada, makineyle ve fiziksel süreçlerle çalışan sektörlerde dönüşüm daha yavaş ilerliyor.

Şirket büyüklüğü de belirleyici. 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde yapay zekâ kullanım oranı yüzde 37,1. Bu oran 50-249 çalışanı olan şirketlerde yüzde 17’ye, 10-49 çalışanı olan işletmelerde yüzde 12,8’e düşüyor. Büyük şirketlerin daha fazla veri, uzman personel, yazılım bütçesi ve kurumsal altyapıya sahip olması bu farkın olası nedenleri arasında. Ancak veriler neden-sonuç ilişkisi kurmuyor; yalnızca kullanım oranlarını gösteriyor.

Rakamların ekonomi açısından önemli yanı, yapay zekânın artık yalnız teknoloji şirketlerinin meselesi olmaktan çıkması. Yayıncılıktan finans sektörüne kadar birçok alanda kullanım oranı, birkaç yıl önce “erken benimseyen” sayılabilecek düzeylerin üzerine çıktı. Buna karşılık küçük işletmeler ve düşük kullanım oranına sahip sektörler geride kalırsa yapay zekâ, verimlilik farkını azaltmak yerine büyütebilir.

2026 tablosu bu nedenle bir “Türkiye yapay zekâ kullanıyor mu?” sorusundan daha fazlasını anlatıyor. Asıl soru artık kimlerin, hangi işlerde ve hangi hızda kullandığı. Önümüzdeki dönemde istihdam, eğitim ve şirket verimliliği üzerine yapılacak değerlendirmelerde bu sektör ve ölçek farklarını birlikte okumak gerekecek.

Verilerin bir başka önemli sınırı da “kullanıyorum” cevabının kullanımın derinliğini göstermemesi. Bir çalışan ayda birkaç kez metin düzelttiriyor olabilir; başka bir şirket müşteri hizmeti, yazılım ve veri analizini YZ sistemlerine bağlamış olabilir. İkisi de istatistikte kullanıcı sayılıyor. Bu nedenle bundan sonraki asıl ölçüm, yalnız benimseme oranı değil, teknolojinin iş saatini, çalışan sayısını, ücretleri ve verimliliği ne kadar değiştirdiği olacak. Türkiye’de YZ dönüşümünün gerçek ekonomik büyüklüğü ancak bu ikinci kuşak veriler geldikçe anlaşılabilecek.

Kaynak bağlantısı: https://www.trthaber.com/haber/ekonomi/turkiyede-yapay-zekayi-en-cok-bilisim-en-az-insaat-sektoru-kullaniyor-958989.html