Dünyanın zirvesinden telekomünikasyon izlenimleri – 4

Dünyanın zirvesinden telekomünikasyon izlenimleri – 4

Telia Sonera’yı, en büyük ve en küçük şirketleriyle birlikte genel GSM bakış açısıyla sizlere tanıtmaya çalıştım. Bu yazıya kadar olan tüm kısımlar çok az benim bakış açı ve görüşlerimi içeriyordu. Şu anda okumakta olduğunuz yazıyı, her iki tarafı da gerektiği kadar yakından tanıyan birinin şahsi görüşleri olarak okuyun.
Türkiye’de Telia Sonera’nın Turkcell ile kavgalı olduğu gibi bir kanı var. Öncelikle bunu düzeltmek lazım: Telia Sonera Turkcell’in ortaklarından biri. Dolayısıyla bir şirket, kendine ait bir başka şirketle kavga edemez. Buradaki kavga şirketle sahibi arasında değil, şirketin ortakları arasında yapılmaktadır. Bu bir önerge değil evrensel bir bilgidir.
Tüm dünyanın ilgiyle izlediği inanılmaz bir ortaklık sistemi kuran Çukurova, Turkcell’in kuruluş aşamasında kendine bilgi birikimi ve sermaye sağlayacak ortaklar bulur. Bu ortaklar başta çok iyi anlaşır. Ama sonrasında ülkemizde işler iyi gitmez. Ekonomik krizler ve davaların ardından Çukurova Holding, elindeki hisseleri belli bir seviyeye kadar satar. Sağlam kurulan temeller, oldukça zor geçen bu zaman dilimi içinde derinden sarsılır.
Arada yaşananlar apayrı yazıların konusu ama sonuçta tarafların birbirlerine açtığı davalar temyiz aşamasına kadar gelir. Mevcut durumda Telia Sonera’nın Çukurova Holding’e karşı kazandığını söylediği bir dava var ki temyizde sırasını bekliyor. Son bir senedir yaşanan tüm genel kurullarda ciddi bir sinir savaşı yaşanıyor. Bu toplantılarda yaşanmasına alışılmışın dışında sahnelere rastlanıyor. Taraflar birbirini suçluyor, taraflar birbirinin ve tepe yöneticilerinin istifasını istiyor.
Bir taraftan baktığınızda şirket içinde iki Alfa, iki Telia Sonera, iki Çukurova Holding ve bir de tarafsız üye var. Bir değişiklik kararı verilmesi için en az beş üyenin imzası gerekiyor. Bu yüzden de değişiklik yapılmasına fiilen imkan yok zira tarafsız üye ve Çukurova yetkilileri 7 üyenin içinde 5 üyenin bulunamama sebebi olabiliyor.
Yabancı ortaklar bağımsız üyenin bu anlamda bağımsız olmadığını ileri sürerek değişmesini istiyor. Buna ek olarak da bağımsız üye sayısının artması isteği dile getiriliyor. Bu süreçte hükümet bir kanun hükmünde kararname hazırlayarak İMKB 30 şirketlerinde bağımsız üye sayısının artması emrini veriyor. Bu noktada yetkililerin bir tarafa doğru meyil ettiğini söylemeden önce geçmişten bir enstantaneyi hatırlatalım: Yapılacak bir genel kurul hayata geçirilemedi çünkü gözlemcilik yapması gereken hükümet komiseri “trafik sıkıştığı için” toplantıya gelemeyerek tarih yazdı.
Sonuçsuz genel kurullar konuyu çok korkunç bir noktaya getirdi: Taraflar şu anda 2010 yılının temettü dağıtımını kilitlemiş durumda. Bir başka deyişle Türk insanının bilgi birikiminin yarattığı karlılık, şirketin gelişmesi için şirkete para yatırmış olan insanlara dağıtılamıyor. Hem de bir seneyi aşkın zamandır dağıtılamıyor.
Herkesin hakettiğini alması için tek çıkar yol, en az beş üyenin bu paranın dağıtılması için onay vermesi gibi gözüküyor. Telia Sonera, bu konuda beklentilerini “bazı şeylerin değişmesi gerekliliği” olarak ortaya koyuyor. Temettüden en fazla pay alacak şirket olarak temettü önüne set çekmesini bağımsız üyenin bağımsız olmaması olarak tanımlıyor. Gerek beş imzalı üyelik sistemi, gerekse bağımsız olmadığı iddia edilen üyenin seçiminin sebebi için “iyi niyet karinesi” tanımlaması yapılıyor.
Turkcell’den başka bir şikayetiniz var mı sorusuna oldukça temkinli bir cevap veriliyor: Doğru yönetim ilkeleriyle daha iyi bir yönetim, eski parlak dönemlere kıyasla giderek düşen EBIDTA oranlarının yeniden yakalanması…
Türkiye’de Çukurova Holding ve bakanlar da dahil olmak üzere herkesin ortak endişesini net bir biçimde dile getiriyoruz: “Turkcell Türk kalacak mı?”
Buna tüm Telia Sonera yetkilileri “kesinlikle” diye cevap veriyor.
Bizim bu söylenenlerden ikna olmamız mühim değil ama o kadar çok ve farklı kesimlerden insanların ağzında ki Turkcell’in Türklüğünü kaybedeceği korkusu, konuyu tekrar tekrar gündeme getiriyoruz.
Telia Sonera bize kesin ve net bir biçimde şunu söylüyor: “Şirketin içindeki en önemli birimlerden biri olan Avrasya’nın içinde 7 bölge var ve bunların 5 tanesinin başında da Türkler var. En önemli varlıklarımızı Türklere emanet ederken Turkcell’i neden Türklükten çıkaralım ki?”
2012 yılının ilk çeyreğinde belki de Türk ekonomi tarihi gördüğü en çekişmeli genel kurullarından birini Turkcell’de yaşayacak.
Umarız önce Türkiye, ardından Turkcell için en hayırlısı olur.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş