On dört yaşındaki çocukla elli dört yaşındaki yetişkin aynı internet adresine giriyor. İkisinin karşısına da erişim engeli çıkıyor. Çocuk korunmuş olabilir. Peki yetişkin neden aynı yasağa tabi? Yaşını kanıtlasa da kapı açılmıyor. İşte burada çocukların korunmasından başka bir düzenleme alanına geçiyoruz: Yetişkinlerin erişebileceği içeriğin devlet tarafından belirlenmesine.
Türkiye’de bu uygulamanın omurgası, 2007’de yürürlüğe giren 5651 sayılı Kanun. Kanunun 8. maddesi, belirli suçları oluşturduğuna ilişkin yeterli şüphe bulunan internet yayınlarına içerik çıkarma veya erişim engelleme kararı verilmesini düzenliyor. Katalogdaki suçlardan biri Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesindeki müstehcenlik. Burada çalışan mekanizma, kullanıcının 18 yaşını doldurup doldurmadığını denetlemek değil; belli yayınları Türkiye’deki herkes için erişilemez kılmak.
Üstelik TCK 226 yalnızca çocuklara pornografik içerik gösterilmesini ele almıyor. Maddenin ilk fıkrasında çocukların korunmasına ve aleni gösterim, satış, dağıtım gibi fiillere ilişkin hükümler var. İkinci fıkra ise müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin basın ve yayın yoluyla yayımlanmasını da suç sayıyor. İçerik yalnızca yetişkinlere yönelik olsa bile müstehcenlik değerlendirmesi gündeme gelebiliyor. Türk hukukunda “yetişkinler rıza gösterdi, öyleyse her yayın serbesttir” demek doğru değil.
Fakat tartışma tam burada başlıyor. Çocuklara açık biçimde sunulan içerikle, sadece yetişkinlerin kendi iradeleriyle eriştiği içerik aynı sorunu mu yaratıyor? Bir yetişkinin evinin mahremiyetinde hangi görüntüyü izleyeceği, başkalarına verilen somut bir zararla gösterilmeden yasaklanabilir mi? “Genel ahlak” sözcüğü bu iki soruya kendiliğinden yanıt vermiyor.
Elbette ayrılması gereken kırmızı çizgiler var. Çocukların cinsel istismarını gösteren materyaller, rıza dışı çekimler ve cinsel sömürü içeren yayınlar, yetişkinlerin rızasıyla üretilmiş cinsel içeriklerle bir tutulamaz. Bu dosya istismar materyallerinin serbest bırakılmasını tartışmıyor. Tartıştığı, yetişkinlerin rızasına dayanan içeriklerin de yaş farkı gözetmeyen engellerle karşılaşması.
Bir başka problem süre. 5651’in 8. maddesinde her engelin belirli bir tarihte otomatik kalkacağını söyleyen genel bir son gün bulunmuyor. Buna karşılık kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararı verilmesi hâlinde engelin hükümsüz kalması, suç teşkil eden içeriğin kaldırılması hâlinde kararın kaldırılması gibi yollar düzenlenmiş. Her yasak hukuken “sonsuza kadar” değil; ama ne zaman sona ereceği belirsiz, uzun süreli bir engel vatandaş açısından fiilen kalıcılaşabiliyor.
Hukukun kendisi de bu yetkiyi sınırsız görmüyor. Anayasa Mahkemesi, 15 Kasım 2017 tarihli 2017/153 sayılı kararında müstehcenlik gerekçeli yayınlarda idarenin resen engelleme yetkisine ilişkin bir hükmü sınırlı kapsamda iptal etti. Bu karar tüm pornografik site engellerini kaldırmadı; fakat idari engelleme yetkisinin anayasal denetimden muaf olmadığını hatırlattı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2012 tarihli Ahmet Yıldırım/Türkiye kararı da başka bir suç iddiasıyla verilen engelin bütün Google Sites hizmetine yayılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti. Pornografi hakkında verilmiş bir karar değil; fakat daha az müdahaleci seçeneklerin ve topyekûn erişim engelinin yan etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Burada iki ayrı müdahaleyi karıştırmamalıyız. Bir yetişkinin erişmek istediği içeriğin yasaklanması başka, erişebilmek için kimliğinin açıklanmasının istenmesi başka. İlkinde içerik seçme özgürlüğü, ikincisinde anonimlik ve mahremiyet gündemde. İkisi aynı anda gerçekleşirse devletin gerekçelendirmesi gereken müdahale de ağırlaşır.
Şimdi soruyu yeniden soralım: Çocukları zararlı içerikten korumak için yetişkinlerin de aynı içeriğe erişmesini engellemek zorunlu mu? Yaşa bağlı, mahremiyeti koruyan bir çözüm mümkünken neden herkes için kapanan bir kapı tercih ediliyor? Bir yasak ne zaman çocuğu korumaktan çıkıp yetişkinin özel hayatına ilişkin bir ahlak kararına dönüşüyor?
Çocukların korunması meşru bir amaçtır. Ama “çocuklar görebilir” demek, bütün yetişkinlerin görmesinin neden yasaklanması gerektiğinin kanıtı değildir. Devletin cevaplaması gereken soru pornografinin sevilip sevilmediği değil: Yetişkin bir insanın kendi seçimlerine müdahale etmenin gerekliliği ve ölçüsü nasıl ortaya konuyor?