Kuzey Kore, 3 Ekim’de doğu kıyısı açıklarında gerçekleştirdiği füze tatbikatında “yapay zekâ teknolojisi” kullanan yeni bir orta menzilli stratejik füze denediğini açıkladı. Devlet haber ajansı KCNA’ya göre füze düşük irtifada uçarken rotasını değiştirebiliyor. Kim Jong Un’un tatbikatı bizzat izlediği, açıklamanın ise kız kardeşi Kim Yo Jong tarafından yapıldığı bildirildi.

Güney Kore ve Japonya da fırlatmayı tespit etti. İki ülkenin ölçümlerinde füzenin yaklaşık 680-700 kilometreden fazla uçtuğu belirtildi. Kuzey Kore yönetimi, özel uçuş modunun daha önceki denemelerden sonra pratikte doğrulandığını savunuyor. Ancak “YZ teknolojisi” ifadesinin teknik karşılığı konusunda ayrıntı verilmedi. Sistem hedef seçimi mi yapıyor, rota düzeltme algoritması mı kullanıyor, sensör verisini gerçek zamanlı mı yorumluyor; bunlar bilinmiyor.

Bu nedenle haberin en önemli kısmında temkinli olmak gerekiyor. Kuzey Kore’nin silah programına ilişkin bilgiler büyük ölçüde devlet medyasının açıklamalarından geliyor ve bağımsız uzmanların donanımı doğrudan inceleme imkânı yok. Modern güdümlü füzelerin zaten karmaşık otomatik kontrol ve hedefleme algoritmaları kullandığı düşünülürse, her gelişmiş yazılımı “yapay zekâ” olarak adlandırmak teknik olarak yanıltıcı olabilir.

Buna rağmen eğilim gerçek. ABD, Çin, Güney Kore, İsrail ve başka ülkeler yapay zekâyı sensör verisi işleme, hedef tanıma, insansız araç koordinasyonu, elektronik harp ve görev planlamasında kullanmak için yoğun yatırım yapıyor. Askeri sistemlerde YZ’nin avantajı özellikle değişken ortamda hızlı karar verme: sabit bir program yerine, karşılaşılan veriye göre sınıflandırma veya rota seçimi yapılabiliyor.

Tam da burada güvenlik riski büyüyor. Ticari bir yapay zekânın hatalı cevabı kullanıcı tarafından düzeltilebilir; yüksek hızlı bir silah sisteminde yanlış sınıflandırma için saniyeler bile olmayabilir. Bu nedenle otonom silahlar üzerine uluslararası tartışmanın merkezinde “anlamlı insan kontrolü” kavramı bulunuyor.

Kuzey Kore’nin iddiası doğrulanırsa bu, yapay zekânın küresel askeri rekabette artık propaganda ve siber savaşın ötesine geçtiğinin yeni örneklerinden biri olacak. Doğrulanmasa bile açıklamanın kendisi önemli: Pyongyang, silahının gücünü anlatmak için “YZ” sözcüğünü stratejik bir prestij unsuru olarak kullanıyor.

Askerî yapay zekâ tartışmasının uluslararası hukuk tarafı da henüz çözülmüş değil. Bir sistem yalnız pilotun seçtiği hedefe uçuş sırasında rota ayarlıyorsa otomasyon düzeyi başka; kendi sensöründen hedef seçip ateşleme kararı veriyorsa başka. Birleşmiş Milletler çatısı altında yıllardır “öldürücü otonom silah sistemleri” için sınırlama görüşmeleri yapılıyor, fakat devletler ortak ve bağlayıcı tanım üzerinde anlaşmış değil. Kuzey Kore’nin belirsiz “YZ teknolojisi” açıklaması tam da bu sorunu gösteriyor: askeri reklam dilindeki tek kelime, sistemin insan kontrolünün ne kadar dışında olduğunu söylemeye yetmiyor. Doğrulama için teknik doktrin, sensör mimarisi ve karar zinciri gibi çok daha ayrıntılı bilgi gerekiyor.

Kuzey Kore açısından bu ifade ayrıca stratejik iletişim aracı. Nükleer kapasite ve hipersonik teknoloji gibi “YZ” de modern askeri güç göstergesine dönüşmüş durumda. Sistem gerçek anlamda makine öğrenmesi kullansa da kullanmasa da Pyongyang’ın mesajı rakiplere aynı: silah programı yalnız menzil ve patlayıcı güçte değil, yazılım ve otonomide de ilerliyor. Bu nedenle haber hem teknik iddia hem propaganda olarak iki katmanlı okunmalı.

Kaynak bağlantısı: https://www.bfmtv.com/economie/entreprises/defense/aucun-pays-au-monde-ne-pourrait-avoir-acces-a-une-telle-technologie-avant-plusieurs-annees-la-coree-du-nord-affirme-avoir-lance-un-missile-balistique-utilisant-l-ia_AD-202610030241.html