Bizim olayımız çok acayip aslında: Futbol analojisi yapmak gerekirse biz kendi sahasına kapanan ve kontrataklarla gole gitmeye çalışan bir toplumuz. Bununla da hiç de fena olmayan skorlar elde ediyoruz. Ama biz aslında Barselona takımına özeniyoruz. Onlar gibi tiki taka paslaşmalar yapsak da bütün dünya bizden bahsetsi diyoruz. Ama bunun için onlarca yıl çalışmak gerekiyor. Bizim ne on yılı harcayacak zamanımız ne de bunun için uygun altyapımız var.
Bu yüzden tarım ülkesi olarak daha iyi olmayı denesek ne güzel olur diye düşünüyorum hep.
Vodafone ile neler yapılacak birkaç maddede inceleyelim:
- Köylere akıllı ve hızlı bağlantı gelecek
- Akıllı Cihazlar ile de bilgiye anında erişim sağlanacak
- Kadın Teknoloji Eğitim Merkezi ile köydeki tüm kadınlar teknolojik okuryazarlığa erişecek.
- Çocuklara kodlama eğitimi verilecek. Bu çocuklar, ileride tarım teknolojisine yönelik kendi kodlarını yazabilecek.
- Tarım ve hayvancılık alanında çiftçinin günlük operasyonlarını büyük oranda hafifleten, onlara maliyet, zaman ve verim avantajı sağlayan gelişmiş nesnelerin interneti uygulamaları kullanılacak.
- Bitkisel üretim maliyetlerinde yüzde 20, hayvancılık maliyetlerinde yüzde 22 tasarruf yapılacak.
- Hayvancılıkta yüzde 30 gelir artışı, toplam üretimde ise yüzde 10’luk artışı öngörülüyor.
- 2 yılda hane başına gelirin yılda yaklaşık 40 bin TL artacak.
- Tarımsal sulamada en az yüzde 20 tasarrufun hedefleniyor.
- Yanlış ilaçlama ve gübrelemeden oluşan toprak ve su kirliliğinin önüne geçilecek.
Keşke bu hareket bir başlangıç teşkil etse. İnsanlar İstanbul’un işlek yerlerinde kafe açmak yerine yatırımlarını toprağa verseler ve hem ülkeye hem kendilerine katma değerli temiz bir yaşam sağlasalar. Şehirler bu kadar kalabalık olmasa ve ülkenin cennet güzelliklerinde sağlık dolu bir hayat sürse insanlar.
Bu şansım olursa mutlaka değerlendireceğim…












