Bundan asırlar önce başlayan ve yine asırlar önce bitmiş olması gereken kölelik aslında hala devam ediyormuş. Yoktur canım diyenler için biraz açalım neden bahsettiğimizi…

Sistem kabaca şöyle işliyor: Diyelim ki siz ülkenin yaygın ve etkin telekom şirketisiniz. Elinizin altında eser miktarda internet kullanıcısı var. Bir de sonradan kurulmuş bir ağ var ki bunun kullanıcı sayısı daha az. Bunlardan hangisi master (efendi) hangisi köle (slave) tahmin etmek güç değildir…

Güçlü olan taraf, içinde daha çok insanın bulunduğu omurga sahibi diyor ki benim omurgamdaki insanlar senin taraftaki internet sitelerini ziyaret ederse bana para vereceksin. Bunun yanında eğer senin taraftaki insanlar benim taraftaki internet sitelerini ziyaret ederse yine bana para vereceksin. İşin komikliği bununla da bitmiyor. Türkiye içindeki bu omurgaya yurt dışından trafik gelip gittiğinde ne oluyor? Kimse kimseye para pul vermiyor. Yani biz aslında içerik çoğalsın kullanıcı artsın, yurt dışında hosting olmasın mücadelesi verdiğimiz ülkemizde birbirimizi yerken yurt dışındakiler elini kolunu sallaya sallaya bizim sistemimize para vermeden girip çıkıyor.

Beni bu noktada daha çok sinirlendiren şey de şu: Gerek BTK yetkilileri gerekse ulaştırma bakanımız; Türkiye’de bizim internetimizi kullanıyor beş kuruş da para ödemiyorlar şeklinde Google ve Facebook gibi firmalara efeleniyor. Ama bu durumun yanlışlığı konusunda verdikleri demeçleri hiç görmedim, umarım atlamışımdır.

Şöyle düşünün: Yurt dışına çıktığımızda orada site barındırmak için dünya kadar para veriyoruz ki BTK da bakanlık da bundan oldukça rahatsız. O zaman bunları Türkiye içinde barındıralım diyorsunuz. Ama bunun için sadece hakim, yani efendi tarafa geçmek zorundasınız. Çünkü kölelerin tarafına geçerseniz Avrupa’ya gittiğinizden 2-3 kat fazla para vereceksiniz.

Eğer bu size ve yetkililerimize adaletli geliyorsa muhtemelen gidip pazardan köle almak da adaletli geliyor olabilir.