“Bulut bilişim” yıllardır bir mecazdı; Google bunu giderek gerçek gökyüzüne taşıyor. Şirketin Project Suncatcher adlı araştırma projesi, yapay zekâ için kullanılan Tensor Processing Unit işlemcilerinin düşük Dünya yörüngesinde çalışıp çalışamayacağını test ediyor. İlk prototip uydu, TPU donanımını uzay koşullarında sınamak üzere yörüngeye gönderilecek şekilde hazırlandı ve proje artık yalnız masa başı simülasyondan fiziksel deneme aşamasına geçti.
Fikir ilk bakışta bilimkurgu gibi görünüyor fakat arkasındaki sorun son derece dünyevi. Yapay zekâ veri merkezleri olağanüstü miktarda elektrik, arazi ve soğutma altyapısı gerektiriyor. Google’ın proje ekibine göre düşük Dünya yörüngesindeki güneş panelleri atmosfer, gece ve hava koşullarının etkisi daha az olduğu için Dünya’daki benzer sistemlerden sekiz kata kadar daha fazla güneş enerjisi toplayabilir. Teoride bu, dev hesaplama kümelerini şebekeden bağımsız çalıştırmanın yolunu açabilir.
Ancak “uyduya GPU koymak” veri merkezi kurmakla aynı şey değil. İlk büyük sorun radyasyon. Yüksek enerjili parçacıklar modern çiplerde bit hataları yaratabiliyor ve uzun vadede donanıma zarar verebiliyor. İkinci sorun ısı. Dünya’daki veri merkezleri su veya hava dolaşımıyla soğutulurken uzay vakumunda ısıyı dışarı atmanın temel yolu radyasyon; bu da büyük radyatör yüzeyleri ve farklı mühendislik gerektiriyor.
Üçüncü sorun iletişim. Büyük bir yapay zekâ kümesi tek bir uydudan değil, birbirine çok hızlı bağlanmış binlerce işlemciden oluşuyor. Yörüngedeki uyduların lazer bağlantılarıyla veri alışverişi yapması gerekiyor. Gecikme, bant genişliği ve hassas yönlendirme, bugün veri merkezlerindeki fiber bağlantılarla kıyaslandığında çok daha karmaşık.
Dördüncü ve belirleyici engel maliyet. Wall Street Journal’ın hesaplamasına göre bir gigawatt ölçeğinde uzay veri merkezi binlerce uydu gerektirebilir ve toplam yatırım onlarca milyar dolara çıkabilir. Roket fırlatma fiyatlarının düşmesi projeyi geçmişe göre daha gerçekçi hale getirdi fakat hâlâ yerdeki tesislerle ekonomik rekabet edebileceği kanıtlanmış değil.
Google da Suncatcher’ı yakın vadeli ticari ürün olarak sunmuyor; “moonshot” araştırması diyor. İlk testin amacı TPU’ların fırlatma titreşimine, radyasyona ve yörünge sıcaklık koşullarına dayanıp dayanmadığını görmek. Sonuç olumlu olursa sonraki denemelerde daha fazla işlemcinin birbirine bağlanması planlanıyor.
Asıl hikâye, yapay zekânın fiziksel maliyetinin ne kadar büyüdüğünü göstermesi. Bir chatbotun ekranda ürettiği birkaç satır görünmez olabilir; arkasındaki altyapı şirketleri artık elektrik santrallerinden yörüngeye kadar yeni yerler aramaya zorluyor.
Ölçek hesabı projenin ne kadar uzak vadeli olduğunu gösteriyor. Wall Street Journal’ın aktardığı tahmine göre 1 gigawattlık yörünge veri merkezi yaklaşık 10 bin uydu ve 30 milyar dolar düzeyinde yatırım gerektirebilir. Bu, Suncatcher’ın yarın yerdeki veri merkezlerinin yerini alacağı anlamına gelmediğini açıkça ortaya koyuyor. Buna karşılık SpaceX gibi şirketlerin fırlatma maliyetlerini düşürmesi ve uydular arası lazer iletişimin gelişmesi ekonomik dengeyi yıllar içinde değiştirebilir. Google’ın kısa vadeli kazancı ise daha mütevazı: uzay ortamında TPU çalıştırma konusunda gerçek veri toplayarak, bugün spekülasyon olan fikrin hangi kısmının mühendislik açısından mümkün olduğunu öğrenmek.
Kaynak bağlantısı: https://www.courrierinternational.com/article/ia-google-se-place-en-tete-de-la-course-aux-data-centers-dans-l-espace_275595