Bilim insanları, Trump yönetimiyle birlikte artan baskılar ve fon kesintileri nedeniyle otosansür uygulamaya başladı. Sessiz kalan araştırmacılar, sadece kendi güvenliklerinden değil, çalışma arkadaşlarının ve öğrencilerinin geleceğinden de kaygılı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasının ardından bilim insanları ve gazetecilere yönelik yıldırma kampanyalarına karşı danışmanlık sunmak amacıyla bir program başlatan George Washington Üniversitesi’nden sosyal bilimci Rebekah Tromble, bu girişimi sessizce duyurmak zorunda kaldı. Tromble, “Çalışmalarımıza fazla dikkat çekmenin fonlarımızı tehlikeye atmasından endişe ettik,” diyerek, yardım etmeyi amaçlayan bir programı bile kamuoyuna açıkça sunmaktan çekindiklerini vurguladı.
Bu durum, Trump yönetimi altında akademi dünyasında giderek artan korku ve otosansür ikliminin çarpıcı bir örneği. Hükümetin bilimsel projeleri hedef alarak araştırma fonlarını iptal etmesi, federal araştırmacıları işten çıkarması ve üniversitelere yönelik cezalandırıcı fon dondurmaları uygulaması, pek çok bilim insanını sessizliğe itmiş durumda.
İsminin gizli kalmasını isteyen tanınmış bir sağlık araştırmacısı, “Normalde çalışmalarımızın Science ya da New York Times’ta yer almasına seviniriz. Bugünlerde ise bu görünürlükten bile korkuyoruz,” diyerek içinde bulundukları durumu “dehşet verici” sözleriyle tanımladı.
Endişeli Bilim İnsanları Birliği’nden (UCS) Jen Jones, bu baskı ortamını “korku faktörü” olarak adlandırıyor ve birçok bilim insanının mevcut fonlarını kaybetme endişesiyle sessiz kaldığını belirtiyor. Jones, Trump’ın federal harcamaları kısıtlama politikalarını yürütmesi için Elon Musk gibi isimleri görevlendirmesinin de bu yıldırma kampanyasını pekiştirdiğini savunuyor. Musk’ın sosyal medya platformu X üzerinden orta düzey hükümet yetkililerini dahi hedef aldığını hatırlatıyor.
Tromble’ın başlattığı program, tam da bu baskılara karşı bir destek mekanizması olarak planlanmıştı. Ancak bugün, bu baskılar yalnızca söylem düzeyinde değil; fon kesintileriyle de somutlaşıyor. Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ve Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH), Trump’ın göreve gelmesinden bu yana toplamda 1,5 milyar doları aşan değerde 2000’den fazla araştırma fonunu iptal etti.
Bilim camiası içinde bu tabloya karşı sesler de yükselmeye başlıyor. Amerikan Jeofizik Birliği (AGU) CEO’su Janice Lachance, siyasi saldırıların artık sadece iklim bilimi gibi alanlarla sınırlı olmadığını, çok daha geniş bir bilim insanı kitlesinin tehdit altında hissettiğini belirtiyor. Hatta bazı araştırmacılar, kimliklerinin belirlenmesi halinde misillemeye uğrayabileceklerini düşünerek, gönüllü listelerinden adlarını sildirmek zorunda kaldı.
Yale Üniversitesi’nden epidemiyolog Gregg Gonsalves, “Şu an burada oturup konuşmak bile risksiz değil,” diyerek, bilim insanlarının yaşadığı korkunun boyutuna dikkat çekiyor. Gonsalves, 900 Yale öğretim üyesiyle birlikte üniversiteyi akademik özgürlükleri savunmaya çağıran bir mektuba imza attı. Ancak birçok bilim insanı, bu çağrıyı yaparken dahi kurumlarının arkasında durup durmayacağından emin olamıyor.
NSF, kendilerine ulaşan şikâyetler olup olmadığı veya korku ortamının bilimsel tartışmalar üzerinde etkisi hakkında yorum yapmayı reddetti. NIH ise açıklama talebine yanıt vermedi.
Kimi kıdemli bilim insanları, seslerini yükseltmeleri durumunda yalnızca kendilerinin değil, bağlı çalışanlarının ve öğrencilerinin de zarar göreceğinden endişe ediyor. Bir sağlık bilimleri profesörü, “Her şey size bağlı olan insanlarla ilgili,” diyerek yaşananları özetliyor.
Ancak bu sessizlik yavaş yavaş bozuluyor. Tromble, NSF’nin 3 yıllık ve 5 milyon dolarlık bir araştırma fonunu iptal etmesinin ardından daha açık konuşmaya başladı. Şimdi, Expert Voices Together adını verdiği danışmanlık programını sürdürebilmek için hayırsever desteği arıyor.
Benzer şekilde, Washington Üniversitesi’nden bilgisayar bilimcisi Kate Starbird de yıllardır dijital dezenformasyon üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle sağcı grupların hedefinde. Starbird, artık sessizliğin de bir koruma sağlamadığını, “Başımı eğmenin bir faydası yok,” sözleriyle ifade ediyor.
Harvard Üniversitesi’nin Trump yönetiminden gelen denetim taleplerine karşı sert bir mektupla yanıt vermesi ise bilim camiasında bir dönüm noktası olarak görülüyor. Üniversite, 2,2 milyar doları aşan araştırma fonunun dondurulmasına karşı dava açtı. Ancak yönetim, tüm hibe fonlarını keserek karşılık verdi.
Gonsalves, “Gelecek nesli korumak için sesimizi yükseltmek zorundayız. Beni ayakta tutan da bu,” diyerek mücadelenin neden önemli olduğunu vurguluyor.












