Kimlerin yayıncı olduğuna reklamcı karar veriyor

Pimps-styleGüzel bir toplantı yapılmış. Reklamverenlerle yayıncılar bir araya gelerek bu alandaki sorunları kendi aralarında belirlemiş ve daha iyi bir yayıncılık dünyasına sahip olmamız için önemli adımlar atmış. Reklam Action tarafından gerçekleştirilen bu etkinlik sayesinde öğrendiğimiz güzellikleri ve aslında düşünmemiz gereken şeyleri TKNLJ formatında maddeler halinde açayım sizlere…

  • Etkinliğe katılan reklamverenler Türkiye’nin alanındaki en büyük kurumları. Turkcell var, TEB var, Teknosa, Yapı Kredi var…
  • Etkinliğe katılan yayıncılar zaten içinde bulunduğumuz yanlışı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor: Vitringez, Avantajix, Kampanyon gibi içerikte ülkenin önde gelen firmaları var yayıncı olarak (Kinaye kelimesinin anlamı için TDK’ya bakabilirsiniz)
  • Ülkenin yayıncılık alanında geride kalmasına şaşırmamak lazım. Zira yayıncılık sorunlarını kupon dağıtan şirketlerden dinlerseniz ortaya çıkan çözüm önerileri tabii ki ülkede tek yayıncının kupon dağıtanlar kalacağı hale gelir.
  • Peki gerçek sorunlar ne? Onlar aksiyonlu reklamcıların duymak istemeyeceği şeyler: Mesela reklamcıların reklamverenlerden yayıncılara giderken gaspettiği yüzdeler. Mesela 10 bin TL’lik reklamın yayıncıya 3 bin lira olarak gittiğini biliyor muydunuz? Hayır bu kuponcuların derdi olduğu için bilmeniz zor.
  • Peki bir yayıncıya verilen paranın 4 ay sonra verildiğini biliyor muydunuz? Bu arada yayıncılıkla uğraşması gereken adamın 4 ay boyunca KDV ve aldığı paranın vergisiyle boğuştuğunu biliyor musunuz? Yok kuponcular söylemediyse bilemezsiniz tabii…
  • Bugün insanların bilgi edinmesi, ama öyle kupon filan hakkında değil adam gibi bilgi edinmesi, gazetelere değil bağımsız gazetecilere bağlı. Adam gibi adamlara bağlı. Ama reklamverenler ne yapıyor? Zibilyon okuru olan, forumlarla adam toplayan, haber çalan, “öyle bir yere oturdu ki…” başlıklı haberler verenlere reklamlarını püskürtüyor. Çünkü öylesi daha kolay ve daha havalı duruyor.

Bunun sebebini ben anlayabiliyorum: Reklamverenler ve onlardan büyük yüzdelerle para alanlar kendi bağımsız sesiyle evrensel doğruları savunan, vatandaş için yazan, büyük şirketlerin tersine gidecek büyüklükte “yürrrekleri” olan insanları istemiyor. Yeterince beklerlerse kendi finoları haline getirebilecekleri yayıncılar ile oynaşabileceklerine eminler.

Şu ana kadar öyle olmadı ama böyle devam ederse olabilir.

Reklamdaki aksiyon bu işte…