Başlığı atarken içim bir tuhaf oldu. 1980 yılında Almanya’dan gelmiş bir arkadaşın evinde ilk kez video gördüm. Yani istediğin zaman filmi görüp istediğin zaman durdurabildiğin alet. Neler geçmişti aklımdan bununla yapılabilecek. O yıllarda çocuktun ve kendi aramızda inanılmaz muhabbetlerimiz vardı: Oğlum televizyonu bitirir lan bu… Başlat reklam çıkınca ileri sar (O zamanlar reklamsız bir yayın videoda bile olmaz sanıyorduk. Çocuktuk işte)
Aradan seneler geçti ve ülkem çoğunluğu özel birçok kanala kavuştu. Bu kanal sahiplerinden birine, Erol Aksoy’a o zaman sahip olduğu Cine5 ve Show TV’yi internete taşıyacak, dolayısıyla maçları yurt dışında da seyrettirecek bir sistem önerdim. Bayağı bir gitme gelmeden ve tartışmadan sonra kabul etti. O zamanın şartlarında ayda 20 dolar gibi devasa bir ücretle yayınları izlemek için binlerce kişiye ulaştık. Ama bu işi kimin yöneteceği kaygısı devreye girdi, zaten Erol Aksoy o yılların sonuna doğru medya ve ekonomi sahnesinden çekildi.
Youtube ilk açıldığında o kadar videonun nerede tutulacağını merak ettik konuşmalarımız esnasında. Herkesin videosunu sorgusuz sualsiz, parasız pulsuz yükleyebildiği bir model. O zamanlar az çok video işine girdiğimiz için bunun yayın trafiğini de hesaplayabiliyoruz ve maliyetler dudağımızı uçuklatıyor. Ama o zamanlar her şeyin ortak kullanılmasını düşünemedik. Televizyona reklam verenlerin daha küçük boyutlara inerek bu kanalları temel reklam alanı haline dönüştüreceklerini düşünemedik. Bir de her yeri Türkiye sandık tabi fiyat hesaplamaları yaparken.
Aradan yıllar geçti ve herkesin birer video yıldızı olduğu dönemler geldi. Kime elinizi atsanız star, nereye baksanız fenomen… Ne çok şey biliyorlar allahım, ne kadar önemli televizyonculuk başarılarının ardından bu noktalara gelmişler inanamadım. Hatta 10 yaşına dahi gelmemiş olan çocuklar kendi aralarında video kanalları kurup kendi dünyalarının yıldızı haline geldiler.
Hal böyleyken Youtube’un CBO’su (Chief Business Officier) Robert Kyncl’ın CES’te söyledikleri daha başka anlamlar kazandı. (Hayır CES’e gitmedim ama oradaki hemen her keynote konuşmayı seyrettim) Kyncl’ın öngörüleri televizyon platformları dünyası için korkunç öngörüler taşıyor. Adam diyor ki sadece bu yılın ikinci çeyreğinde dünyada 600 bin kişi paralı televizyon aboneliğini sona erdirecek. İnsanlar, diyor, günde ortalama 75 dakikadan fazla video seyrediyor. Bu da her sene yüzde 25 artıyor. Yani önümüzdeki sene bu ortalamanın 95 dakika olması kimseyi şaşırtmamalı.
Bu başarının sebebi ne peki? Hemen sizleri 1970’leri yaşamış insanların televizyon dünyasına götüreyim bunu anlayabilmek için: O yıllarda akşam başlayıp gece biten TV yayınlarının dünyası vardı. Anne ve babalar çocuklarıyla beraber oturup Şeker Kız Candy isimli çizgi filmi seyrederdi. Çocuklar da bunun karşılığında anne babalarıyla akşam çok sıkıcı yurttan sesler korosu ve haber programlarına bakarlardı. Bugün herkes kendine özel bir şey bulabiliyor Youtube gibi kanalların üstünde. Kimse kimsenin seyir zevkine mahkum değil. En son ne zaman üç kuşak oturup aynı yayını seyrettiniz? Ve tabi ki ne seyrettiniz…
Bugün birçok telefon HD video çekiyor ve bunun için büyük görüntü yönetmeni olmak gerekmiyor. Bugün şimdilik sayılı da olsa 4K video çeken telefonlar var. Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? Bunları seyretmenin en önemli yolu mobil cihazlar. Yani günlük videoları açı televizyonumuzda izlemiyoruz. Elimizdeki telefonlar veya tabletler video seyretmek için en önemli araçlarımız. Ve şunu unutmayın: Artık evimizde de olsak hepimiz mobil insanlarız.
Kyncl hepimizin bildiği ama üstünde düşünmediğimiz bir konuyu da yüzümüze vuruyor. Evet hiçbirimizin müzik sevdası ölmedi. Ama müzikleri nereden dinliyoruz? Cevap çok basit: Youtube’dan. Bize en kolay müzik bulma alanımız Youtube ve müziği videosuna bakmasak bile video halinde izliyoruz.
Psy isimli ibiş şahsiyetin müziğini videosuz olarak izleyen var mı? Sadece Youtube seyri 3 milyar gösterimi bulmuş. Bu şarkıyı salt müzik olarak satın alıp gece evinizde ışıkları kısıp huşu içinde dinleyen bir tanıdığınız var mı? Benim yok, olsa bile onunla ilişiğimi hızla keserdim.
Youtube müzik piyasasına 3 milyar dolar aktarmış. İnanılmaz bir rakam bu. Şirketin yöneticisi net bir soru soruyor ve cevabı da bence herkesin kafasında nettir: “Siz şarkıcı olsanız şarkınızı tanıtım amaçlı olarak ücretsiz biçimde radyo kanallarına mı verirdiniz yoksa para kazanıp bir de üstüne tanıtımınızı yapabileceğiniz Youtube’a mı?..”
Dijital video şimdilik televizyonun yerini alan haliyle evde yatarken otururken tuvalette her yerde her şekilde tüketebileceğiniz bir yapıya sahip. Peki sonrasında ne olacak? CES’e gitmiş olanların yazdıklarına, orada tanıtılan ürünlerin doğasına bakın. VR, yani sanal gerçeklik gümbür gümbür geliyor. Bundan iki sene önce uzay teknolojisi olarak sunulan şey artık telefonu içine sokabildiğiniz 20 dolarlık aletlerde bile kendini göstermeye başladı. İnsanlar artık gösterimi sırasında takılmadan 360 derece dönebilen 3 boyutlu videoların içeriklerini tartışıyorlar., HD ve 4K yayınların yerini 360 derece alabilir yakında. İşte o zaman televizyonların hiç hükmü kalmaz hayatımızda…
Google’ın yatırımlarına bakın… VR, gözlük görüntüleme teknolojileri… Gelecekte başka bir video var ve o gelecek 2050’ler değil!
Son olarak “Türkiye bu işe ne kadar hazır” analizini yapalım hep birlikte. TKNLJ formatında ilerleyelim bunu yaparken:
Türkiye’deki yayın platformlarına bakalım. Digiturk, Tivibu, Turkcell TV+ ve D-Smart. Bunların ayrıştırıcı özellikleri nedir içerik olarak? Bence hiçbir farkları yok. Hepsi Kanal D gösteriyor, Flash TV’deki halayları gösteriyor, CNN’de birbirine bağıran adamları gösteriyor.
Yayınların daha fazla HD veya daha çok 4K gibi tarafları yok. Kalite neredeyse birbirinin tıpkı kopyası. Birinde internetten daha fazla film satın alabiliyorsunuz. Birinde internetten daha kaliteli seyrediyorsunuz birinde istediğiniz anı sonra seyretmek için bir yerlere kaydedebiliyorsunuz. Ama hiçbirinin içinde uzay teknolojisi yok.
Digiturk liglerin gösterimine el koymuş, dünya para alarak seyrettiriyor bunu bize. Tivibu Avrupa kupası maçlarını almış, takımlar elenmesin diye bütün kutsallara dua ediyor. Hemen hepsinin bir film ve dizi gösterim olayı var ki çok premium içerik değil. Olmazsa olmaz bir şey yok X kuşağından sonra gelen çocuklar için. Bilemediniz bir kuşak daha bu şekilde idare edebilirler.
Ben bu platformların neden video gösterim olayına girmediğini anlamıyorum. Mesela neden bir Sertab Erener kanalı yok bu platformlar içinde? Neden oyun oynayan çocukların kendi oyunlarını kaydettiği Youtube kanallarının seyredilebildiği bir alan yok? Neden gazetecilerin ürettiği videoları seyretmenin bir yolu yok? Yani Youtube trilyon dolarlık şirket olmaya doğru giderken bunları yapıyor da siz daha zeki olduğunuz için mi burada kalıyorsunuz?
Türkiye’ye Netflix geldi. Toplum ikişe bölündü. Benim gibi bir kesim bunun mevcut platformlara zarar verebileceğini dile getirirken bir diğer kesim aman zaten içeriklerini getirmiyorlar ki ne olacak diyor. Oysa Türkiye’ye gelen Netflix değil, yepyeni bir model. Reklamsız dizi izleme modeli. Bunu HD film cehennemi gibi siteler çoktan görmüş ve şirketlere ait içerikleri pötür pötür gösteriyor yeni dünya düzenini baştan yaratıyor. Ama siz… Hala sinemanın icat edildiği dönemin kafasını yaşıyorsunuz.
İçerik sahiplerini hiç anlamıyorum. Televizyonlar için haftada 4 saat süren diziler hazırlıyorlar. Bu inanılmaz bir prodüksiyon gücüdür. Bu yapılan bir prodüksiyon şirketinin haftada neredeyse iki film çekebilmesi anlamına gelir. Casting kadrosuyla, makyajıyla, senaryosuyla, özgün müziğiyle… Bunların Türkiye seyredilmesini bir kenara bırakıyorum dünyada insanlar birbirini çiğniyor benim anlam veremediğim bu dizileri görebilmek için. İran gibi ülkelerde Türkmen kesimle diğerlerinin birbiriyle yakınlaştığı tek anlar bu dizilerin yayın zamanları. E peki zeki pazarlamacılarım… Bunları neden Netflix’e satmıyorsunuz? Oranın sadece ABD dizilerini gösterdiğini mi düşünüyorsunuz? Netflix’i tek dizi gösteren Kanal D mi sanıyorsunuz? Bu platformla kavga etmek yerine burada dizi yayınlatsanıza. Yıkın geçin ortalığı hem de yayın haklarınızı bu adamlar korusun.
Ah bunu anlatabileceğimiz birkaç kişi çıksa… Ülkenin cari açığını kapatsak bu şekilde…