Bildiğiniz gibi bugünlerde interneti zapt-ı rapt altına almak moda oldu. Devletin bazı kurumları bu konuda kanun taslakları hazırlıyor, bir kesim mahkemelerle Güneydoğu’da açılmış davalarla sonuca gidiyor. Sansürün az düşünen ve internete dolaşarak biraz akıl sahibi olması gereken kesimler tarafından daha çok sahiplenilmesi için de harekete geçildi.

Şu anda devletin sivil toplum süsü verilmiş kurumları, tam gazla internetin başımıza getirebileceği çirkinlikleri, kötülükleri, iyi tarafları konusunda herhangi bir şekilde görüş beyan etmeden birbiri ardına sıralıyorlar. Daha önce bu sitede Yeşilay ile yaşadığımız bir polemiği, onların bu işi büyütüp kendi sitelerdinden bize cevap vermelerini yayımlamıştık. Şimdi bayrağı Yeşilay’dan Diyanet-Sen aldı. Diyanet-Sen,  Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası…

Diyanet-Sen yetkilileri BTK ve TİB’den aldıkları verilerle bir rapor hazırladıklarını söylüyorlar. Raporun ilk ara başlığı çocuklar internet başından kalkmıyor! İkinci arabaşlık çocuklar risk altında! Üçüncü ara başlık gayrı ahlaki site oranı yüzde 15! Dördüncü ara başlık küresel vurgun! Beşinci ara başlık toplum hazırlıksız yakalandı!  Bu kadar korkutucu ara başlığın arasında, yazının herhangi bir yerinde internet ve onun doğru kullanımı sayesinde hepimizin daha bilgili insanlar olacağımız, dogmalara takılmadan düşünmeye başlayacağımız, bilgiyi aracı aktaranlardan değil de kaynağından alacağımız gibi şeylerden hiç bahsedilmemiş. Çünkü bu bahsettiklerimiz zaten birileri için tercih edilen şeyler değil.

Peki toplum nasıl hazırlıksız yakalandı? Gelin Diyanet-Sen raporundan okuyalım: Yaptıkları raporu değerlendiren Diyanet- Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, milleti ayakta tutan en güçlü bağın manevi değerler olduğunu, internet bağımlılığının ise manevi hayatı olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Bayraktutar, Teknolojik alanda hızlı gelişmeye itirazının olmadığını ancak toplumun büyük oranının interneti doğru kullanmamasından dolayı sıkıntılarla karşılaşıldığını vurguladı. İnternetin beklenilenden çok daha hızlı yayıldığını ve toplumun hazırlıksız yakalandığını vurgulayan Bayraktutar, çocukların şiddet eğiliminin artması, kötü alışkanlıklara küçük yaşta başlanılması, boşanma oranlarının yükselmesi, ahlaki erozyonun genişlemesi ve kişinin sosyal hayatının bozulmasının başlıca nedenlerinden birinin yanlış internet kullanımından kaynaklandığını söyledi. Çocukların din, eğitim, spor, kültür sanat gibi yararlı bilgiler dışında interneti kullandıklarının yaptıkları araştırma ile belgelediklerini vurgulayan Bayraktutar, aileleri de uyardı.

Devleti sansüre çağıran Diyanet-Sen sansürün adını da “kalkan” koymuş: Bayraktutar, “Günümüzde 24 milyondan fazla çocuk korumasızca Internet’te saatlerce sörf yapmaktadır. Çocukların dünyayı keşfetmeleri için interneti kullanmak yerine, farklı kulvarlara sürüklendiği yaptığımız araştırmada görünmektedir. İnternet’te çocuk güvenliği ve çocukların Internet’i kullanmalarına yardımcı olmak için devlet devreye girmeli, aileler ise ister evde olsun ister internet kafede olsun çocuklarımızı bekleyen büyük tehlikelere karşı kalkan olmalıdır. Aileler çocuklarının günlük bilgisayar kullanım süresini ayarlamalı, sosyal ağlara ayırdıkları zamanı kısıtlamalıdırlar. İnternet başında çocukların davranışı izlenmeli, onlara bilgisayar dışında zaman geçirebilecekleri alanlar meydana getirilmelidir” diye uyardı.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.