Biz planlamadan anlamıyoruz varın siz planlayın!

Biz planlamadan anlamıyoruz varın siz planlayın!

Sizce adının içinde planlama geçen bir kurum, planlama işini dışarı ihale eder mi? Bence edemez, etmemeli. Ama her 6 yılda bir bunu ne yazık ki yapıyoruz. Sesimizi de çıkarmıyoruz.

2005 yılında o zamanların Devlet Planlama Teşkilatı ile yoğun bir polemiğe girdim internet ve benzeri mecralarda yazdığım bir yazı yüzünden. Çünkü Devlet Planlama Teşkilatı, bilişim toplumu olabilmemiz yönündeki planlamaları yapma işini bir firmaya ihale etti. Benim bu konudaki tavrım çok netti: DPT, ana iştigal alanı planlama olan bir kuruluş olduğundan, planlama işini dışarı veremez. DPT resmi kanallardan çalıştığım gazeteye düzeltme yazısı gönderdi. Ben bir özür yazısı yazdım, şöyle başlıyordu: Ben bu yazıyı yazarken DPT içinde planlama işini yapabilecek yeterli kadronun olduğunu düşünmüştüm. Düzeltir özür dilerim.

Ardından bugüne geldik ve aynı polemik aynı haliyle elimize ayağımıza dolaştı. turk.internet.com haberine göre Emin Sadık Aydın diyor ki:

2010 sonrası dönemdeki gelişmeleri, strateji planı uygulanma dönemindeki ve dünyadaki gelişmeleri gözönüne alarak. Türkiye’nin bilişimi kullanarak büyümesini ve istihdamını nasıl destekleyebileceğini, bilişim sektörünün buradaki girişimciliği nasıl arttırabileceği konusunda analizleri ortaya koyacak, politika önerilerini ortaya koyacak bir danışmanlık hizmeti almak istiyoruz.

Neden? Eğer bir kurumsal yapıda dış kaynak kullanımına gidiyorsanız şunlardan birinin eksikliğini yaşıyorsunuz demektir: İnsan kaynağı, bilgi birikimi, know-how, enerji veya iş yapma isteği… Eğer bir devlet kurumundan bahsediyorsak, bunların herhangi birinin eksikliği kabul edilemez. Çünkü devlet bunların eksik olmaması için bir mekanizma olarak mevcuttur.

Aydın’ın kurduğu cümleden yola çıkacak olursak eğer dış kaynak kullanımı, yani ihaleden bahsediyorsak ya dünyadaki gelişmeleri takip edemiyoruz, bilişimin girişimciliği nasıl artıracağının analizini yapamıyoruz veya politika önerileri çıkarmayı beceremiyoruz… Ben, ülkemin bürokratlarına bunların hiçbirini yakıştıramıyorum.

Bu arada iki küçük not vermeyi tarihten bir sayfa açmayı da çok isterim: Birincisi, geçtiğimiz sefer aynı ihalenin ertesinde sektör STK ve bileşenleri biz gazetecilere dert yandı: “Ortaya çıkan rapor bizim anlattıklarımızın aynısı, içinde yeni bir şey yok!” İkincisi de ihale şartnamesi içinde çok acayip bir madde vardı: İhaleye dahil olarak ilgili departmandaki ilgili kişilerin yurt dışına götürülmesi… Bir bilgi toplumu dönüşümü araştırmasında insanlar niye şurt dışına götürülüyor anlamak mümkün değildi hala da anlayabilmiş değilim.

Son olarak… İster bana paranoyak deyin, ister fazla dikkatli. Bilişim bizim gibi tüm ülkelerin yumuşak karnı, kritik sektörü. Bu sektör gelişmezse bizimki gibi ülkeler geri kalır. Bu ihaleyi yabancı bir şirket alırsa bu kritik sektör hakkında tamamen bizim lehimize kararlar önerip önermelyeceğine yüzde bir milyon emin olabilecek miyiz?

Ben bir kez daha düşünün derim…

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş