ABD'nin en büyük teknoloji şirketlerinin bulunduğu California, yapay zekâ güvenliği konusunda yeniden sertleşiyor. Vali Gavin Newsom, 18 Eylül 2026'da imzaladığı yürütme emriyle gelişmiş modellerin bağımsız değerlendirmelere tabi tutulmasını ve kontrol dışına çıkan sistemlere karşı acil müdahale yöntemlerinin geliştirilmesini istedi.

Kararda 'kill switch' denilen kavram öne çıkıyor. Türkçede acil durdurma mekanizması diye açıklanabilecek bu yaklaşım, bir yapay zekâ sistemi ciddi tehlike oluşturduğunda faaliyetinin nasıl kesilebileceğini araştırmayı amaçlıyor. Böyle bir düğmenin bugün bütün modelleri güvenli biçimde kapatabildiği veya hazır olduğu söylenmiyor; teknik olarak çalışabilirliğinin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi isteniyor.

Newsom, bağımsız uzmanlardan oluşacak grubun iki ay içinde öneriler hazırlamasını da talep etti. Ayrıca şirketlerin kendi güvenlik raporlarıyla yetinmeyen dış denetim ve kritik olayların raporlanmasına ilişkin kuralların hızlandırılması gündeme geldi.

Bu değişim özellikle 2024'teki tutumuyla karşılaştırılıyor. Newsom, o dönemde ileri modeller için kapsamlı düzenlemeler içeren bir yasa teklifini ağır olduğu gerekçesiyle veto etmişti. Daha sonraki yıllarda ise güvenlik sorunlarına ilişkin kamuoyu baskısının artmasıyla farklı düzenlemeleri destekledi.

Al Jazeera'nın 17 Ekim tarihli haberinde bu değişim, Newsom'un 2028 başkanlık yarışındaki olası rolüyle birlikte ele alınıyor. Yapay zekâ şirketlerinin yenilik yapma özgürlüğünü savunurken seçmenin iş, güvenlik ve çocukların korunması endişelerine yanıt vermesi siyaseten de önem taşıyor.

Ancak haberin anlattığı kararların bir bölümünün henüz araştırma ve tavsiye aşamasında bulunduğu unutulmamalı. 'California bütün yapay zekâlara kapatma düğmesi zorunluluğu getirdi' sonucu doğru değil. Yürütme emri bu mekanizmanın geliştirilmesini ve bağımsız doğrulanmasını ilerletmeyi amaçlıyor.

Newsom'un değişen yaklaşımı, teknoloji merkezlerinde bile düzenleme tartışmasının neden yalnızca ekonomik büyüme üzerinden yürütülemediğini gösteriyor: Gerçek sistemlere müdahale eden ajanlar yaygınlaştıkça, hata veya kötü kullanım durumunda kimlerin onları durdurabileceği temel kamu politikası konusu haline geliyor.