Kotayı gömmeye değil övmeye geldim

Kotayı gömmeye değil övmeye geldim

limitAdil kullanım kotası, mevcut durumda birçok internet kullanıcısının en büyük derdi olarak gözüküyor. Ne zaman birileri internet konusunda konuşacak olsa hemen ilk şikayet derdi olarak kota mevzuunu dile getiriyor. Elbette ben de internetin kotasının çok büyük olmasını, hatta hiç olmamasını isterim. İnsanoğlu daima daha ucuza daha çok şey almak ister. Temel bir güdüdür bu. Peki internet kotası hiç olmasın diyecek kadar fütursuz olmalı mıyız? Gelin bunları TKNLJ formatında kurcalayalım biraz:

Biz ülke olarak internette dışa bağımlı bir ülkeyiz. Nasıl petrolde dışa bağımlıysak internette de öyleyiz işte. Çünkü biz interneti başından yakalamış görünsek de yurt dışında üstünde gezindiren şirketler müthiş bir kartel oluşturmuş ve bunun ekmeğini tek başlarına yer hale gelmişler. Biz ülkemizde o baronların arasına sokacak bir yapı çıkaramıyoruz…

Biz ülkemizde bırakın o baronların arasına girecek şirket(ler) çıkarmayı kendi içimizde bile çalışır durumda bir ağ hayata geçirememiş durumdayız. Ülkenin iki büyük ağı Türk Telekom ve Turkcell arasında, hatta daha küçük şirketler arasında birbirleriyle veri paylaşımını etkin biçimde yapacak bir sistemimiz yok. Telekom ağından bir veriye Turkcell bağlantısından ulaşmak yerine Hollanda’ya gidip oradan Türkiye’ye gelmek daha hızlı. Birbirlerinin önünü kesmek için yapılan bu çakallık, biz kullanıcılara yavaşlık olarak geri dönüyor.

Ülkemiz ağ sınırları içinde yeterince veri yok. Hemen her 10 bağlantımızın 7’si yurt dışına doğru yapılıyor. Biz veriyi Türkiye ağından indirecek olsak X birimine 10 kuruş vereceksek yurt dışından bağlandığımızda aynı birime 35 kuruş veriyoruz. O zaman ne oluyor? En basit internet geyikçi sitelerine girmek için bile baronlara para yediriyoruz. Kendi telefonumuzu yaparak dövizi ülke içinde tutmak gibi saçmalıkların peşinden koşan hükümet bunu her nedense hiç dikkate almıyor.

Peki gireceğimiz siteler Türkiye ağı içinde olsun o zaman dediğimiz zaman birçok sorun çıkıyor karşımıza: Türkiye’de veri barındırmak pahalı çünkü rekabet yok, bağlantı için gerekli ortam ve ücretleri sağlamıyor ülkemin tekelleri. Sitesini internete sokacak adam da sırf Türkiye kalkınsın diye yurt dışından 10 dolara halledeceği internet barındırma  hizmetini buradan 100 liraya almıyor. Kim alır ki?

Neden Türkiye’den adam gibi barındırma hizmeti çıkmıyor ki sorusunun cevabı da çok basit: Çünkü devletimiz diğer sektörlere verdiği desteği buraya vermiyor. Barındırma hizmeti veren şirketlerin üstünde onu kaldır bunu kaldır kaldırmazsan hapse girersin stresi de cabası. Burada veri merkezi açan adamlara gerçekten derinden sayfı duyuyorum. Oysa veri merkezleri özellikle kalkınmada geri kalmış ama kışları yaşanan soğuk yüzünden soğutma masraflarını azaltabilecek fakir illerimizi kalkındırabilirdi.

Bir de altyapı yetersizliğimiz var tabi. Mesela Kars’a neden fiber gitmiyor, Artvinliler neden fiber internetten faydalanamıyor, neden İstanbul’un Kadıköy gibi ana merkezlerinde hala fiber yok? Çünkü fiberi olan bir tekel oraya diğerlerinin konmasını engelliyor, kendinin yatırım yapması için de elinde yeterli bütçe yok. 250 bin kilometrelik ne idüğü belirsiz fiberi çok matah bir şeymiş gibi satıyorlar basınımıza, onlar da yiyor hapır hupur…

Şirketlerin aptalca iletişimlerinin de insanların çileden çıkmasında büyük payı var tabi: Limitsiz internet 50 lira diyor anlı şanlı servis sağlayıcısı. Halkım inanıp alıyor, iki gün sonra kotanız tükendi sorunsalıyla karşı karşıya kalıyor. E hani limitsizdi diye sorunca aldığı cevap aptallığın daniskası olarak çıkılor karşımıza: Limitsizsiniz ama adil kullanım kotası var. Adını ister limit, ister kota, isterseniz siklamen koyun… Kandırıyorsunuz bizi işte… Ya bizi aptal sanıyorsunuz ya gerçekten Türkçe konusunda temel yetersizlikleriniz var.

Ben bunu söyleyince benden nefret edeceksiniz biliyorum. Ama lütfen şu noktayı düşünün: Kotaya ihtiyacımız var. Çünkü interneti az kullananın aynı parayı vermesi çok saçma. Benim annem günlük bazda maillerini kontrol edip Facebook’a girecekse aylık kullanımı ne yaparsanız yapın 30 gigabaytı geçmez. Neden 400 gigabayt kota kullananla aynı parayı versin? Veya servis sağlayıcı neden 400 gigabayt kullanan adamı 30 gigabayt kullanan kişiyle sübvanse etsin? Öyle ya da böyle bu kullanıcı tipleri birbirinden ayrışmalı. Bunun da en iyi yolu elbette kota. Yani arkadaşlarıyla restorana giden bir adam hiçbir şey yemeden kaz ciğerini şampanyayla yiyen adamla hesabı eşit paylaşmalı mı? Daha iyi bir fikri olan varsa dinlemeyi çok isterim.

İnternetin ucuzlamasını kotada arayan yanlış yapar. Biraz kafayı çalıştırıp rekabet isteyin ülkemden, devletten veya hükümetten. Çünkü ne zaman biri yanlışlıkla mevcut tekelle rekabet edecek olsa fiyatlar düşüyor. Bu ülkede fiber rekabeti yokken (ki şimdi olduğunu söylerken kendimi çok yalancı hissediyorum) 4 megabit internete 60 lira veriyorduk. Şimdi o paraya neredeyse 100 megabit internet alıyorsunuz kotası ise eskisinin 10 katı arttı.

Kotaya bakacağınıza size sunulan hizmete bakın ey halkım: up to 8 megabit internet bugün ülkemin en çok kullanılan hizmeti. Up to 8 megabit ne demek biliyor musunuz? Size 8 megabit internet verirsek Allah bizim belamızı versin demek… Onun ne kadar altına inebileceğimiz bizim keyfimize kalmış demek. Dünyanın hiçbir yerinde bu keyfiyet yok. Siz bir sözleşme yaparsınız, size bir hız taahhüt edilir, ona göre paranızı verirsiniz. Bunun altına inerseniz kusurlu hizmet almış olursunuz, paranız iade edilir. Ben sana up to 50 lira mı veriyorum ki sen bana up to 8 megabit veriyorsun? BTK’nın bu konudaki sessizliği, diğer alanlarda yaptığı güzel işler yüzünden onlara beslediğim saygıyı kesinlikle siliyor benim kafamda.

Gelin şu işi daha düzgün tartışalım: Limitsiz kotalı saçmalığını silelim kafalardan. Kota olmasın demeyelim ama kullandığımız kadar ödeyeceğimiz mantıklı fiyatlar isteyelim operatörlerden. Veriler ülkemize gelsin ve daha ucuza maledelim şirketlere… Verilerimizi bir araya getirerek Türkiye’yi bir internet baronu haline getirelim, biz onların peşinden koşacağımıza onların bizim peşimizden koşmasını sağlayalım. Hakikaten o kadar zor değil bunu yapmak…

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş