CNBC, sinema ve televizyon dünyasında teknoloji sektörünün güçlü yöneticilerini konu alan yapımlara yönelik artan ilgiyi inceliyor. Mark Zuckerberg, Elon Musk ve Sam Altman gibi isimler, yalnızca başarılı girişimci hikâyelerinin değil, toplumsal sonuçları tartışılan büyük güç merkezlerinin temsilcileri olarak anlatılmaya başlandı. Yapay zekâ ve sosyal medya üzerinden kurulan etki, kişisel karakterlerin ötesinde şirketlerin topluma karşı sorumluluğuna uzanan dramatik malzeme sunuyor.

Teknoloji yöneticilerinin dramatik malzeme haline gelmesi yeni değil; sosyal medyanın yükselişi de sinemada daha önce işlenmişti. Değişen şey, yeni filmlerin yalnızca bir şirketin kuruluşunu değil, toplum üzerindeki etkilerinin tartışılmasını öne çıkarması.

Böyle yapımlarda kişisel hırs, kurumsal rekabet ve kamusal zarar aynı hikâyeye yerleştiriliyor. Ancak sinema anlatısı dramatik çatışma gerektirdiği için karakterlerin gerçek hayattaki davranışlarını ve kronolojiyi sadeleştirebilir. Filmde gösterilen her sahnenin tarihsel belge sanılması tehlikeli.

Buradaki enteresan dönüşüm, sinemanın teknoloji kahramanını yeniden yazması. Bir dönem yeni şirket kurmak, kalıpları yıkan vizyoner kişiliği anlatmak için yeterliyken bugün mahremiyet, yanlış bilgi, otomasyon ve denetim eksikliği de karakter portresinin parçası haline geliyor. Gerçek kişiler hakkındaki filmler dramatizasyon içerdiği için sahneler tarihsel kayıt yerine geçmez. Buna rağmen hangi kişilerin perdeye taşındığı, toplumun teknolojiye ve bu teknolojinin sahiplerine bakışındaki değişimi anlamak için önemli bir işaret.

Hollywood’un teknoloji patronlarına ilgisi kamuoyundaki ruh halinin bir göstergesi. “Dünyayı değiştiren girişimci” imgesine şimdi “değiştirdiği dünyaya karşı sorumlu yönetici” sorusu eşlik ediyor.