ABD’li şirketler, Trump Huawei’yi dövmesin diye lobi yapıyor
ABD ile Çin arasında devam eden Ticaret Savaşı kapsamında kara listeye alınan ve yaptırım uygulanan Çinli telekomünikasyon devi Huawei, geçen sene içlerinde Qualcomm, Microsoft ve Google gibi şirketler bulunan çok sayıda ABD’li şirketten toplamda 11 milyon doları bulan çip ve yazılım satın almıştı. Ancak Amerikan şirketleri, Washington’un Huawei’nin ve Huawei’nin bağlı ortaklıklarına yönelik aldığı yaptırım kararının ardından zarara geçtikleri öğrenildi.
Washington tarafından alınan 90 günlük erteleme kararı ise 20 Ağustos’ta sona erecek.
Yaptırımların yeniden devreye girmesinin ardından, aralarında Intel Qualcomm ve Xilinc gibi ABD’li teknoloji devleri söz konusu zararı önlemek adına Ticaret Bakanlığı’nda lobi faaliyetlerine başladı.
Reuters’ın ismini vermek istemeyen kaynaklara dayandırdığı haberinde, söz konusu lobi faaliyetinin ‘Huawei’ye yardım etmek’ amacıyla değil, ‘ABD şirketlerini zarardan korumak’ amacı taşıdığı belirtildi.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Huawei’nin Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Andrew Williamson, “Bunu kendi istekleriyle yapıyorlar çünkü Huawei en büyük müşterilerinden biri. Çin pazarını kaybetmenin onlar adına felaket sonuçları olacak” ifadelerini kullandı.
ABD Yarı İletken Sanayi Kurulu (SIA) da, söz konusu şirketler ile bakanlık yetkilileri arasında görüşmeler yapıldığını doğruladı. SIA Global Politika başkanı Jimmy Goodrich, “Ulusal güvenlikle alakalı olmayan teknolojiler alanında siparişleri tehlikeye sokmak istemiyorlar” dedi.
Reuters, Huawei’in 2018’de global pazardan toplam 70 milyar dolar değerinde parça tedarik ettiğini söylerken, bunun 11 milyar dolarını Qualcomm, Intel ve Micron Technology gibi Amerikalı şirketlerin kazandığını belirtiyor.
Huawei’in yasakla ilgili Washington hükümetinde çok az lobi yaptığını yazan Reuters, buna rağmen Çinli şirketin ABD hükümetinin iddialarına karşı kendini savunmak için bir halkla ilişkiler kampanyası başlattığını söylüyor. Huawei CEO’su Ren Zhengfei, şirketin Batı’daki karanlık imajını yumuşatmayı amaçlayan bir dizi röportajın ardından, şubat ayında ABD’nin önde gelen gazetelerinde tam sayfa bir reklam yayınlamıştı.
Huawei 2021’e kadar toparlarız dedi
Çin’in Şenzen kentinde düzenlenen bir panelde konuşan Huawei kurucusu ren Zhengfei, şirketin uluslararası telefon satışlarının yüzde 40 oranında düştüğüne ilişkin çıkan haberleri yorumladı.
“Evet, satışlar yüzde 40 oranında düştü” diyen Ren, söz konusu düşüşle ilgili detay vermemekle ‘ülke içi satışlardaki artışın yükselme hızının devam ettiğini’ belirtti.
Ren ayrıca, dünyanın en büyük telefon üreticilerinden biri ve en büyük telekomünikasyon ekipman üreticisi olan şirketinin ‘fırtınayı atlatmak’ adına üretim alanında 30 milyar dolarlık bir kısıtlamaya gidilebileceğini de söyledi.
2018’de 100 milyar doların üzerinde bir gelir elde elde eden şirket için, söz konusu kısıtlama yüzde 30 oranında bir düşüşe denk geliyor.
Ancak, Huawei’yi ‘hasar gören ancak uçmaya devam eden’ bir uçağa benzeterek, şirketin çok yakında ‘geri döneceğini’ söyledi ve “2021 yılında gücümüzü yeniden kazanacağız ve insanlığa hizmet etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Huawei, ABD ile Çin arasında devam eden Ticaret Savaşı’nın en önemli cephelerinden birini oluşturuyor. Trump yönetimi, geçen ay aldığı kararlarda Çinli telekomünikasyon devini kara listeye alarak şirketi ABD pazarında yasaklamıştı.
Söz konusu kararla ilgili 90 günlük bir ek erteleme kararı alınsa da, bu erteleme Ağustos ayında dolacak.
ABD, Huawei’yi ‘Çin istihbaratıyla aynı yatağa’ girmekle suçluyor ve şirketin ekipmanlarının ‘espiyonaj’ faaliyetlerinde kullanıldığını iddia ediyor. Bu iddialar, şirket kurucusu Ren’in asker geçmişi ve Komünist Parti üyeliğiyle birlikte düşünüldüğünde, ABD cephesinde endişeye yol açıyor.
Huawei ise, başka kurucu Ren olmak üzere ABD’nin söz konusu iddialarını kesin bir dille reddediyor.
Eurasia Group kuruluşu tarafından geçen hafta yayınlanan bir analiz yazısında ise, Huawei için “ABD’nin yaptırım listesinde kaldığı sürece akıllı telefonlarda veya ağ teknolojisinde küresel üstünlük kazanma umuduna sahip değil. Huawei uluslararası teknolojisini ABD teknolojisi olmadan yeniden kurmak istediği sürece, bu durum, zaman içerisinde Huawei’nin küresel olarak rekabetçi ürünler sunma yeteneğini zedeleyecek ve şirket muhtemelen Çin yerel piyasasında en iyi ikinci ürünü satmaya zorlanacak” ifadelerine yer verildi.
Facebook kendi parasını “bastı”
Facebook’un Haziran ayı içinde kendi kripto para birimini piyasaya sürmeye hazırlandığı, aralarında Visa, Mastercard, Uber ve PayPal’in bulunduğu birçok şirketin desteğini aldığı belirtilmişti. Konuyla ilgili haberlerde ayrıca, söz konusu kripto para biriminin Libra adıyla piyasaya sürüleceği ve yönetiminden sosyal medya şirketinin değil, şirketlerin oluşturduğu konsorsiyumun sorumlu olacağı ileri sürülmüştü.
Facebook’tan Salı günü yapılan açıklamaya göre, kripto para birimi Libra ve dijital cüzdan Calibra 2020 yılında piyasaya sürülecek ve Calibra, ‘Messenger ve Whatsapp’ta bağımsız bir uygulama’ olacak.
Şirketten yapılan açıklamada Calibra’nın, banka ve kredi kartlarının kullandığı aynı doğrulama ve dolandırıcılık karşıtı süreçlerini kullanacağı vurgulanırken, söz konusu dijital cüzdanın ayrıca herhangi bir hesap bilgisi ve finansal veriyi ‘kullanıcının izni olmadan’ Facebook ya da herhangi bir üçüncü tarafla paylaşamayacağının altı çizildi.
Öte yandan, sistem reel varlıklar tarafından desteklenecek ve düzenlenecek.
Sistemin ayrıca çevrimiçi ticaret firmaları dahil olmak üzere yaklaşık 25 ortak tarafından desteklendiği öğrenildi.
Sesini dinleyip tipini tahmin eden yapay zeka
İnsan beynine benzer şekilde ‘düşünen bir bilgisayar’ türü olan sinir ağı Speech2Face, bilim insanları tarafından yaklaşık 100 bin farklı kişinin konuşma videoları kullanılarak eğitildi.
Speech2Face, bu veri kümesinden yararlanarak vokal ipuçları ile insan yüzündeki bazı fiziksel özellikler arasındaki ilişkiyi öğrendi. Sonraki adımda ise yapay zeka, dinletilen farklı ses kayıtlarında konuşan kişilerin yüz modellemelerini yaptı.
Çalışmayı gerçekleştiren bilim insanları Speech2Face’in, bireyin yalnızca sesini temel alarak neye benzediğini henüz tam olarak belirleyemediğini ancak cinsiyet, yaş ve etnik köken gibi özellikleri ayırt edebildiğini belirttiler.
Speech2Face, henüz yolun başında olmasına rağmen kimi zaman gerçeğe oldukça yakın modellemeler yapmayı da başardı. ABD merkezli internet güvenlik şirketi Cloudflare’in kriptografi uzmanı Nick Sullivan, Speech2Face’i eğitmek için kullanılan örneklerden biri olduğunu, yapay zekanın modellediği yüzleri arasında kendi yüzünü görünce öğrendi.
Kime oy vermeniz gerektiğine yapay zeka sizin için karar verebilir
Eğitim aşamasında karşılaşılan güçlüklerden biri, yapay zekanın dil değişkenleri sırasında karma performans sergilemesiydi. Örneğin Çince konuşan bir Asyalının ses klibi dinletildiğinde ortalama olarak doğru bir modelleme yapan Speech2Face, aynı kişi farklı bir kayıtta İngilizce konuştuğunda ise beyaz bir insan yüzü oluşturdu.
Araştırmacılar, eğitim veri setinin yalnızca YouTube’dan alınan videolarından oluştuğunu ve dünya nüfusunu orantılı bir şekilde temsil etmediğini ifade ettiler.
Yapay zeka ayrıca düşük tiz sesleri erkek, yüksek tiz sesleri ise kadın yüzleriyle eşleştirerek cinsiyet yanlılığı gösterdi.
Buna göre yapay zeka sesten yararlanarak ortalama görünüşte yüzler çizebiliyor. Speech2Face’in önden görünen, nötr ifadeli yüzler modellediğini ifade eden bilim insanlarına göre daha detaylı çizimler için çalışmanın ilerletilmesi gerekiyor.
İsrailli şirket biz zaten iPhone kilidini kırıyorduk dedi
Hemen her alet üzerinde geçerli adli veri çıkarma cihazı UFED’in yeni versiyonu Premium’u tanıtan Cellebrite, bu cihazın, polisin eline geçen her türlü iOS sürümlü aletin kilidini açabildiğini belirtti.
Apple’ın başlangıçta iPhone için geliştirdiği ancak daha sonra iPod touch ve iPad’de de kullanılan mobil işletim sistemi iOS’un bir ay önce yayımlanmış olan son güncellemesi 12.3’ün de buna dahil olduğunu vurguladı.
Açıklamada UFED Premium’un Samsung Galaxy S9 dahil son Android cep telefonlarından da veri çıkartabildiği kaydedildi. Veri çekilebilen Android aletler şöyle sıralandı: Samsung, Huawei, LG, Xiaomi.
Bugüne dek kanun uygulayıcı teşkilatlarla iş yapan hiçbir şirket, tek bir ürünle bu kadar geniş çaplı bir iddiada bulunmamıştı, en azından kamuoyuna yönelik olarak…
Bu, akıllı telefon üreticileriyle onların kurduğu güvenliği yıkmak isteyen hükümet sponsorluğundaki şirketler arasındaki kedi-fare oyununda yeni bir hamle anlamına geliyor. Artık kozların kamuoyu önünde açıkça paylaşıldığını da gösteriyor.
Öncesinde Apple, ABD polisinin yoğun olarak kullandığı Amerikan şirketi Grayshift’in iPhone kilidi aşan GrayKey cihazına karşı sonbaharda yeni güvenlik önlemleri yüklediğini duyurmuştu.
Ancak WIRED’a konuşan bir iOS güvenlik uzmanı, Grayshift’in de buna cevap geliştirdiğini ve iOS 12’nin bazı versiyonlarının yine kilidini kırabildiğini söyledi.
Forbes de Grayshift’in Android aletleri kırabilecek yeni bir cihaz geliştirdiğini yazdı.
Cellebrite de yeni cihazının Apple ya da Google’un işletim sistemleriyle çalışan şifreli telefonlarını açabildiğini iddia ediyor.
ABD’de bilgi güvenliği ve siber güvenlik alanında uzman SANS Enstitüsü’nden adli araştırmacı Sarah Edwards, “Bu soruşturmacıların daha önce erişimlerinin olmadığı en yeni ve en güncel cihazlara erişimlerini sağlayacak.
Amerikan güvenlik firması ‘Trail of Bits’in kurucusu ve iOS odaklı güvenlik araştırmacısı Dan Guido, büyük ihtimalle Cellebrite’in açıklama yapmadan çok önce iOS 12.3’ü kırma kapasitesinin bulunduğu görüşünü bildirdi.
Guido, öncesinde, hükümet için çalışan ve saldırganlığıyla dikkat çeken hacker grubu NSO’nun sürekli iPhone ve Android’i uzaktan nasıl hacklediğine dair açıklamalar yaptığını hatırlattı.
Güvenlik firması Hacker House’un kurucusu Matthew Hickey de Apple’ın eski bir güvenlik uzmanı tarafından kurulan Grayshift ile Cellebrite arasında çok sıkı rekabet bulunduğuna ve bu yüzden kamuoyuna açıklama yapma yarışına girildiğine dikkat çekti.
Bu açıklamalara yönelik Apple ve Google’dan ilk etapta açıklama gelmedi. Apple’ın eylülde iOS 13’ü yayımlaması, gelecek ay beta versiyon göndermesi bekleniyor ki, bu, Grayshift ve Cellebrite’i yeniden karalama tahtasına geri gönderecek.
Teknoloji devi Apple, geçtiğimiz yıllarda büyük ses getiren San Bernardino davasında yer alan bir iPhone’u FBI‘ın talebi doğrultusunda kırmayarak kararlı bir duruş sergilemişti.
Apple kapıyı kapatınca FBI, iPhone 5C modelini Cellebrite‘e kırdırmış ve telefonun içerisine bakmayı başarmıştı. O zaman bu işlem için 1 milyon dolardan fazla para ödemişti.
Pasaport kontrolü 18 saniyeye düşüyor
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve İstanbul Havalimanı İşletmecisi İGA tarafından hayata geçirilen “Hızlı Pasaport Geçiş Sistemi” ile yolculara zaman kazandırılması amaçlanıyor.
Sistem sayesinde yolcular yüz tanıma ve parmak izi kontrollerinin ardından 18 saniye içerisinde havalimanında 16 geliş, 10 gidiş ve 4 transfer alanında yer alan toplam 30 hızlı pasaport geçiş bankosundan geçebiliyor.
Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan ve 18 yaş üstündekilerin yararlanabildiği sistemin donanımı, İGA IT tasarımına uygun olarak yerli bir firma tarafından yapıldı.
EGM Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri Daire Başkanlığı tarafından geliştirilen sistemin parmak izi ve yüz tanıma ekipmanları dışındaki donanım ve yazılımı yerli firma tarafından üretildi. Pasaportlarıyla beraber gelen yolcuların sistemin bulunduğu ilk noktada pasaportlarını okutmaları gerekiyor.
Ardından parmak izi ve yüzlerindeki biyometrik veriler ile pasaporttaki bilgileri eşleştiriliyor. Yolcular, toplamda yaklaşık 18-20 saniyede pasaport işlemlerini yapıyor. Geçiş yapan yolcuların pasaportlarına damga vurma işlemi emniyet görevlileri tarafından yapılıyor.
Google içerik çalıyor suçlaması
Dünyanın en büyük online şarkı sözü ve müzik bilgisi koleksiyonu arşivlerinden Genius, Google’ı şarkı sözlerini kopyalamakla suçladı. Son yıllarda Google, kullanıcıların arama çubuğuna bir şarkı ismi yazdığında, karşılarına o şarkının sözlerinin yazılı olduğu özel bir kutu arama sonucunu sunuyordu.
Kendi platformundaki şarkı sözlerinin Google tarafından kopyalanarak, bu özel kutularla arama sonuçlarında gösterildiğini ileri süren Genius platformu, The Wall Street Journal’da yer alan habere göre bu yöntemle Google’ın kendilerinden haksız bir şekilde trafik çaldığını iddia etti.
Bu konuda Google’a 100’den fazla kanıt gösterdiklerini duyuran Genius’ın stratejisinden sorumlu sözcüsü Ben Gross da, “Bu ciddi bir sorun ve Google’ın bunu ele alması gerekiyor” dedi.
Google’den bir yetkili ise farklı kaynaklardan gelen bu arama sonuçlarındaki içerikleri, kendilerine veri sağlayan iş ortaklarından edindiklerini belirtti.
2009 yılında kurulan ve aylık 100 milyonun üzerinde kullanıcıya hizmet veren Genius, bir süredir kendi şarkı sözlerinin kopyalanıp, kopyalanmadığını belirlemek için bir yöntem kullanıyordu. Bir çeşit filigranla özel bir işareti şarkı sözlerinin başına ve sonuna koyan site, bu yöntemle kopyalanan şarkı sözlerini tespit edebiliyordu.
Genius’ın bu yönteminde, içeriklerin gerçekten kopyalanıp kopyalanmadığını anlamak için şarkı sözlerinde çevrildiğinde ‘’Red Handed’’ (Kırmızı elli) kelimesine denk gelecek şekilde mors koduyla şifrelenmiş kesme işaretleri kullandığı ifade edildi.
e-Devlet’in adı değişiyor
Sistemin adının değişeceği Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Dr. Ali Taha Koç tarafından açıklandı.
T24’ün haberine göre, Taha Koç, “Kullanıcı dostu arayüzler hazırlayarak ‘Dijital Türkiye’yi insanların çok daha rahat kullanmasını sağlayacağız. Çok yakın zamanda Dijital Türkiye olarak isimlendirilecek olan bu servis, yeni adı ile yeni servisleri de kullanıcılar ile buluşturacak” dedi.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Türkiye’de bu konudaki uygulamaları kapsadığını anımsatan Koç, şöyle devam etti:
“Özellikle nesnelerin interneti gibi teknolojilerle beraber artık dijital dünyadaki bütün veriler toplanabiliyor. Biz, bu verilerin Türkiye’de kalmasını ve Türkiye’de bir değere dönüşmesini istiyoruz. İnsanların bu verileri paylaşabilmesi için öncelikle güvenmesi lazım. Firmalar kullanıcı rızasını aldığında elde ettikleri bütün verileri amaçları doğrultusunda kullanabiliyorlar. Bu da büyük riskler barındırıyor. Kişisel verilerin kullanımı aslında insanın yaşam hakkıyla aynı değeri taşıyor.”
Dijital terör nükleer terörden tehlikeli
Rusya’nın Ufa kentinde yapılan uluslararası güvenlik konulu bir toplantıda konuşan Koyko, teknolojinin hızla gelişmesinin terörist örgütlere sunduğu imkanlardan söz etti.
Gelişen teknoloji sayesinde terör örgütlerinin üye kazanma, maddi yardım toplama, hackleme faaliyetleri ve diğer siber suçlar için interneti daha aktif şekilde kaydeden Koyko, “İnternet, çeşitli aşırılık yanlısı gruplarının dağılmış güçlerini ve kaynaklarını kontrol etmesi için ana mekanizma haline geldi. Günümüzde yaklaşık 30 bin örgüt sitesi var” dedi.
Bunun teknolojik ve dijital terör çağının yaklaştığı çıkarımında bulunmaya imkan tanıdığını anlatan Koyko, yakın gelecekte bu tür terörün sonuçları bakımından kitle imha silahlarıyla kıyaslanabileceğini vurguladı.
Rus yetkili, teröristlerin nükleer, kimyasal ve biyolojik silah bileşenleri üretimiyle ilgili verilere ulaşma çabalarının durmak bilmeksizin devam ettiğini sözlerine ekledi.
Google Translate aşkı
Pamukkale’de bir hastanede hizmetli olarak çalışan Ahmet Kara, sosyal medya üzerinden Endonezya’nın Sumatra Adası’ndaki Riau’nun başkenti Pekanbaru’nun bir köyünde yaşayan Nel Mawati ile tanıştı. Her ikisi de sadece ana dillerini konuşan Kara ve Mawati, 7 ay boyunca sosyal medya üzerinden tercüme programı Google Translate’i kullanarak, iletişim kurdu.
Kara ve Bahasa dili konuşan Mawati, evlenmeye karar verdi. Mawati’ye aşık olan Kara, geçen ay uçakla, Endonezya’ya gitti.
13 saat süren yolculuğun sonunda Mawati’nin köyüne ulaştı. Kara, ailesinden evlilik için onay aldığı Mawati’yi beraberine alıp, memleketi Denizli’ye getirdi. Çift, burada kıyılan nikah ve yapılan düğünle dünyaevine girdi.
Yabancı dil bilmemenin aşka engel olmadığını ifade eden Ahmet Kara, “Sosyal medyadan yedi ay tercüme programı aracılığıyla konuştuk. Sonunda Endonezya’ya gitmeye karar verdim. Zor oldu ancak sevdiğim kadını Türkiye’ye getirdim. Evlendik. Eşim Türkçe ben de onun dilini bilmediğim için, cep telefonlarımızdaki tercüme programı aracılığıyla konuşabiliyoruz. Ben Türkçe, söylemek istediğimi söylüyorum. Uygulama da Bahasa diline çeviriyor. O da benimle aynı şekilde iletişim kuruyor. Türkçe kursuna yazılacak. En yakın zamanda Türkçe öğrenecek” dedi.
En girişimci üniversiteler sıralaması belli oldu
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) öncülüğünde oluşturulan ‘2018 Yılı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’ sonuçlarını açıklandı.
Endeksin bu yıl yedincisinin hazırlandığını belirten Bakan Mustafa Varank, girişimcilik ruhunun ve yenilikçilik kültürünün gelişmesinde üniversitelerin en önemli basamak olduğunu söyledi.
Varank, bakanlık olarak bilimle teknoloji politikalarının oluşturulmasında ve sanayi stratejisinin belirlenmesinde üniversitelerle birlikte hareket ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu noktada özellikle üniversite-sanayi iş birliği alanında son derece önemli destek ve teşvikler sunuyoruz. Amacımız, bilim, teknoloji ve sanayiyi bir araya getiren üniversitelerimizi üretimin merkezinde konumlandırmaktır. Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nin tüm bu amaçlara ulaşmada yardımcı, yönlendirici, hatta motive edici olduğunu ifade etmek istiyorum.”
Endeksin başta üniversiteler olmak üzere, kamuoyunun merakla beklediği prestijli bir derecelendirmeye dönüştüğüne işaret eden Varank, amaçlarının üniversiteler arası girişimcilik ve yenilikçilik odaklı rekabeti artırıp böylelikle girişimcilik ekosistemini geliştirmek olduğunu dile getirdi.
Varank, “Endeksin yayınlanmaya başlanmasıyla üniversitelerimizin girişimcilik ve yenilikçiliğe dair önemli adımlar atıyor olması da ayrıca sevindiricidir. Özellikle ilgili kuruluşlarımız TÜBİTAK ve KOSGEB’in bu alanda verdiği önemli desteklerle akademide girişimcilik ekosistemi ciddi bir atılım sürecine girmiştir” dedi.
Endeks çalışmasının üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste ya da en başarılı üniversitelerin ortaya koyulduğu bir sıralama olmadığını ifade eden Varank, şöyle konuştu:
“Endeks oluşturulurken, üniversitelerin yalnızca girişimcilik ve yenilikçilik performansları dikkate alınmıştır. Öğretim üye sayısı 50’nin üzerinde olan 164 üniversitemizden toplanan 1 milyon hücrelik veri seti 9 aylık yoğun ve titiz bir çalışmayla değerlendirilmiştir. TÜBİTAK öncülüğünde yürütülen bu çalışmaya, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, KOSGEB, TÜRKPATENT, Türkiye Bilimler Akademisi, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi ve üniversitelerimizin aralarında bulunduğu 247 kurum katkılarını sunmuştur.”
Varank, üniversite performanslarının etki ve çıktı odaklı bir yaklaşımla ölçülebilmesini sağlamak adına endeks metodolojisinde bu yıl bazı değişikliklere gittiklerini belirterek, önceki endekslerde kullanılan “girişimcilik ve yenilikçilik kültürü” boyutunu üniversitelerin yeterli olgunluk seviyesine ulaştığı gerçeğinden hareketle değerlendirme dışı bıraktıklarını söyledi.
Göstergelerin hem salt değere hem de öğretim üyesi değerine bölünerek normalize karşılıklarının da hesaplamalara dahil edildiği bilgisini veren Varank, “Bu seneki endeksimizde üniversiteler, ‘bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği’, ‘fikri mülkiyet havuzu’, ‘iş birliği ve etkileşim’ ile ‘ekonomik katkı ve ticarileşme’ olmak üzere 4 boyutta, 19 göstergeye göre sıralandı.” diye konuştu.
Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nde ilk 10’da yer alan üniversitelerin isimlerini açıklayan Varank, ODTÜ’nün 93.16 puanla listenin ilk sırasında yer aldığını, ikinciliği 90.16 puanla İTÜ’nün, üçüncülüğü 85.49 puanla Sabancı Üniversitesi’nin elde ettiğini aktardı.
2018 Yılı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nde yer alan ilk 10 üniversite ve puanları şöyle:
1-Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) 93.16
2-İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 90.16
3-Sabancı Üniversitesi 85.49
4-Bilkent Üniversitesi 84.42
5-Boğaziçi Üniversitesi 83.33
6-Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) 81.40
7-Gebze Teknik Üniversitesi 77.82
8-Hacettepe Üniversitesi 75.93
9-İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 75.64
10-Ege Üniversitesi 70.66
Bilgisayardan kalkmayan oğlunu öldüren baba
Karabük’te Ali Gün, bilgisayar başında fazla zaman geçirdiği iddiasıyla tartıştığı oğlu Emirhan Gün’ü bıçaklayarak öldüren Ali Gün, adliyeye sevk edildi. Ali Gün’ün yüzünü kapatmaya çalışarak, ağladığı görüldü.
Olay, dün akşam saatlerinde Fevzi Çakmak Mahallesi Yahya Kemal Sokak’ta meydana geldi. İşçi emeklisi Ali Gün, iddiaya göre üniversite mezunu oğlu Emirhan Gün ile bilgisayar başında fazla zaman geçirdiği için tartıştı.
Tartışma bir anda kavgaya dönüştü. Baba Ali Gün mutfaktan eline geçirdiği bıçakla oğlu Emirhan’a saldırdı. Vücuduna 2 bıçak darbesi alan Emirhan Gün, kanlar içinde sokağa çıkarak yardım istedi. Ağır yaralanan Emirhan Gün, komşuların haber vermesiyle olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün, burada doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Polis ekipleri, evin komşusu Seher K.’nın ifadesine başvurdu. Seher K. ifadesinde, ”Emirhan’ı sokakta gördüm. ‘Yengem beni kurtar’ diyerek bağırıyordu. Ambulansa haber verdik’ ‘dedi. Emirhan Gün’ün 3 ay sonra askere gideceği öğrenildi.
Olay yerinde gözaltına alınan Ali Gün,emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi. Gazetecilerin ‘Pişman mısın?’ sorusunu yanıtsız bırakan babanın, yüzünü eliyle kapatmaya çalışıp, ağladığı görüldü.
Öte yandan, 60 yaşındaki Ali Gün’ün evinde hint keneviri ele geçirildi. Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri, olayın yaşandığı tek katlı evde yaptığı incelemeler sırasında balkonda 5 kök saksıya dikili vaziyette Hint keneviri bitkisi buldu.
Ev içersinde devam edilen aramalarda 355 kök Hint keneviri bitkisi ve 1 adet kağıda sarılı daralı ağırlığı 1 gram kadar gelen esrar maddesi ele geçirildi. Daha önce cezaevinde yattığı öğrenilen Ali Gün, hakkında ayrıca uyuşturucu madde bulundurma ve kullanma suçundan tahkikat başlatıldı.