türk telekom yeni logoTürk Telekom, basının birçok ismini çağırdığı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantı Antalya’da iki gün sürdü. Ne yazık ki yaşamsal koşturmacalar yüzünden toplantıya katılamadım. Toplantının ne olduğunu, neden bu kadar büyük bir etkinlik düzenlendiğini merak etmekteydim ki imdadıma oradan gelen basın bültenleri değil gazetelere ve ajanslara yansıyan yazılar yetişti: Avea ve TTNET artık Türk Telekom ismi ve çatısı altında birleşmişti.

Toplantıya katılan arkadaşların sosyal medya hesaplarından görebildiğim kadarıyla oldukça geniş katılımlı ve eğlence tarafı ağır basan bir etkinlik olmuş. Rıdvan Dilmen, soyadını bilmediğim hiç de merak etmediğim Survivor Turabi, soyadını kimsenin bilmediğini düşündüğüm Hadise ve gurmeler gurmesi Arda Türkmen gibi konusunun en önde gelen isimleri hoşça vakit geçirtmek için elinden geleni yapmış. Bir anlamda Acun Medya etkinliği olmuş.

Yapılanlara baktığımızda aslında Avea ve Ttnet’in tarihe karışması etkinliğiydi bu. Sonuçta eğlence dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı bir cenaze etkinliği olmuş bu.

Şirket doğal olarak bir logo değişikliğine de gitmiş. Böylesi birleşmelerde logo değiştirmek olaya daima bir dinamizm katar. Ki şirketin hazırladığı basın duyurusunda yeni logonun yeniliği, dinamizmi ve müşteri odaklılığını temsil ettiği dile getirilmiş.

Eski logonun 1980’lerden izler taşıdığı, 2000’lerde birkaç başarısız değişiklik denemesinin ardından yine aynen devam ettirildiği göz önünde bulundurulacak olunursa yerine ne konsa güzel dururdu. Bunu kesinlikle söyleyebilirim.

Laciverti korumuş kurum. Kurumsallık adına güzel bu. Cam göbeği rengini de korumuş ama keşke yapmasa mıydı? Bu arada cam göbeği diyorum ama renk isimleri konusunda çok cahilim biri şimdi çıkıp frilofirik mavi o derse tamam der geçerim. Muhtemelen herkes neYi kastettiğimi anlamıştır. Türk Telekom’un eski logosundaki play tuşu yeni logonun en belirgin özelliği olmuş. Bu güzel. Hem oyun hem eğlence hem de yeni dönemin önde gelen video özelliğini çağrıştırıyor. Bence logonun en güzel tarafı bu. Bir de işin “Türk” tarafı var ki Türk Telekom isminde bu kelimeyi geçirme konusunda imtiyaz sahibi. Çok şanslılar.

Toplantı sırasında Rami Aslan önemli açıklamalarda bulunmuş. Onları biraz masaya yatırmak gerekiyor diye düşünüyorum. Tüm Türkiye’ye yayılmış fiber altyapısının önemine vurgu yapmış. Gerçekten tüm ülkede olmak, 206 bin kilometre gibi Türk telekomünikasyon dünyası için önemli bir yapıya sahip olmak harika. Ama bunun satış rakamlarına yansımaması bana hep tuhaf geldi hep de gelecek. Fiber döşemeye kendinden onlarca sene sonra başlamış, dörtte biri kadar olan firmanın yarısı kadar müşteriye sahip olmayı haydi gazetecilere anlattınız. Hissedarlarınıza nasıl anlatırsınız bunu çok merak ediyorum.

Fiberin 4 nokta 5 ge adını verdikleri aslında 4G olan hizmete de katkı sağlaması yadsınamaz bir gerçek. Eğer 4G hizmeti tamamen WiFi üstüne kurulu bir teknoloji olsaydı yüzde 100 gerçek olabilirdi bu söylenenler. Ama Aslan’ın dile getirdiği gibi 4G için kritik öneme sahip 1800 MHz bandında en yüksek kapasiteyle 4G’nin en hızlısı olunacağı düşünülüyorsa, oturup birilerinin bazı mühendislik bilgilerini sorgulamak gerekebilir. 2001 yılından beri 1800 MHz’in en yüksek kapasitesine sahip Avea neden çok yüksek hızlarda mobil internet veremiyordu? Çünkü 2100 gerekiyor 2600 gerekiyor değil mi? Şimdi 1800 MHz bu işin en güzel tarafı, diğer frekanslar süs dersem bana kim inanır? Bunu söylemek için illa genel müdür veya CEO mu olmak gerekiyor? Sırf diğer frekanslar için önerilen ücretler ve ihalenin kapanış rakamları bile bu tezi yalanlamak için yeterli olacaktır. Bu frekans sayısıyla ulaşılabilecek hızın fiziksel ve mantıksal limitlerini bir kenara bırakıyorum…

Aslan’ın söylediklerinin içinde en önemli ve doğru bölümü televizyon için dile getirdikleri oluşturuyor. TRT ile kol kola vererek aldıkları Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa ligi çok önemli ve benzersiz bir içerik. Eğer Netflix ve türevleriyle gündelik içerik sorunlarını hallederlerse çok önemli bir adım daha atmış olurlar. Ligin ihalesinin önümüzdeki yıllarda yeniden yapılacağını düşündüğümüzde orada da bir fırsat var.

Diğer taraftan bence üstünde en çok tartışılması gereken sözler dile getirilen çoklu paket seçenekleri. Sebebini şöyle açalım: Türk Telekom aslında tüm Türkiye’de belli kriterleri oluşturmuş olan şirketlere internet ve sesle iletişim hizmeti satmakla yükümlü bir toptancı şirket. BTK tarafından yetkilendirilmiş herkese rekabet koşullarını sağlayacak internet hizmeti ve ses hizmeti satmak “ZORUNDA” ve bu serbest piyasa ekonomisiyle yönetildiğini umduğumuz ülkemizde tartışmaya açık değil. Çoklu paketten kasıt internet paketiyle paketlenmiş ses ve müzik hizmetleriyle mesela… Burada yapılan indirimler toptan ses ve data hizmeti verdiği küçük firmalar üstünde yıkıcı bir etkiye sahip olacaksa… Bu da mesela Rekabet Kurumu’nun “Türk Telekom artık tek bir şirket biz karışamayız” yaklaşımlarına nail olacaksa… Sanki bir şeyler ters gidiyor deme fırsatı doğacaktır bize. Devletin bunları öngörmediğini düşünmek devletin içinde çalışan insanların zekasına hakaret olacaktır. Mutlaka konuyla ilgili ciddi önlemler almışlardır diye düşünüyorum, umuyorum.

Evet Türk Telekom, yapısı itibarıyla ülkenin dijitalleşmesi için en büyük ihtiyacımızdır. Ama bu ülkenin dijitalleşmenin ötesinde serbest piyasa kurallarını gözeten, yıkıcı rekabetten kaçınan, başkalarının hakkını hor görmeyen güzelliklere de ihtiyacı var.