Alfa, şu ana kadarki gelişimi göz önünde bulundurulduğunda nevi şahsına münhasır bir şirket. Kavgadan kaçmayan, bir yapısı var. Zaten şirketi anlatan yazılı basın ve internet kaynaklarına girdiğinizde şirketin tüm dünyanın farklı ülkelerinde, farklı kurumlarla sürtüşmesi, şirket anlatımında çok önemli bir yer tutuyor.

10 yıllık tarihlerinde, farklı dönemlerde Kanada’da Norex ile, Büyük Britanya’da BP ile, İsveç’te TeliaSonera ile, Norveç’te Telenor ile, Türkiye’de malumunuz olduğu gibi Çukurova Grubu ile ve Endonezya’da hukuki sorunlar yaşamış ve mahkemelik olmuş. Hatta Birleşmiş Milletler, Alfa’yı Saddam Hüseyin zamanı Irak’a yaptırımların engellenmesiyle suçlanmış. Bu davalardan bazıları ilerliyor, bazıları sonuca ulaştı. Ancak Alfa hiçbirinde geri adım atmış ya da atacakmış gibi gözükmüyor.

Alfa’ya Türkiye’den gelen eleştirileri sorduğumuzda açıklıkla cevap veriyorlar. İlk sorumuz sıklıkla gündeme gelen TeliaSonera ile aralarında para alışverişine de dayanan Turkcell karşıtı bir anlaşma olup olmadığıydı. Mustafa Kıral TeliaSonera ile Turkcell’in daha stratejik yönetilmesi için bir anlaşmalarının olduğunu dile getirdi. Bunun gizli saklı bir anlaşma da olmadığını söyleyen Kıral, halka açık bu belgelere isteyenin istediği zaman ulaşabileceğini belirtti.

Bu tarzda belgelere gerçekten de TeliaSonera sitesinden ulaşılabiliyor.

TeliaSonera CEO’su Lars Nyber imzalı 12 Kasım 2009 tarihli kamuya açık belgede Turkcell ve MegaFon için iki şirketin el sıkıştığı dikkatleri çekiyor. Anlaşmanın gerekliliklerine bakıldığında kontrolü yükseltmek, likiditeyi artırmak, şirketi uluslararası pazarlarda daha iyi hale getirmek ve şimdiye kadar süregelen kavgaları ortadan kaldırmak ön plana çıkıyor. Bunun hissedarlar için de önemli olduğunu dikkat çeken iki şirket, Batı hukuk sistemi kurallarına tabi olacak bir şirketin kurulacağını, Turkcell ve MegaFon’un sahiplik yapısının sadeleştirileceği söyleniyor. Turkcell ve MegaFon’un tek bir şirket tarafından yönetileceğini belirten belgelerde en çok dikkat çeken unsur Fintur hisseleri.

Fintur konusunda görüşlerini sorduğumuz Altimo, su andaki Fintur daki Turkcell hissesinin Turkcell için iyi bir yapı olmadığını dile getirdi. Su andaki yüzde 42’lik azınlıkla Turkcell bu hisseleri kontrol edemiyor ve Turkcell in değeri bu nedenle olması gerekenden daha düşük. Bu hisselerin kontrolünü zamanında TeliaSonera ya satarak bu durumu yaratanın da 9 sene önce Karamehmet olduğunu belirten Altimo, bu yapının Turkcell için en karlı şekilde çözülmesine caba göstereceklerini söyledi.

Şu anda Turkcell Fintur’un yüzde 41.45 hissesine sahip. Yine bu kamuya açık belgelerde Altimo ile TeliaSonera’nın aralarında hisselerin tamamının TeliaSonera’ya geçmesi için anlaştığı göze çarpıyor. Fintur, Gürcistan’daki Geocell, Kazakistan’daki Kcell, Moldova’daki Moldcell ve Azerbaycan’daki Azercell’i kapsıyor.

Söylenti ve sürtüşmelerin odaklarından biri de Ukrayna’daki operasyon. Turkcell’in Ukrayna’da başarısını artıran bir şirketi var. Aynı şekilde Altimo’nun bu ülkede direkt ve endirekt yoldan yönettiği operatörler var. Geçtiğimiz aylarda Ukrayna’daki operasyonlar için Turkcell genel kurula bir ödeme isteği gönderdi, ancak bu ödeme reddedildi. Bu red talebi kamuoyunda Altimo’nun Ukrayna’daki diğer şirketlerine avantaj sağlamak için Turkcell’i orada zayıflatma girişimi olarak tanımlandı.

Mustafa Kıral bunun kesinlikle böyle olmadığını söylüyor: “Ukrayna’da ortağı olduğumuz KyivStar operasyonumuz vardı. VimpelCom’un Ukrayna’ya girmesi bu operasyona zarar verebilirdi. Telenor ile bu anlamda tartışmalar yaşasak da yine de VimpelCom bu pazara girdi. Bizim için önemli olan yatırımcılardır diyerek pazara girdik. Bizim için aslolan hissedarlarımızdır. Bu bakış açısıyla da aslolan Turkcell’in Ukrayna’daki hissedarının durumu değil, Turkcell’in hissedarlarının durumudur. Biz her zaman bunu gözetiyoruz.”

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.