Ich bin doch nicht blöd, yani “ben aptal değilim”… Bu MediaMarkt’ın hemen bütün ülkelerde dilden dile dolaşan sloganı. MediaMarkt geçtiğimiz günlerde benim iş hayatım ve ekmeğimle oynamaya çalıştı. Sonra bunu inkar etti, hatta bunu bana değil, bana iş veren insanlara inkar etti. Olayı biraz anlatmak, MediaMarkt’ın beni ne sandığını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Siteyi yakından takip edenler görmüş ya da okumuştur, MediaMarkt ile ilgili minik bir satın alma sorunum oldu. Bunu MediaMarkt’a açık mektup başlığıyla sizlerle ve kendi sosyal medya çevremle paylaştım. Okumaya üşenenler için özetlemek gerekirse… Bu kurumun çalışanlarına güvenerek bir yazıcı aldım, kartuşu çoktur dediler, geldim bulamadım. Bir saate yakın bir süre beni ayağa diktikten sonra gidin başka yerden bulun tadında bir şeyler söylediler. Müyşteri şikayetimi bile almayıp beni internetten şikayet iletmeye yönlendirdiler. Ben de bu yazıyı keşke böyle olmasaydı tadında yazdım.

Sonrasında bir mağaza yetkilisi site üstünden benimle irtibata geçti. Özür diledi. Konuyu nasıl telafi edeceğiizi sorup çay içmeyi önerdi. Yaptığı bu kibar hareket için teşekkür ettim, gerçekten de o aralar oraya gitmeye vaktim yoktu.

Aradan bir zaman geçti. Olayı tamamen unuttum. Üstünde düşünecek bir şey de yoktu çok basitti aslında. Haftada üç gün tam sayfa yazı yazmakta olduğum gazeteden aradılar. Dediler ki sen MediaMarkt konusunda hiç kötü bir şeyler yazdın mı… Gazetede hiç öyle bir şey yazmadığım için kesin ve net bir biçimde “hayır” dedim.Tam teşekkür edip kapatıyorlardı ki sebebini merak ettim sordum. MediaMarkt ile yaptıkları konuşmada ilginç bir diyalog geçmiş: Gazetenin çalışanı, ki bu ben oluyorum, onların onaylamadığı yazılar yazıyormuş. Nasıl yazılar deyince de benim kendime ait internet sitesinde yazdığım yazıyı onlara geçmiş.

Ben dedim ki benim özel sitemde yazdığım yazıdan onlara ne ki reklam vermeyi bırakıyorlar… Sonra düşündüm ve salak olduğuma karar verdim, kendi özel sitemde değil gazetede yazsam ne farkederdi ki? Sonuçta onlar benim fikirlerimdi. Fikirler için gazete ya da kişiler cezalandırılabilir miydi? Bir kurumun böyle bir şeye hakkı var mıydı?

Konuyu gazetenin farklı birileriyle paylaştığımda itidalli olmam gerektiği, konuyu MediaMarkt genel müdürü Nuri Topatan’a danışmam önerildi. Nuri Topatan’ın şirket elektronik postasına konuyu ve hassasiyetlerimi bildiren bir elektronik posta attım. Hemen geri dönemezdi muhakkak ama mutlaka geri dönerdi işte.

Ama dönmedi. Umursamadı. Mail eline ulaşmamıştır diye kendimi kandırışlarım, gazete içindeki birimlerin mailin alındığına dair bilgilendirmesiyle suya düştü. Gazetenin içindekiler arayarak kendilerini MediaMarkt pazarlama birimindekilerin aradığını ve benim sandığım gibi bir şikayt olayının olmadığını söylediler.

Oysa gazeteye ilan verilmemesinin sebebi olarak benim adım ve yazdığım yazının adresi gönderilmişti. Tam olarak metni merak edenler için:

Merhabalar Rafet bey,
öncelikle ilginiz için çok teşekkürler. Söz konusu yazıya aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz. Yazının yayını sonrasında Serhat bey ile Optimum Mağaza Genel Müdürümüz bire bir irtibata geçip, mağduriyetini giderme konusunda yardımlarını teklif etti fakat Serhat bey ilgilenmedi.
Keşke bu şekilde yayınlamaktan ise direk bizimle irtibata geçseydi ve biz yardımcı olsaydık.
Bilgilerinize ve iyi çalışmalar.
http://www.tknlj.com/mediamarkta-acik-mektup/

“Benim kibarlığıma cevap vereceksin ulan” tarzı bir yazıydı bu. Oysa biz mağaza müdürüyle kendi aramızda nezaketsiz bir yazışmayla değil şu şekilde kapatmıştık konuyu:

Sayın Korkmaz,
Öncelikle size de mutlu ve başarılı bir yıl diliyorum. Sorunumu internet üstünden çözdüm
İlginize teşekkür ederim
Saygılarımla

Yani ben ilgilenmeyerek iyi yıllar dileyerek gazetenin reklam almamasına neden olmuştum, Suçun tamamı bendeydi.

Bu arada MediaMarkt’ın halkla ilişkiler ajansını da iletişim çemberini kapatmak için aradım. Oradaki görevliler, konuşulacak her şeyin aslında konuşulduğunu belirtti. Yani MediaMarkt pazarlama yetkilileri gazetenin reklam departmanıyla konuşmuş ve konu kapanmıştı. Benimle konuşmalarına gerek olmadığını PR mensubu arkadaşlar (benim tahminimce) utana sıkıla bana söylediler.

Bu noktaya kadar bilgilendirici ve objektif bir yazı oldu, gelelim işin öğretme taraflarına. Ben 20 yıldır iletişim dünyasının içinde Türkiye’nin en büyük gazetelerinde, Türkiye’nin en büyük internet şirketlerinde, Türkiye’nin en büyük PR ajanslarında ve Türkiye’nin en büyük kurumlarının iletişim departmanlarında çalıştım. bilgilenmek isteyenler için daima bir öğretme misyonum oldu. MediaMarkt’ın gelişmesi için birkaç küçük not vereyim:

  1. Reklam bir gazeteye, o gazetenin oluşturduğu kitleyi kullanmak ve onlara kendi hazırladıkları mesajları vermek için sunulur. Bu konu tartışmaya açık değildir
  2. Reklam bir gazetenin yayın politikasını değiştirmek, yazılan yazıları farklılaştırmak için verilmez.
  3. Yazılan yazıları değiştirmek için genel yayın yönetmenleri, bölüm yöneticileri ve gazeteci büyükler vardır.
  4. Yazılarda değişiklik önerisi vermek halkımızın yapabileceği bir şeydir elbette. Ama kurumların haddi değildir.
  5. Bir insanın adını ve yazdığı yazıyı vermeyi şikayet etmek dışında başka hiçbir şeyle açıklaşyamazsınız. Eğer bunu yapmaya çalışırsanız ya karşınızdakinin zekasına hakaret ediyorsunuzdur ya da o abartıldığı kadar önemli değilsinizdir.
  6. Bir gazetecinin ekmeğiyle oynamak kolaydır. Bugün gazetecilerin ortalama maaşları 1.500 ila 2.500 TL arasında değişmektedir. Gazetelerin maddi durumu hiç de iyi gitmemektedir. Ama gazetecilerin fikirlerinin üstesinden bu şekilde gelebilir misiniz? Zannetmiyorum
  7. Bu ülkede diyelim ki gazeteleri ele geçirdiniz (ki en azından benim şu anda ve daha önce çalıştığım gazetelere herkesin gücününün  yetmeyeceğini birlikte gördük) Bu işi sosyal medyada nasıl temizleyeceksiniz? Mark Zuckerberg’e gidip “Facebook sayfamızı kapatırız bak” mı diyeceksiniz?
  8. Bu bir çirkinliktir. Hiçbir güzel duygu ve düşünceyle bu yapılanları açıklayamazsınız. Savunamazsınız da…Bu ülkede başkalarının ekmeğiyle oynayan insanlar varolmamalıdır. Bu sektöre dolaylı ya da direkt erişimleri olmamalıdır. Basın hepsi ve her birine lazım olacaktır.

Eğer bu ülkede meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, basın kurumları ve basın mensupları varsa bu onlar için yapılmış bir çağrıdır. Bu ülkenin kirlenmesinin engellenmesi yönünde atılmış bir adımdır. Çalıştığım yayın kuruluşlarının dik duruşları Alman şirketinin ekmekle oynama çabalarını sonuçsuz çıkarmıştır.

Ama bu oyunun onlar için de benim için de bittiğini düşünmüyorum.

Ben sadece bu kurumun sloganıyla yazıyı bitirmek istiyorum:

Ich bin doch nicht blöd

Ben aptal değilim. Bu yazıyı okuyan kimse de değil.

10 YORUMLAR

  1. Yapılanlara karşı durmanızı tebrik ediyorum hem de büyük bedeller pahasına..
    Korku ile sindirmek susturmak artık yaşamın tek çıkışı oldu ülkemizde.
    Dilerim tüm çabalarınız sizin için iyilikler getirir.

  2. Paylasmakla cok iyi yaptiniz hepimiz nasil bir kurum olduklarini ancak tabii eminim Almanlar yani eger franchise yontemiyle acildiysa Turkiye’de bilmiyorlardir ve onlar da bilmelidir bana gore. Yaptiklari tamamiyla sark. Ihniyeti, baskici, sabirsiz ve de profesyonellik disi.

  3. Media Markt ile ilgili bende büyük sıkıntılar yaşadım. İnternet sitemde yer alıyor. O günden beri hiç bir alışveriş yapmıyorum çevremdekilere de yaptırmıyorum.

    Gerçekten ilgisiz ve sorumsuz bir firma. Hatta çirkin bir firma diyebilirim. Sonuna kadar haklısınız. Bu yapılan resmen terbiyesizliktir. Koskoca kurum. Bu yazınızı izniniz olursa kendi sosyal medya çevremde paylaşmak isterim.

  4. Dik duruş budur ve sevgili medyamızda özlenen tablo budur. Ancak bulunduğunuz yayın yöneticilerinin yazdıklarınızdan sizin gibi dik duruş sergilemediklerini anlıyorum. Muhtemelen siz reklamınızı esirgemeyin biz o adamı atarız, keseriz bile deme durumunu hiç uzak görmüyorum. Ben MM tarafını suçlu bulmuyorum çünkü reklamverenlere bu türlü tavır almaları konusunda karşı bir davranış hiç bir yayın yönetmeni, reklam müdürü gösteremiyor.

  5. MediaMarkt’ta karşılaştığım ve bence bilinçli olarak sürdürülen en önemli sorun stokta olmayan, hatta stoka ne zaman gireceği belli olmayan cazip fiyat etiketli ürünlerin teşhirde durması. En son geçen ay bir çamaşır makinesi bakmak için gittiğimizde hangi makineye elimizi atsak aynı yanıtla karşılaştık: “- stokta yok”, “-ne zaman gelir?”, “-belli değil”. Bu politikayı değiştirmeleri lazım, ben soğudum cidden, gitmem kolay kolay. Daha evvel aynı problemi aspiratör ve buzdolabı konusunda da yaşadım…

  6. Bak Facebook’u walla post etmiş birisi şimdi : Media Markt’ın ayıp ötesi kolpazanlığı: Ürün poşetlerinde bile şu ibare yazıyor: “DÜŞÜK FİYAT KANUNU Aldığınız ürünün aynısını, il sınırları içinde daha düşük fiyata bulun, fiyat farkının 2 katını götürün.” Ancak bu vaat yerine getirilmiyor, iş şaklabanca yokuşa sürülüyor. Yazılı olarak belirtilmemesine rağmen, gittiğinizde internet sitelerinin ve binlerce mağazanın bu kapsam dışında olduğu, yalnızca zincir marketlerden (Türkiye’de kaç tane var ki? Zaten anlaşmalı olabilirler) fiyatı kanıtlayan belge getirilmesi halinde vaadin geçerli olduğu söyleniyor. İl sınırı diyorlar, sonra ilçe sınırına dönüşüyor. Piyasada 150 TL olan bir ürünü 399 TL’ye satıyorlar. İtiraz halinde yetkiliden alınan yanıt şu: “Sizin amacınız ne? Bizde böyle!” Koskoca zincir deyip Eminönü esnafı kıvamında satış ancak Türkiye’de yer. Helal olsun Media Markt, doğru yere dükkan açtın. Ördeği bol, koyunu verimli!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.