Ben tam bir bilişim yazarı değilim

Ben tam bir bilişim yazarı değilim

bilisimMagazin yazılarıyla ünlenmiş bir gazeteci kardeşimiz enteresan bir mesaj atmış sosyal medyaya. Arkadaşımız işsiz kalmaktan sıkılmış ve sıkıntısını dağıtmak için çare arayışını popüler teknoloji blogu açmakta bulmuş. Allah kimseye böyle sıkıntı vermesin derken arkadaşımıza teknoloji – bilişim muhabirliği / yazarlığının ne olup ne olmadığını, aslında gazeteciliğin ne olup ne olmadığından yola çıkarak anlatmak istedim. Muhtemelen herkese faydası olur.

Bilişim yazarlığı gazeteciliktir: Hem de ağır gazeteciliktir. Çünkü o kadar çok faktörün bir araya geldiği bir dünyadır ki 5N1K’nın bir parçasını arkanızda unutsanız Fizan’dan gelir bulur sizi, canınıza okur. Atladığınız her detay, haberi çöp, sizi rezil eder. O yüzden önce çok iyi gazeteci olunur, ondan sonra bilişim yazarı…

Bilişim yazarlığı okumaktır: Okumadan bilişim yazarı olunmaz. Çünkü teknoloji dediğimiz şey her zaman ve her yerde hızla değişir gelişir. Hızla giden bir trendir bu. Siz ciğerleriniz patlayıncaya kadar okur, anlamaya çalışırsınız. Değil yerinizde durmak, lokomotif hızıyla koşmazsanız geride kalır ineklerle beraber seyredersiniz.

Bilişim yazarlığı dokunmak, dokunulmaktır: Teknoloji herkese dokunur. Teknoloji herkesin yanı başındadır. O yüzden de sadece sporseverler veya sadece kitap tutkunları değil, toplumun her kesimi sizin ağzınızın içine bakar. Bakmakla da kalmazlar, soru sorarlar, istekte bulunurlar ve en önemlisi de eleştirirler. Çünkü politika muhabirinin durumundaki gibi bir meclisin koridorlarında ya da başbakanla binilen uçağın içinde saklı değildir haber, sizin gibi herkesin yanı başındadır. Herkesle aynı şeyi görüp herkesten daha hızlı, herkesten daha iyi analiz etmeniz gerekir.

Bilişim yazarlığı tüme varabilmektir: Bilişim milyonlarca küçük parçadan oluşur. Bu parçaların hepsi birbirine takılabilir ama anlamlı bir şekil olması için o parçaların her birinin boyunu, rengini ve dengini bilebilmek lazımdır. Büyük resme küçük parçalardan ulaşabilmek gerekir. Tüme gitmek için yola çıkıp güme giden çok olur bu alemde…

Bilişim yazarlığı kendi kendinin editörü olmaktır: Sektörde zaten çok fazla olmayan bilişim yazarları çoğunlukla yalnız kovboy takılırlar. Bu yüzden de kendi haberlerini bulur, kendi röportajlarını yapar, kendi görsellerini yaratır, kendi kendilerini düzeltir ve sonunda da eleştirirler. Kimseden yardım ve destek almazlar. Bu kendi internet sitesini yapanlar için de böyledir, gazetede kendi sayfasını hazırlayan için de, televizyonda kendi programını yapan için de…

Bilişim yazarlığı cefakarlıktır: Bilişim yazarı piyasanın en yüksek kazanç oranına sahip ancak en çok parasızlıktan söz eden şirketlerinin içinde bulunduğu bir faunada yaşar. Aylık kazançları asgari ücretlerle yarışır. Teknolojiyi herkesten çok kullanmalıdır, herkesten önce kullanmalıdır. Bu yüzden de bu zor şartlarda işine en çok para harcayan yazar grubunu oluşturur.

Bilişim yazarlığı kıskanılmaktır: Herkesin daha önce kullanmak için ederinin beş katını seve seve verdiği oyuncaklarla oynar, onları insanlara hazırlamak için herkesten önce dokunur. Gerektiğinde kaynağına yolculuk eder, evinden ve çocuğundan feragat eder. Bunun için de en sadık okurları tarafından dahi kıskanılır, içten içe nefret edilir. Dünyanın bir numaralı futbolcusuyla yatıp kalkan spor muhabirini değil, iPhone’u eline ilk alanı kıskanır okurlar. Bunun bir iş olduğunu anlatamazlar, hayatları bu açıdan da kolay değildir.

Bilişim yazarlığı adamlıktır: Reklam ya da kaynak vermeyen ancak bunları tanıtımlarına harcayan şirketler her yazarın önüne kırmızı halı serer ve onu yoldan kendi ürünleri lehine çıkarmaya çalışırlar. Bu seviyedeki dünya devlerine karşı dik durup gerçek fikirlerini savunmak her gazeteciye nasip olmaz. Bu, Galatasaray muhabirinin Drogba’yı eleştirmesinden, meclis muhabirinin başbakanı eleştirmesinden, ekonomi muhabirinin Babacan’ı eleştirmesinden daha zordur. Çünkü saydığımız örnekler sizi işinizden attırır, diğerleri ise meslekten… Buna göğüs gerecek “adam” yüzlerce değildir bu camiada.

Bilişim yazarlığı sinirlerine hakim olmaktır: Çünkü herkes kendini bilişim yazarlığı yapar sanır. Bir keresinde yalvar yakar yurt dışına çıkan magazinciler, bir vesileyle eline cihaz almış ekonomistler, saçlarını her yöne tarayabilen sarışın televizyoncu kızlar… Dişinizle tırnağınızla edindiğiniz bilgi birikimini bir kelamla sıfıra indirmeye çalışırlar. Hiçbir şey yapamasalar bilişim yazarı olabileceklerini söylerler. Teknolojiden anlamayı telefon menüsünden iki tane başlık ezberlemek zannederler. Yurt dışına bir ürün lansmanına gittiklerinde oradakilerden öğrenecekleri iki kelimeyle yazı yazabileceklerini düşünürler. Bilişim yazarı bu insanlara karşı metanetini korumalı ve gözünü kulağını ağzını kapalı tutarak kendi işine odaklanmalıdır.

İşte bu son maddenin varlığı yüzünden hiçbir zaman bir bilişim yazarı olamayacağım…

3 Responses to "Ben tam bir bilişim yazarı değilim"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş