İnternette bir kapıyı çocuklara kapatmak istediğinizde önce şu kararı vermeniz gerekiyor: Kimliğini ispatlamak zorunda olan kim? Çocuk mu, yetişkin mi, yoksa yalnızca riskli hizmeti sunan şirket mi? Dünyanın farklı bölgelerinde tartışılan modeller arasındaki asıl fark yaş sınırının 15, 16 ya da 18 olması değil; o sınırı denetlerken hangi kişisel bilgilerin isteneceği.
AVRUPA BİRLİĞİ: ADINI DEĞİL, YAŞINI GÖSTER
Avrupa Komisyonu 15 Nisan 2026’da yaş doğrulama uygulamasının teknik olarak hazır olduğunu açıkladı. Üye devletlerden sistemi yıl sonuna kadar yaygınlaştırmaları istendi; bu, bütün Avrupa’da uygulamanın şimdiden herkesin telefonunda olduğu anlamına gelmiyor. Sistem, kullanıcıya 18 yaş eşiğini geçtiğini kanıtlama imkânı verirken adını, tam yaşını veya kimlik numarasını siteye bildirmemeyi hedefliyor. İspatın hangi hizmette kullanıldığının onu veren kuruma açıklanmaması da tasarımın parçası.
Bu mimaride sıfır bilgi ispatı gibi kriptografik yöntemler bulunuyor. Fikir basit: Kapıyı açacak kadar bilgi ver, hayatının geri kalanını değil. Fakat tasarım vaadiyle gerçek uygulama farklıdır; üye ülkelerin çıkaracağı sürümlerin teknik denetimi, veri saklama politikaları ve erişilebilirliği ayrıca sınanmalı. Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası da platformlara çocuklar için güvenlik yükümlülükleri getiriyor; bütün ülkelerde geçerli, tek tip bir sosyal medya hesap yasağıyla karıştırılmamalı.
İNGİLTERE: YAŞ KONTROLÜNÜN KENDİSİ ZORUNLU
İngiltere’de Çevrimiçi Güvenlik Yasası kapsamında 25 Temmuz 2025’ten itibaren pornografik içerik sunan ve çocukların erişebileceği bazı riskli hizmetlere etkili yaş kontrolü yükümlülükleri getirildi. Düzenleyici Ofcom yalnızca “18 yaşındayım” kutucuğunu işaretlemeyi yeterli görmüyor. Yüzden yaş tahmini, fotoğraflı kimlik eşleştirmesi, banka verileri, mobil operatör sorguları veya dijital kimlik hizmetleri uygulanabilecek yöntemler arasında.
Ancak bunların hepsi eşit düzeyde mahremiyet sunmuyor. Bir yüz görüntüsüyle tahmin yaptırmak, bankaya başvurmak veya kimlik fotoğrafı vermek farklı izler bırakabilir. İngiltere ayrıca 16 yaş altına genel sosyal medya yasağına hazırlanıyor. Ofcom’un 29 Ekim 2026 tarihli değerlendirmesi dört yöntemi bu yaş eşiği için yeterince etkili buldu. Ayrıntılı kurallar henüz kesinleşmedi; yürürlüğe girmiş bir genel yasak varmış gibi yazmak yanlış olur.
AVUSTRALYA: HESAP YASAĞI VAR, DEVLET KİMLİĞİ MECBURİ DEĞİL
Avustralya’da 10 Aralık 2025’ten beri Instagram, TikTok, X ve YouTube gibi belirli platformlar 16 yaşından küçüklerin hesap açmasını veya hesaplarını sürdürmesini önlemek için makul adımlar atmak zorunda. Çocuk veya ailesine değil, yükümlülüğü yerine getirmeyen şirketlere yaptırım uygulanıyor. Giriş yapmadan herkese açık içeriği görmek ise hizmet izin verdiği ölçüde mümkün.
Fakat önemli bir güvence daha var: Avustralya yasası, kullanıcıları devlet tarafından verilmiş kimlik belgesini ya da devlet onaylı dijital kimliği sunmaya zorlamayı yasaklıyor. Platform böyle bir yöntem önerirse makul bir alternatif de sunmak zorunda. Her yetişkinin yeniden doğrulanması beklenmiyor; yeterince güvenilir mevcut yaş sinyalleri kullanılabiliyor. Bu model çocukların tamamen uzaklaştığını kanıtlamıyor, ama hesap yasağı ile zorunlu devlet kimliğinin aynı şey olmadığını gösteriyor.
ABD: MAHKEMENİN ORTASINDAKİ İTİRAZ
Amerika Birleşik Devletleri’nde tek bir ulusal model yerine eyaletler arasında değişen düzenlemeler var. Teksas’ın yetişkin içerikli belirli sitelere yaş doğrulaması getiren yasası, 27 Haziran 2025’te Yüksek Mahkeme tarafından anayasal bulundu. Çoğunluk, çocukların bu içeriklerden korunması için yaş kontrolünün kabul edilebilir bir yöntem olduğunu savundu. Üç yargıç ise yetişkinlerin ifade özgürlüğü üzerindeki yükün yeterince sıkı incelenmediğini söyleyerek karşı çıktı.
Dolayısıyla dünya “ya yasak, ya özgürlük” şeklinde ikiye ayrılmıyor. Avrupa Birliği gizliliği teknik tasarıma yerleştirmeye çalışıyor; İngiltere etkinliği ve farklı doğrulama yollarını denetliyor; Avustralya platformları sorumlu tutarken kimlik dayatmasına sınır çekiyor; ABD ise eyaletlerin yetkisini mahkemede tartışıyor. Her modelin açıkları ve haklara etkileri ayrı ayrı ölçülmeli.
Türkiye için karşılaştırmanın can alıcı noktası şu: Çocukları korumak için tek bir teknik ve hukuki yol bulunmuyor. Başka ülkelerde yetişkinin gerçek kimliğini açıklamadan yaşını kanıtlayabilmesi veya devlet kimliğini vermemeyi seçebilmesi açıkça tasarlanıyor. O hâlde biz de şu soruyu sormalıyız: Çocuğun güvenliği için hangi bilgiyi almak gerçekten zorunlu, hangisi yalnızca alınabildiği için isteniyor?