Huawei bugün dünyanın en büyük telekomünikasyon altyapısı şirketlerinden biri. Çin'le ABD arasındaki teknoloji mücadelesinde şirketin başarısı çoğu zaman Çin devletinin desteğiyle açıklanıyor. Fierce Network yazarı Stephen Saunders ise başka bir hikâyeyi hatırlatıyor: Huawei'nin modern bir ürün geliştirme şirketine dönüşmesinde Amerikan IBM önemli rol oynadı.
Şirketin kurucusu Ren Zhengfei, 1997 yılında ABD'deki teknoloji işletmelerinin çalışma yöntemlerini inceleyip döndüğünde Huawei'nin yalnızca yetenekli mühendislerle büyüyemeyeceği kanaatine vardı. Bir ürünün fikir aşamasından müşteriye teslimine kadar tekrarlanabilir ve ölçülebilir bir sistem kurulması gerekiyordu.
IBM'in Huawei'ye uyguladığı Integrated Product Development, yani entegre ürün geliştirme modeli bu ihtiyaca yanıt veriyordu. Araştırma-geliştirme, mühendislik, satış, ürün planlaması ve maliyet kararları birbirinden kopuk yürütülmek yerine ortak süreçlere bağlandı. Şirketin hangi teknolojiyi geliştireceğini mühendislerin tek başına seçmesi yerine müşterinin gerçekten neye ihtiyacı olduğuna bakılması esas alındı.
Huawei'nin dönüşümü ucuz olmadı. Şirket yöneticilerinin aktardığına göre 1997-2006 döneminde IBM'e yaklaşık 600 milyon dolar danışmanlık ücreti ödendi. Ortaklık başlarken Huawei'nin yıllık gelirinin yaklaşık yarım milyar dolar olduğu düşünüldüğünde bu büyük bir kurumsal bahis anlamına geliyordu.
Saunders, bu stratejiyi dönemin Silikon Vadisi yaklaşımıyla karşılaştırıyor. Ona göre Amerikan teknoloji yatırımcılarının bir bölümü önce büyük teknoloji ve kapasite yaratıp talebin sonradan geleceğine inanırken Huawei, mevcut müşterilerin sorunlarını çözmeye yoğunlaştı. Yazar günümüzde trilyon dolarlık veri merkezi yatırımlarının da benzer 'önce kapasite kur, sonra müşteri gelir' riskini taşıdığını ileri sürüyor.
Yazının bir diğer tezi, geleceğin yapay zekâ ekonomisinin yalnızca sohbet robotlarından oluşmayacağı. Fabrikalardaki makinelerin, enerji sistemlerinin ve iletişim altyapısının akıllı yönetimi de önemli bir pazar. Saunders'a göre Huawei'nin bütünleşik altyapı yaklaşımı burada avantaj sağlayabilir.
Bu bir görüş yazısı; Huawei'nin başarısının tamamının IBM'den kaynaklandığı kanıtı değil. Ancak iki ülke arasındaki rekabetin tarihindeki ironiyi gösteriyor: Amerikan şirketinin öğrettiği kurumsal yöntem, ileride Amerikan teknoloji işletmelerinin en güçlü rakiplerinden birinin büyümesine yardım etmiş olabilir.