Gelelim ihale masasının etrafında oturması muhtemel isimlere:
Digiturk:
İhaledeki en şanslı kurum elbette Digiturk. Neden? Çünkü kurulu bir altyapısı var ve 15 senedir bu işi yapıyor. Naklen yayın bilgi birikimi var. Müşteri edinme ve elinde tutma bilgi birikimi var. Fiyatlandırma, ödeme alma, batık ödemeleri tahsil yeteneği var. Bunlar aka değil, bir şirket için milyonlarca dolara dahi edinemeyeceğiniz yetenekler.
Ama her şeyin ötesinde Digiturk’ün elinde iki milyona yakın hazır maç izleyicisi var. Her ne kadar bu seyircilerin bir kısmı mutsuz ve “ah bir başkası gelse” dese de bu kitle fiilen otomatik ödemeden para verip duruyor bu kuruma.
Digiturk’ün bir diğer enteresan tarafı da yeni patronu. Her ne kadar kurumu kaça aldığını hangi şartlarda aldığını bilmesek de önemli olan bölümü bu değil: Dünyanın en büyük spor organizasyonlarının içinde olan bir patron bu. Dünya çapında bir bilgi birikimi ve ulaşabildiği kitlesi var. Arsene Wenger’in zırt pırt Lig TV’ye çıkması filan gelecek için önemli ipuçları veriyor.
Türk Telekom:
Türk Telekom inanılmaz derecede müşteri ve alan kaybediyor. Bunun için kendine katma değerli hizmet pazarını hedef aldı ve bu alanda çok büyük yatırımlarla büyümeye çalışıyor. Şirketin başına da bu işin temellerini atan Paul Doany geçti.
Gidenleri durdurmanın en önemli yolu lig gibi çok özel premium içerikleri onlara, abonelere daha avantajlı olacak şekilde sunmak. Şu anda Şampiyonlar Ligi konusunda bunu yapıyor. Dışarıdan gelen biri olarak aldığınızla abonesi olarak aldığınız Tivibu aboneliği arasında neredeyse yarı yarıya fiyat farkı var. Şaka değil.
Ha bu alana direkt olarak verebilecek parası var mı bu kadar borçlarından bahsedildiği zamanlarda bunu borsaya açık bilgilerinden görmek imkansız. Ama müşteri edinme maliyeti olarak baktığınızda yayın ihalesi için verdiği para devede kulak kalabilir, bu ihale ona abone başı ücretle hesapladığınızda neredeyse bedavaya gelebilir. Bence ikinci en büyük şanslı kurum Türk Telekomdur bu ihalede…
Turkcell:
Turkcell’in genel müdürü bu hafta yaptığı birkaç açıklamayla ihaleyle ilgilendiğini dile getirdi. Ama dikkatli gözler bunun sinyalini birkaç ay önce almıştı: Şirketin CEO’su Kaan Terzioğlu, Futbol Federasyonu bünyesinde aktif görevdeyken çok da önemli bir sebep göstermeden ayrıldı. O zaman biz açıklamanın geleceğini tahmin ettik.
Turkcell’in büyük umutlarla kurup büyütmeye çalıştığı TV Plus ürünü var. Bu ürün çok fazla yayın göstermeye muktedir ve iyi çalışan bir sistem ancak içine koyacak içerik yok. Kimse de bunu telefon ya da internet bağlantısıyla birilikte verilmediği sürece almaz. Neden TRT ve Atv seyretmek için bir şeye para veresiniz ki? Evinizdeki orta boy tencere kapağını televizyonunuza taksanız zaten bu kanalları izlersiniz.
Turkcell’in önemli bir spor yayın geçmişi var. Bu ülke yıllarca Turkcell Süper Lig ismini diline pelesenk etti. Hatta bıraktıktan sonra aylarca haberlerde hala Turkcel Süper Lig dendi durdu. Turkcell bunun tadını aldı. Bugün de bu özlediği tadı yakalamak için kesenin ağzını açacaktır. Baktığınızda 4G ihalesi için verdiği parayı halen gerçekleyemedi çünkü kimse internetin ne kadar hızlı ya da kesintisiz geldiğine bakmıyor. “Geliyor mu geliyor işte” bakış açısındaki hızı tattıracak telefonlara sahip olmayan halk için çok fazla para verdiler bile denebilir. O yüzden ihalenin yaratacağı mobil trafik Turkcell’e iyi gelecektir.
Ayrıca şunu unutmamak lazım: Turkcell ihalelerde çok başarılı. Bütün bunların üstüne verecek parası da var.
Doğan:
Türkiye’nin köklü yayıncı kuruluşu. Futbol ihalesinin peşinden o kadar uzun zaman koştu ve o kadar büyük çabalar verdi ki bunu anlatmaya değil yazılar, kitaplar yetmez. Sırf bunun için kurduğu yayın grubuna yaptığı yatırım da böylesi premium içeriği olmadığı için hep ölü yatırım olarak kaldı. Neredeyse iki senedir bu ihalenin peşinde olduklarını söylüyorlar.
Bu ihale bence Doğan için de bir ölüm kalım savaşı haline dönüşecektir. Dİğerleri kadar parası olup olmadığını bilmiyorum. Bir medya grubu olarak içeriği Digiturk kadar belki de ondan daha iyi değerlendirebilecek bir bünyeye sahipler.
Doğuş Grubu:
Bu grubun yükselişi çok enteresan. Yayıncılık tarihi iniş ve çıkışlarla dolu. Ancak yayıncılık alanında değil dijitalalanda çok ciddi atılımlar içine girdiler. Süper insanlar aldılar, şirket satın alımları yaptılar. Şu anda büyük resmini göremediğimiz hummalı bir çalışma içindeler. Grupta spora en yakın şey 24 saat yayın yapan NTV Spor ve akla en hızlı gelen Rıdvan Dilmen. Geniş kitlelere ulaşabilecek bir yatırımları olmadı hep niş alanlarda dolanıp durdular. Ben çok şanslı görmüyorum onları. Ama dediğim gibi kurmak istedikleri şeyin büyük resmini de bilmiyoruz daha. Belki yepyeni bir yapı oluşturacak ve herkesi şaşkınlığa uğratacaklar…
Turkuvaz Grubu:
İhaleye katılacağı söylenen gruplar arasında en bilinmeyeni bu yapı. Ahmet Çalık’ın ilk adımlarını attığı sonra devrettiği, Sabah’tan Takvim’e, Atv’den aHaber’e kadar uzanan medya organlarına sahip. İktidara çok yakın. Neredeyse iktidar. Ama karşısındaki rakiplerle maddi açıdan boy ölçüşecek yetenekte değil. Milyar dolarların konuşulduğu, futbol kadar ortada bir şey için yapılanların şeffaf olması gerekiyor. Bu alanda iktidara yakınlık çok prim yapmaz gibi geliyor. Veya öyle umuyorum. Bekleyip göreceğiz.












