Alan Turing Enstitüsünün yeni yöneticisi George Williamson, İngiltere’nin kritik hizmetlerinde yalnızca ABD ve Çin şirketlerinin geliştirdiği yapay zekâya güvenmesinin uzun vadeli riskler yaratabileceğini söyledi. The Guardian’ın haberinde Williamson, savunma, sağlık ve kamu altyapısı gibi alanlarda başka ülkelerin ticari veya siyasi kararları yüzünden teknolojiye erişimin sınırlandırılması ihtimaline dikkat çekiyor. Enstitünün ulusal kapasite ve güvenilir yerel teknolojiler geliştirme hedefini öne çıkarıyor.

Bir devletin yapay zekâ sistemine erişimi, sağlayıcının teknik kararlarından, fiyatlandırmasından veya bulunduğu ülkenin ihracat politikalarından etkilenebilir. Hastane ya da savunma kuruluşu için bu bağımlılık sıradan bir yazılım aboneliği sorunu değil, hizmet sürekliliği meselesi.

Tam bağımsızlık her parçayı ülke içinde üretmek anlamına gelmeyebilir. İhtiyaç duyulan unsurlar arasında denetlenebilir modeller, yerel uzmanlık, güvenli veri altyapısı ve farklı sağlayıcılara geçebilme olanağı sayılıyor. Enstitünün vurgusu bu tür kurumsal yeteneklerin güçlendirilmesi.

Haberin önemli tarafı, teknolojik egemenliğin dev bir modeli tek başına üretmekten ibaret görülmemesi. Bir ülkenin kullandığı yazılımı denetleyebilmesi, kritik veriyi koruması ve tedarikçiyle anlaşmazlık yaşandığında hizmeti sürdürebilmesi de bağımsızlığın parçaları. İngiltere’nin ABD ve Çin kadar büyük işlem kaynaklarına sahip olmaması, daha küçük ve hedefe yönelik modeller geliştirme seçeneğini önemli hale getiriyor. Williamson’ın uyarısı, yapay zekâ altyapısının giderek enerji veya telekomünikasyon kadar stratejik sayılmaya başladığını gösteriyor.

İngiltere’nin uyarısı, dünyadaki pek çok orta ölçekli ekonominin ortak sorununa işaret ediyor. Başka ülkelerin geliştirdiği güçlü sistemlerden yararlanmakla stratejik karar yeteneğini dışarıya bırakmak aynı şey değil.