Yapay zekâ yarışında çoğu haber, Amerika ve Çin'in kurduğu dev veri merkezleriyle milyarlarca dolarlık modelleri anlatıyor. Dünya Bankası ise aynı teknolojinin yoksul ülkelerde nasıl işe yarayabileceğine ilişkin bambaşka bir soruya odaklanıyor: Elektriği ve interneti sınırlı bir köyde yaşayan insan, uzman bilgiye pahalı bilgisayarlar olmadan nasıl erişebilir?

Banka'nın baş bilgi yetkilisi Paschal Donohoe, bu soruya 'küçük yapay zekâ' yaklaşımıyla cevap veriyor. Söz konusu modeller, her şeyi yapmaya çalışan dev sistemler yerine belirli sorunları çözmek üzere eğitiliyor. Daha az işlem gücü gerektirdiği, mobil cihazlarda ve zayıf bağlantıyla çalışabildiği için altyapısı sınırlı yerlerde kullanılma ihtimali daha yüksek.

Guardian'ın haberinde verilen örnek Hindistan'daki AgriConnect programı. Çiftçi, toprağına ilişkin analiz sonucunu kendi dilinde anlaşılır tavsiyeler olarak alabiliyor. Normalde bir tarım uzmanına başvurması veya teknik raporları çözmesi gereken kişi, bu bilgiyi cep telefonundan edinebiliyor. Teknolojinin değeri, karmaşık bir modelin kaç soruyu yanıtladığında değil, çiftçinin hangi kararı daha sağlıklı alabildiğinde ortaya çıkıyor.

Donohoe, bu tür uygulamaların sağlık, eğitim ve kamu hizmetleri için de geliştirilebileceğini düşünüyor. Bunun çok iddialı bir ekonomik sonucu olabilir: Zengin ülkelerin uzun sürede oluşturduğu bazı uzmanlık ve hizmet ağları, gelişmekte olan ülkelerde daha kısa sürede yaygınlaştırılabilir. Bankanın 'yüzyıllardan on yıllara' ifadesi kesin bir büyüme tahmini değil, gerçekleşmesi koşullara bağlı bir potansiyeli anlatıyor.

Aynı dönemde Bangkok'ta düzenlenen IMF-Dünya Bankası toplantılarında IMF Başkanı Kristalina Georgieva, işlerin yaklaşık yüzde 40'ının yapay zekâdan etkilenebileceği uyarısında bulundu. Başlangıç seviyesindeki işlerin dönüşmesi gençler açısından ayrıca risk yaratıyor. Yapay zekâdan yararlanamayan ülkelerin geride kalması, mevcut eşitsizliği büyütebilir.

Bu yüzden çözüm yalnızca uygulama dağıtmak değil. Elektrik, internet, yerel dil verileri, eğitilmiş kamu personeli ve verilerin korunmasına ilişkin kurallar gerekli. Dünya Bankası'nın özel sermayeyi kalkınma projelerine çekme çabaları da bu altyapıyı kimin finanse edeceği sorusuyla ilişkili.

Haberin özü şu: Yapay zekânın gelişmekte olan ülkeler için anlamı, en büyük modeli kimin yaptığı değil, doğru tasarlanmış küçük bir sistemin tarım ürününü, öğrencinin eğitimini veya hastanın hizmete erişimini gerçekten iyileştirip iyileştiremediği.