Hindistan’da geliştirilen BEOS adlı adli teknoloji, şüphelilerin suçla bağlantılarını beyin sinyalleri üzerinden tespit etmeyi amaçlıyor. Bilim dünyası şüpheyle yaklaşsa da teknoloji Hindistan’da yaygın şekilde kullanılıyor ve uluslararası alanda da ilgi görüyor.
2021 yılında Hindistan’da genç bir öğrenci, okulda uğradığı tecavüz vakasını ailesine anlattı. Şüpheli Surjaram, suçlamaları reddetti ve masumiyetini kanıtlamak amacıyla beyin dalgaları üzerinden çalışan BEOS testine girmeyi talep etti. Test sonucu, Surjaram’ın suça dair deneyimsel bilgiye sahip olmadığını, dolayısıyla masum olabileceğini gösterdi. Bu sonuçla birlikte yargıç, şüpheliyi kefaletle serbest bıraktı.
BEOS (Beyin Elektriksel Salınım İmzası Profilleme) teknolojisi, 2000’lerin başından beri Hindistan’da yaklaşık 700 polis soruşturmasında kullanıldı. Teknolojiyi geliştiren Axxonet şirketi ve savunucuları, BEOS’un işkenceye alternatif olarak daha insani bir yöntem sunduğunu iddia ediyor. Ancak yöntem bilimsel çevrelerde ciddi biçimde eleştiriliyor. Eleştirmenler, sistemin şeffaflık ve bilimsel geçerlilikten yoksun olduğunu, akademik yayınların yetersizliğini ve testlerin etik ihlaller barındırabileceğini öne sürüyor.
BEOS’un kökeni ABD’ye dayanıyor. 1980’lerde Lawrence Farwell’in geliştirdiği “beyin parmak izi” yöntemiyle benzerlik gösteren sistem, suçun failine ait olduğu varsayılan deneyimsel bilgileri beyin tepkilerinden saptamaya çalışıyor. Ancak bilim insanları, anıların güvenilirliğini ve nörobiyolojik temellerini anlamanın zorluğuna dikkat çekiyor.
2008’de Hindistan Yüksek Mahkemesi, BEOS’un ve benzeri testlerin zorla yapılmasını yasakladı. Ancak gönüllü onam alınması şartıyla, test sonuçlarının dolaylı kanıt olarak soruşturmalarda kullanılabileceğine hükmetti. Bu durum, BEOS’un özellikle kefalet kararlarında hâlâ etkili olmasına olanak sağlıyor.
Teknoloji, Hindistan dışında da tanıtılmaya devam ediyor. Axxonet’in iş ortakları ve Ulusal Adli Bilimler Üniversitesi (NFSU) bünyesindeki uzmanlar, Güney Amerika, Afrika ve Asya’da çeşitli ülkelere teknoloji hakkında eğitimler verdi. Uganda’da NFSU’nun bir kampüs açması ve bazı Afrika ülkelerinde sistemin satın alınması da BEOS’un uluslararası genişleme sürecini gösteriyor.
Bilim dünyası ise uyarıyor: BEOS’un ardındaki bilimsel temel zayıf, metodolojisi yetersiz ve sonuçların tekrarlanabilirliği belirsiz. Columbia Üniversitesi’nden Rafael Yuste ve Stanford Üniversitesi’nden Anthony Wagner gibi isimler, bu tür sistemlerin bireysel haklar ve mahremiyet açısından büyük riskler taşıdığına işaret ediyor.
Tüm bu endişelere rağmen, Hindistan hükümeti adli bilimleri modernize etme hedefi doğrultusunda BEOS gibi teknolojilere yatırım yapmayı sürdürüyor. İçişleri Bakanlığı, ülkenin 2028 yılına kadar 150.000 adli bilim uzmanına sahip olmasını planlıyor.
Ancak uzmanlar, “yenilmez bir yalan makinesi”nin hayalini kurarken, birey haklarını ve bilimsel etik ilkelerini göz ardı etmenin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. BEOS’un kullanımı, yalnızca Hindistan’da değil, tüm dünyada adli bilimin sınırlarını ve sorumluluklarını yeniden tartışmaya açıyor.












